Cerrahi destekli hızlı üst çene genişletmesinde farklı osteotomi tekniklerinin sonlu elemanlar analiz yöntemi ile karşılaştırılması
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Gazi Üniversitesi, Diş Hekimliği Fakültesi, Klinik Bilimler, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2024
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: MÜJDE GÜRSU
Danışman: MEHMET BARIŞ ŞİMŞEK
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Maksiller transversal darlık kraniyofasiyal bölgede yaygın görülen iskeletsel problemlerden biridir. Tedavide erişkin hastalarda büyüme ve gelişme tamamlandığı için ortodontik apareyler yardımıyla cerrahi destekli hızlı üst çene genişletmesine ihtiyaç duyulur. Cerrahi destekli hızlı üst çene genişletmesi (CDHÜÇG); maksillada yapılan osteotomiler sayesinde oluşan direnci ortadan kaldırmak ve yetişkinlerde transversal darlığı gidermek amacıyla maksillanın serbestleştirilmesi işlemidir. Literatürde günümüze kadar cerrahi destekli hızlı üst çene genişletmesi için farklı osteotomi teknikleri ve bunların kombinasyonları önerilmiştir. Çalışmamızdaki amaç; cerrahi destekli hızlı maksiller genişletme tekniklerinin maksilla ve yüz kemikleri üzerinde oluşan streslere ve meydana gelen yer değiştirmeye olan etkisini, sonlu eleman analizi (SEA) yöntemi ile karşılaştırmaktır. Sonlu elemanlar analizi, karmaşık geometriye sahip cisimlerin bilgisayar ortamında simüle edilmesini sağlayan matematiksel bir yöntemdir. Çalışmamızda bu amaçla midpalatal osteotomi, lateral osteotomi, basamaklı lateral osteotomi, pterygomaksiller bileşke osteotomisi ve bunların kombinasyonlarının simüle edildiği 7 farklı model oluşturulmuş ve osteotomilerin maksilla ve yüz kemikleri üzerinde oluşan streslere ve yer değiştirmelere etkisi incelenmiştir. Modellerin değerlendirilmesi sonucunda; pterygomaksiller bileşke osteotomisinin uygulanması maksillada daha paralel bir genişleme elde etmek için etkili olabilir. Midpalatal osteotomi maksillada lateral yönde yer değiştirmeyi önemli ölçüde artırmıştır. Uygulanan osteotomi sayısının artması ile maksilla ve çevre anatomik yapılarda görülen stres değerleri azalmış, meydana gelen yer değiştirmenin arttığı görülmüştür.