Farklı biyomimetik remineralizasyon ajanlarının demineralize yüzey altı mineye etkilerinin mikrosertlik ölçümü ve sem-eds analizi ile incelenmesi
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Gazi Üniversitesi, Diş Hekimliği Fakültesi, Klinik Bilimler, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2025
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: İLKNUR AKAY DEDE
Danışman: SUAT ÖZCAN
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Bu tez çalışmasının amacı; florür içermeyen biyoaktif cam (BAG), kazein fosfopeptit-amorf kalsiyum fosfat (CPP-ACP) ve nanohidroksiapatit (nHAp) içerikli üç farklı diş macununun, 1450 ppm florür içeren diş macununa kıyasla demineralize minenin yüzey altına etkisini mikrosertlik ve SEM-EDS analizleri ile karşılaştırmalı olarak değerlendirmektir. Çalışmada toplam 55 adet molar diş, rastgele beş gruba (n=11) dağıtıldı. Dişler meziodistal yönde elmas separe ile ikiye ayrılarak bukkal ve lingual parçalar elde edildi. Her örneğin bukkal yüzeyine tırnak cilası ile 3x3 mm boyutunda iki adet pencere çizildi. Aynı dişin bukkal yüzeyi, demineralize alan ve tedavi alanı olarak kullanılırken, lingual yüzeyi sağlam kontrol alanı olarak kullanıldı. Örnekler, başlangıç çürük lezyonları oluşturmak amacıyla 37°C'lik etüvde 72 saat boyunca demineralizasyon solüsyonunda bekletildi. Örnekler, 14 günlük pH siklusu boyunca günde 6 saat demineralizasyon ve 16 saat remineralizasyon solüsyonlarında bekletildi. Remineralizasyon ajanları, demineralizasyon öncesi ve sonrası olacak şekilde günde iki kez her örneğe mikrofırça yardımıyla 3 dakika süreyle uygulandı. pH siklusu tamamlandıktan sonra örneklerden, bukkal ve lingual parçalardaki 3x3 mm'lik pencerelerinin ortasından ayrılarak kesitler elde edildi. Mikrosertlik ölçümleri, sağlam, demineralize ve remineralize alanlardan 30 µm, 50 µm, 100 µm ve 150 µm derinliklerde yapıldı. Her derinlikten üç ölçüm alınarak ortalama değer hesaplandı ve mikrosertlik geri kazanım oranları belirlendi. Ayrıca, morfolojik değişiklikler ve Ca/P oranlarının değerlendirilmesi amacıyla her gruptan iki örnek SEM-EDS analizi için hazırlandı. Elde edilen veriler, IBM SPSS Statistics 22 programı kullanılarak analiz edildi. Gruplar arası farklılıklar için One-Way ANOVA testi, anlamlı farklılığın kaynağını belirlemek için ise Tamhane's T2 post-hoc testi kullanıldı. İstatistiksel anlamlılık düzeyi 0,05 olarak belirlendi. İstatistiksel analizler sonucunda, tüm gruplarda demineralizasyon sonrası yüzey altı mikrosertlik değerlerinde anlamlı bir azalma olduğu, ancak pH siklusu sonrası remineralizasyon etkisiyle anlamlı bir artış olduğu tespit edildi (p<0,001). 30 µm derinlikte, nHAp, CPP-ACP ve 1450 ppm florür grupları benzer geri kazanım oranları gösterirken, üç remineralizasyon ajanının da BAG grubuna kıyasla anlamlı derecede daha yüksek remineralizasyon kapasitesi sergilediği görüldü. 50 µm derinlikte, CPP-ACP ve nHAp grupları benzer geri kazanım oranlarına sahip olup, bunu sırasıyla 1450 ppm florür ve BAG grupları takip etmiştir. 100 µm derinlikte ise en yüksek geri kazanım oranı nHAp grubunda gözlemlendi, CPP-ACP ve BAG grupları nispeten yüksek değerler gösterse de 1450 ppm florür grubunda elde edilen sonuçların en düşük seviyede olduğu görüldü. 150 µm derinlikte, en yüksek geri kazanım oranı yine nHAp grubunda elde edilmiş olup, 100 µm derinlikteki bulgulara benzer şekilde CPP-ACP ve BAG gruplarının remineralizasyon etkisi yakın seviyelerde bulundu. 1450 ppm florür grubunun ise 150 µm derinlikte neredeyse hiçbir remineralizasyon ajanı uygulanmayan kontrol grubu ile benzersonuçlar verdiği belirlendi. Çalışmamızın sınırlılıkları göz önünde bulundurulduğunda, nHAp ve CPP-ACP içerikli remineralizasyon ajanlarının hem yüzeye yakın hem de derin yüzey altı seviyelerinde yüksek geri kazanım oranları vermesi sebebiyle 1450 ppm florüre potansiyel bir alternatif olabileceği düşünülmektedir. Öte yandan, BAG içerikli remineralizasyon ajanının yüzey altı remineralizasyonunda, yüzeye kıyasla daha etkili bulunması nedeniyle florür ile kombine kullanımının remineralizasyon etkinliğini artırabileceği öngörülmektedir.