Ortodontide retansiyon prosedürlerinin uluslararası platformda karşılaştırmalı olarak değerlendirilmesi


Tezin Türü: Diş Hekimliğinde Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Gazi Üniversitesi, Diş Hekimliği Fakültesi, Klinik Bilimler, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2018

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: NACİYE DERİN SARISU DEMİRCİOĞLU

Danışman: REFİA LALE TANER

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Retansiyon, ortodontik braketler ile yapılan aktif tedavinin son safhasıdır ve dentoalveoler yapıların, oluşturulan estetik ve fonksiyonel konumlarının korunması durumudur. Çalışmanın amacı, uluslararası nitelikte ortodontistler tarafından kullanılan retansiyon protokollerini belirlemek ve sonuçları karşılaştırmalı olarak incelemektir. Anket sorularının oluşturulmasında yapılan kapsamlı literatür incelemesi sonrasında sıklıkla kullanılan retansiyon aygıtları ve protokolleri tanımlanmıştır. Çalışma 39 sorudan oluşmakta; 10'u katılımcıların demografik karakteristiklerini belirlemek, 29'u retansiyon tercihlerini belirlemek amacıyla çoktan seçmeli oluşturulmuştur. Çalışma, WFO bünyesinde 27-30 Eylül 2015 tarihinde Londra' da düzenlenen 8th International Orthodontic Congress'e katılan ortodontistlere İngilizce, TOD tarafından düzenlenen 02-04 Kasım 2015 tarihli XIV. Uluslararası Türk Ortodonti Derneği Sempozyumu' na katılan 450 katılımcıya Türkçe anket metni ile uygulanmıştır. Ve TOD'a kayıtlı 1200 ortodontiste web tabanlı anket metni gönderilerek bulgular toplanmıştır. Veriler IBM SPSS programı ile analiz edilmiştir. Nominal değişkenlerin grupları arasındaki ilişkileri Ki-Kare analizi ile incelenmiştir. Katılımcıların %52,48'i kadın, %47,52'si erkek bireydir (n=343). Katılımcıların %78,72' si (n=270) Türk, %21,28'i (n=73) yabancı ortodontistlerden oluşmuştur. Mesleki tecrübe; %48,54 ile 5 yıl ve aşağısı, %33,66 ile 6-15 yıl ve %16,8 ile 16 yıl ve üzeri olduğu gözlemlenmiştir. Retansiyon prosedürünü belirlerken; tedavi öncesi durum, tedavi sonrası interdijitasyon ve oral hijyen katılımcıların dikkat ettiği ilk üç tercih olmuştur. Sabit retansiyon tercihi; gerekli çapraşıklık 3-5 mm, rotasyon ise 3-5 mm olarak bulgulanmıştır. Katılımcıların tedavi ve retansiyon ihtiyacını belirlemede ICON ve PAR indeksten yüksek oranla faydalanmadığı ortaya çıkmıştır. Katılımcıların %50,15'i çekimli sabit tedaviyi en stabil uygulama seçmiştir. Katılımcıların %49,42'si maksiller arkta ve %49,12'si mandibular arkta en sık olarak başarısızlıkla karşılaştığını belirtmiştir. En sık gözlemlenen başarısızlık nedeni olarak; katılımcıların %36,44'ünde kompozit-mine yüzeyinde ayrılma bulgusu, %29,45'i tel kırılma-kopma ve %19,53'ü bonding ayrılma problemi belirlenmiştir. Sabit retainer uygulamasında tercih edilen materyal hususunda; katılımcıların %38,78'i twist-flex, %32,36'ı dead wire tercih etmişlerdir. Katılımcıların %69,1'i yaşam boyu retansiyonu desteklemektedir. Çalışmamız retansiyon dönemi için kanıta dayalı bir uygulama kılavuzu oluşturma ihtiyacına ışık tutmakta ve klinisyenlerin en gerçekçi yaklaşımla meslek hayatlarında kullanabilecekleri bir ayna niteliği taşımaktadır.