Yavaş ve hızlı üst çene genişletmesinin iskeletsel ve dişsel etkilerinin karşılaştırmalı olarak incelenmesi


Tezin Türü: Doktora

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Gazi Üniversitesi, Diş Hekimliği Fakültesi, Klinik Bilimler, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 1995

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: SUMRU HIZLAN LORENZON

Danışman: Sevil Akkaya

Özet:

117 Transversal yön malokluzyonların en belirginlerinden olan bilateral posterior çapraz kapanışların düzeltilmesinde günümüzde yaygın olarak kullanılan apareylerden olan Hyrax ve Minne-Expander apareylerine posterior ısırma düzlemleri eklenerek uygulanan HÜÇG ile YÜÇG yöntemlerinin dişsel ve iskeletsel etkileri açısından üç boyutlu olarak değerlendirilmesi ve sonuçlarının karşılaştırılması amacıyla bu araştırma yapılmıştır. Araştırmanın materyalini; transversal yönde üst çene bazal kaidesinin darlığından kaynaklanan bilateral çapraz kapanış ile birlikte sagital yönde Angle Kİ I veya Angle Kİ II molar ilişki gösteren ve toplam 24 bireyden oluşan iki adet uygulama grubundan alınan aktif uygulama başlangıcı, aktif uygulama sonu ile pekiştirme sonu lateral sefalometrik filmler, posteroanterior filmler, el-bilek filmleri, oklüzal filmler ve ortodontik modeller oluşturmaktadır. Aktif uygulama başlangıcı kronolojik yaş ortalamaları HÜÇG grubu için 11.96 yıl, YÜÇG grubu için 12.31 yıldır. HÜÇG grubunda Hyrax vidası, YÜÇG grubunda Minne-Expander zembereği, 1 milimetre kalınlığında hazırlanan posterior ısırma düzlemleri içerisine yerleştirilerek hazırlanan apareylerde; Hyrax vidası bireyler tarafından günde 2 kere, Minne-Expander apareyinin zembereği ise her hafta sıkıştırılarak aktive edilmişlerdir. HÜÇG grubu için uygulama süresi 0.70- 1.60 ay, YÜÇG grubu için ise 2.00-5.16 ay arasında olmuştur. Aynı apareyler pekiştirme amacıyla bireylere aktif uygulamaları bittikten sonra, 3 ay daha kullandırılmıştır. Araştırma materyalini oluşturan ortodontik modeller üzerinde 7 adet ölçüm, posteroanterior filmlerde 1 7 adet ölçüm, lateral sefalometrik filmlerde 14 adet ölçüm yapılmış ve değerlendirilmiştir. Oklüzal filmler- 118 - midpalatal suturun incelenmesinde kullanılmıştır. Her iki uygulama grubunda aktif uygulama başlangıcı ve sonu, aktif uygulama sonu ve pekiştirme sonu, aktif uygulama başlangıcı ve sonu, aktif uygulama sonu ve pekiştirme sonu, aktif uygulama başlangıcı ve pekiştirme sonu ortalama değerler bakımından grup içi farkların istatistiksel önem kontrolü "eşleştirilmliş t-testi" ile; grupların gerek aktif uygulama başlangıcı ve sonu, aktif uygulama sonu ve pekiştirme sonu, aktif uygulama başlangıcı ve pekiştirme sonu ortalamaları arası farkın, gerekse araştırma süresince gösterdikleri ortalama değişiklikler arası farkların önem kontrolü "student t-testi" ile yapılmıştır. Tüm araştırma süresince araştırma bulguları değerlendirildi ğinde; midpalatal suturun HÜÇG tedavi yöntemi ile bütün bireylerde, YÜÇG tedavi yöntemiyle ise 1 2 bireyin 9'unda ayrıldığı saptanmış ve 3 aylık pekiştirme safhası sonunda kemiksi doku ile dolduğu belirlenmiştir. Üst birinci büyük azı dişleri, üst birinci küçük azı dişleri, üst kanin dişleri, alt birinci büyük azı dişleri, alt kanin dişleri arası genişliklerde ve üst çene ark perimetresinde artışlar elde edilmiş; üst kanin dişler arası genişlik, gruplar arasında biyometrik olarak önemli bir fark oluşturacak şekilde HÜÇG grubunda daha fazla artmıştır. Her iki uygulama grubunda da üst birinci büyük azı dişleri arası genişlik, maksiller iskeletsel genişlik ve nazal kavite genişliklerinde saptanan değerler; en fazla artışın üst birinci büyük azı dişleri arasında oluştuğunu ve yukarıya doğru gidildikçe bu değerlerin azaldığını göstermektedir. Ancak nazal kavite genişliğinin HÜÇG grubunda YÜÇG grubuna göre önemli düzeyde daha fazla olacak şekilde arttığı görülmüştür. Maksiller yarımlar ve üst birinci büyük azı dişlerinde bukkal yönde devrilme hareketi saptanmıştır. Üst çene, kafa kaidesine göre her iki tedavi yöntemiyle de sagital yönde ileriye doğru yer değiştirirken; alt çene sadece HÜÇG grubunda aşağıya ve geriye doğru rotasyona uğramıştır. Keserler arası açı ve overjet miktannda her iki uygulama grubunda da artış gözlenmiştir. Sagital ve vertikal yönlerde gruplar arasında biyometrik olarak önemli bir fark bulunmamıştır.