Akut lösemi tanılı allojenik kök hücre nakli yapılan hastalarda hepatik veno-okluzif hastalık sıklığı ve risk faktörleri


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Gazi Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Dahili Tıp Bilimleri, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2022

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: EKİN AREL YEŞİLOĞLU

Danışman: Zübeyde Nur Özkurt

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Çalışmamızda akut lösemi nedeni ile AKHN yapılan hastalarda SOS insidansı ve risk faktörlerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Erişkin Kök Hücre Nakli Biriminde 2006-2022 yılları arasında AKHN yapılmış akut lösemili 18 yaşın üzerindeki 309 hasta geriye dönük olarak olarak incelenmiştir. SOS tanımlanmasında modifiye Seattle kriterleri kullanılmıştır. Çalışmamız popülasyonunda SOS insidansı; SOS profilaksisinde Defibrotid kullanılmaya başlanmadan önce %26,1, Defibrotid kullanılmaya başlandıktan sonra %13,5 olarak görülmüştür (ortalama %20,1). Ortanca 18 aylık bir takip süresiyle izlenen hastalarda SOS tanımlanan hastaların genel sağkalımı %26,7, 100.gün sağkalımı %58,3 görülmüştür. Miyeloablatif rejim (OR:2,224; p=0,028), ALL (OR:2,557; p=0,002) ve karnofsky performans skoru (OR:4,520; p<0,001) SOS açısından risk faktörü olarak saptanmıştır. Amfoterisin B (OR:3,068; p=0,011) ve kaspofungin (OR:4,672; p=0,017) kullanımı ile SOS birlikteliği anlamlı olarak sık bulunmuştur. Cinsiyet, yaş, donör tipi, komorbiditesi olması, nakil sayısı, OKHN öyküsü risk faktörü olarak bulunmamıştır. AKHN öncesinde alınan rejim sayısının fazlalığı (OR:1,225; p=0,071) SOS sıklığında anlamlılığa yakın ve 100.gün sağkalımda etkili saptanmıştır (HR:1,296; p=0,006). VKİ düşüklüğü (p=0,062), akut lösemi tanısından HKHN'ye kadar geçen sürenin fazlalığı (p=0,078) SOS riski açısından anlamlılığa yakın etkili bulunmuştur. Hazırlık rejiminde thiotepa kullanımı (p=0,001), GVHD profilaksisinde MTX kullanımı (p=0.019), hiperakut GVHD gelişimi (p=0,011) SOS riskini artıran faktörlerdendi. Nakil gününde hesaplanan EASİX skorları ve hazırlık rejimi öncesine göre artan EASIX skorlarının SOS gelişen hastalarda belirgin yüksek bulunmuştur (p=0.047 ve p<0.001). Sonuç olarak, SOS'nin multifaktöryel olması nedeniyle nakil öncesi ve nakil sürecinde risk faktörlerinin iyi irdelenmesi, belirti ve bulguların erken fark edilmesi önemlidir. Son yıllarda SOS riski yüksek hastalarda Defibrotid proflaksisisin eklenmesi ile SOS sıklığında azalma kaydedildiği düşünülebilir. Yüksek riskli hastanın belirlenmesinde hazırlık rejiminden hemen önce ve kök hücre infüzyonundan hemen önce hesaplanan EASIX skorundaki değişim etkin bir belirteç olabilir. Hazırlık rejimi ile artan endotel disfonksiyonunun belirlenmesi ve SOS gelişiminin öngörülmesi ile SOS için yüksek riskli kabul edilen hastalara ek proflaktik önlemler alınabilir.