ÇOK KRİTERLİ ANALİZ TEKNİKLERİ KULLANILARAK CBS TABANINDA JEO ÇEVRESEL KRİTERLERE GÖRE GÖLBAŞI ÖÇK BÖLGESİNİN MİKROBÖLGELENDİRİLMESİ


Tezin Türü: Yüksek Lisans

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Gazi Üniversitesi, Fen Bilimleri Enstitüsü, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2010

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: Derya POLATKAN

Danışman: ŞULE TÜDEŞ

Özet:

Doğal kaynak zenginliği bir ülkenin gelişmişlik düzeyini belirleyen temel adımlardan birisidir. Sanayileşmede ki ilerleme ile doğal olan her unsurun (toprak, su, hava, bitki örtüsü, yaban hayatı vs.) tüketimi paralellik gösterir. Ancak gelişmiş ülkelerin jeo çevresel değerlere verdikleri önem kentleşme ile birlikte teknolojinin de gelişmesini sağlamış ve plancıların arazi kullanımında doğal kaynakları tahrip etmeden gelecekte olası kullanımlar için çözümler üreterek planlar ve analizler yapmasına imkan tanımıştır. Bütün bu gelişmelerin yanında hukuki boşluklardan kaynaklanan plansız yapılaşma, rant oluşturma, ve yanlış imar uygulamaları ile tükenmeyeceği düşünülen doğal kaynaklar üzerinde ekosistem değişimleri meydana gelmektedir. Bu nedenle Ankara'nın en önemli havzası olan Gölbaşı Mogan ve Eymir gölleri çevresi 1991 de ÖÇK bölgesi ilan edilmiştir. Bu çalışmada 1992-2008 yılları arasında bu bölgede yaşanan doğal kaynak değişimleri CBS tabanında uzaktan algılama ile geçmiş ve güncel arazi kullanım haritalarından faydalanılarak incelenmiştir. Ayrıca bu değişimler doğrultusunda çok kriterli analiz tekniklerinden AHP istatistiksel modeli kullanılarak jeo çevresel değerlerin koruma önceliklerine göre alan beş farklı mikrobölge olarak derecelendirilmiştir. Analiz sonuçlarına göre oluşturulan koruma öncelikleri haritası değerlendirilerek planlamaya yönelik öneriler getirilmiştir. On altı yıl içinde arazi kullanımında ki en önemli değişimler, 1703 ha'lık artış ile yerleşim alanlarında olmuştur, buna bağlı olarak tarım alanları, açık alanlar ve ağaçlık alanlar toplamında 1815 ha'lık küçülme yaşanmıştır. Ayrıca koruma alanı olmasına rağmen sanayi ve depolama alanlarında da 643 ha'lık artış tespit edilmiştir. Bu değişimler jeolojik açıdan akifer ve akifer reşarj alanları üzerinde bulunduğundan su kaynaklarında kirliliğe sebep olmaktadır.