E-İŞİT İşitme Engellilerin Yükseköğrenim Olanaklarının Geliştirilmesi ve Desteklenmesi için Elektronik Materyal Hazırlanması (e-isit)


Kemaloğlu Y. K. (Yürütücü) , Korkmaz H. H. , Yaprak Kemaloğlu P.

Dünya Bankası Destekli Proje, 2009 - 2010

  • Proje Türü: Dünya Bankası Destekli Proje
  • Başlama Tarihi: Temmuz 2009
  • Bitiş Tarihi: Temmuz 2010

Proje Özeti

Bu proje kapsamında; ileri-çok ileri işitsel yetersizlikten etkilenerek konuşma yetilerini de kaybetmiş olan lise ve üniversite çağındaki gençler ele alınmıştır. Bu projenin sonuçları, işitme yetisini kaybetmiş olmasına karşın erken (re)habilitasyon ve erken ve yeterli bir özel eğitimle konuşma yetisini kazanmış olan işitsel yetersizlikten etkilenen (İYE bireyleri de bir oranda ilgilendirse bile, asıl hedef grubumuz, doğal iletişimi “işaret dili” ve “dudak okuma” ile sağlayan Sağırlardır.

Bizim bu proje kapsamında birlikte çalıştığımız ve daha iyi bir yükseköğrenim süreci için önerilerde bulunduğumuz gençler, ister işitme cihazı kullansın isterse kullanmasınlar, işaret dili ile iletişim kuran bireylerdir. Bu proje kapsamında işitme seviyelerinin ne olduğu önemsenmemiş olmakla birlikte, büyük kısmı, ileri-çok ileri derecede işitme yetisini kaybedenlerden oluşmaktadır. Bu proje için önemli olan, bir bireyin işitsel yetersizliğinden dolayı konuşma dışında bir iletişim yöntemi kullanmak durumunda kalması ve bu nedenle de yükseköğrenime ulaşma noktasında toplumun geri kalanına göre bariz olarak dezavantajlı olmasıdır.

İşaret dilini anadil olarak benimseme büyük bir çoğunlukla doğuştan ya da hayatın ilk 1–2 yılı içinde işitme kaybı olanlarda ortaya çıkan bir durumdur ve genellikle ileri-çok ileri derecedeki İYE’lerde görülür. Orta-ileri ve daha düşük seviyedeki işitme kayıplarında da değişik derecelerde konuşma yetersizliği olsa bile, bunların genellikle “dilsiz” olarak ifade edilecek bir konuşma bozukluğu ortaya çıkmaz (ilave nörolojik veya gelişimsel sorunları olanlar istisnadır). Günümüzdeki olanaklar, işitme kaybının derecesi ne olursa olsun, erken tanı (hayatın ilk 3 ayı içinde), erken (re)habilitasyon (hayatın ilk 6 ayında) ve erken ve yeterli özel eğitimle ileri-çok ileri seviyede de olsa İYE’lerin konuşma gelişimini sağlamasına olanak verir. Ancak, 2 yaşına kadar (re)habiltiasyon yapılmamış İYE’lerde daha sonraki dönemlerde konuşma gelişiminin başarılabilmesi, son derece güç ve ileri-çok ileri seviyede işitme kaybı olanlardaysa neredeyse imkânsızdır. Yukarıda da belirtildiği gibi, bu proje kapsamına giren gençler, işaret dilini asıl iletişim yöntemi olarak benimsemiş bireylerdir. Bunların arasında bir dereceye kadar konuşma gelişimi olanlar olsa bile, bu bireyler iletişimde, yani “bilgi, düşünce, istek ya da amacın aktarılması”nda, işaret dilini tercih etmektedirler. Bu bağlamda, bu proje kapsamındaki Sağırların konuşma yetenekleri sorgulanmamıştır. Çünkü konuşma yeteneğini doğal olarak geliştiren ve bunu iletişim yöntemi olarak kullanabilen İYE gençlerin ülkemiz şartlarında “işitme engelliler” okullarına gitmeleri beklenmediği gibi, az-çok konuşabilir olsalar da eğer işaret dili onlar için esas iletişim tercihi haline gelmişse, bu olgular da birer Sağır  olarak kabul edilmek durumundadır.

Pek çok gelişmiş demokraside; ailelere, işitme kaybı olan çocuklarını hangi şekilde (re)habilite etmek istedikleri konusunda (konuşma ya da işaret dili) seçim yapma hakkı verilmektedir. Örneğin; İngiltere’de tarama testinde işitme kaybı saptanan bebeğin evine gelen sosyal hizmet uzmanı, aileye işitme cihazlarıyla (re)habilitasyon ve ardından “oral” (konuşmayı hedefleyen) özel eğitim seçeneğiyle erken yaştan işaret dili merkezli bir özel eğitim seçeneğini bir arada tanıtmakta ve tercih yapmalarını istemektedir. Ülkemizde bu şekilde bir sistem yoktur; hatta Türk Ceza Kanunu’na göre, çocuğunu (bilgilendirilmesine rağmen) var olan tanı, işitme cihazıyla (re)habilitasyon ve özel eğitim olanaklarından yararlandırmayan ebeveynlerin çocuklarının haklarını ihlal ettikleri iddia edilebilir (ayrıca bugüne kadar ülkemizde işaret dili tabanlı bir özel eğitim/eğitim süreci de geliştirilmemiştir; bu konu ayrıca ele alınacaktır). Bu bağlamda; bu proje kapsamında incelenen bütün

Sağrılar, aslında ülkemizde mevcut sistem içinde, erken yaşta işitme cihazıyla (re)habilite edilme olanağına kavuşturulamamış ya da denenmiş ama başarısız olunmuş olgulardır. Diğer bir ifadeyle, ülkemizde sağlık ve eğitim mevzuatının kabul ettiği tek sistemden bir şekilde fayda sağlamayanlar, bu projenin hedef grubunu oluşturmaktadırlar. Bu durum, projenin uygulama aşamaları ve öneriler kısmı incelenirken akılda tutulması gereken önemli bir husustur.

Bu projenin amacı; Dünya Bankası’nın düzenlediği “Yaratıcı Kalkınma Fikirleri Yarışması”na başvurulurken Sağır lise ve üniversite öğrencilerinin yükseköğrenim/üniversite kavramlarına bakışının anlaşılması ve daha fazla Sağırın yükseköğrenime katılması ve katılanların da başarısının artırılmasına yönelik somut önerilerin saptanması, olarak ifade edilmiştir. Ancak; uzun yıllardır bu camia içinde olan ve/veya onlara hizmet sunan bir ekip olmamıza rağmen, yapılan anket çalışmaları ve birebir görüşmeler sırasında karşımıza çıkan durum, Sağır camiasının yükseköğrenim sorununun diğer problemlerinden ayrıştırılarak incelenemeyeceği ve çözülemeyeceği noktasına bizi getirmiştir. Raporda detaylı olarak anlatılmaya çalışılan bu sorunun irdelenmesi, son derece önemlidir. Bu konunun her boyutuyla incelenmesi için farklı bilim dalları birlikte ve ayrı ayrı faaliyette bulunmak durumundadır.