Tezin Türü: Doktora
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Gazi Üniversitesi, Sağlık Bilimleri Enstitüsü, Eczacılık Bölümü, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2012
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: Erdem Coşkun
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:İnfertilite vakalarının yarıya yakını erkek kaynaklıdır. Erkek infertilitesi, genetik ile güçlü bir şekilde ilişkilendirilmektedir. Bu sebeple, erkek infertilitesinin genetik sebeplerini aydınlatmak önem kazanmaktadır. Çalışmamızın amacı, genetik ile erkek infertilitesi arasındaki ilişkinin: (a) genetik altyapı, (b) sperm hücresindeki genotoksik hasar ve (c) akümüle olmuş somatik hasarın tespit edilmesi yolu ile araştırılmasıdır. Bu amaçla, özel bir tüp bebek merkezine başvurmuş olan 82 infertil ve 63 sağlıklı erkekten kan ve sperm numunesi toplanmıştır. Toplanan bu numunelerde: (1) genetik altyapının rolü, infertiliteye sebep olan iki farklı yolaktaki iki farklı gende (AR geni endokrin regülasyonunda ve GSTM1 geni ortak hücre fonksiyonu ve oksidasyon yolaklarında görev alır) polimorfizm çalışılarak, (2) sperm hücresindeki genotoksik hasar, Comet testi ile ve (3) akümüle olmuş somatik hasar, lenfositlerdeki Comet ve Mikroçekirdek testleri ile araştırılmıştır. Bunlara ek olarak, tüm sperm parametreleri de olası korelasyonun araştırılması açısından kayıt edilmiştir. Bulgularımıza göre, tüm parametreler arasında sadece sperm hücresinde yapılan Comet testinin sonuçları infertilite ile anlamlı bir ilişki içerisinde gözükmektedir. Diğer parametrelerdeki anlamlı ilişkinin eksikliği, bu konular üzerine daha kapsamlı çalışmaların yapılması gerektiğini göstermektedir. Sperm parametreleri ile sperm hücresindeki DNA hasarının ölçümünün mümkün olamaması sebebiyle, temelde sadece sperm parametrelerine dayalı analizlere bağlı olan Tüp Bebek çağında bir eksiklik göze çarpmaktadır. Sonuçlarımıza göre, Sperm Comet Testinin hasarlı DNA ya sahip sperm hücresinin değerlendirilmesi açısından etkili bir biyogösterge adayı olabileceği ve gelecekte kişiye özgü infertilite tedavisi açısından kullanılabileceği düşünülmektedir. Ancak bu nihai amaca ulaşmanın yolu, henüz valide ve standardize edilmemiş olan bu testin eksiklerini gidermekte yatmaktadır.