http://www.mektepligazete.com. , cilt.3, sa.4, ss.1-5, 2025 (Hakemsiz Dergi)
Toplumu Niye Nominalist Yapıyorsunuz?
Dr. Mustafa Karaağaçlı*
1.Öznede Nominalizm
Nominalizmin
diğer adı olan adcılık,
gerçekçilik anlayışının
karşıtlığıdır. Nominalizm, Antik Çağda Sofistler ve Stoacıların temellerini
attığı, deneyci
bilimcilerden Locke, Berkeley ve Hume ile
ivme kazanan bir
öğreti alanıdır. Nominalizmde, diller-tümeller seslerden ibarettir ve bu
sesler düşünceleri adlandırmak için kullanılır, onların gerçeklikleri yoktur.
Nominalizme
göre; gerçek olan bu dünyadaki tikel varlıklardır.
Adların ya da kavramların nesnelerle
ilişkileri nedensiz ve rastlantısaldır. Gerçekçilik-adcılık
tartışmasında adcılığın üstünlük kazanması ve güçlenmesi Ockhamlı William ile
olmuştur. Ockhamlı William kavramsal adcılığın temsilcisi
olarak; kavramsal nominalizmi öne sürerken kavramların gerçeklikle doğrudan
bağının kesildiğini vurgular (www.wikipedia).
Türkiye Coğrafyası’nda güncel bir çok alanda anılan
bu nominalizmin izleri somutlanıyor.
Türkiye
Coğrafyası’nda toplumun giderek nominal olması; (1)Felsefi, (2)Sosyolojik, (3)Ekonomik, (4)Tarih, (5)Toplumsal psikoloji
(6)Hukuk ve (7)Antroploji disiplinleri temelinde ve tümelinde ele alındığında
daha nesnel görülüyor:
Gezegende ve Türkiye Coğrafyası’nda reel politika yapıcılarının konvansiyonel ve
sanal medya araçlarını nominalist yaklaşımla kullanmalarıyla kavramlar gerçek
uygulamalardaki bağlarından kopartılmış
oluyor.
2.Nominalist Toplumda Somutlanıp Gözlenenler
Nominalizmin en çok
gözlendiği alanlardan yaygın bazıları şunlardır:
·
Olgular
ve olaylar, bilimsel bulgular yerine siyasal din bağıyla açıklanıp
gerekçelendiriliyor. Siyasal din
“Emevi Özneli” olup, kutsiler gösterişli saraylarla imgelenip teyitlenir
·
Üretim biçimini ve ilişkileri
Ekonomi bilimi yerine; “faiz günah
keçisiyle açıklanıp temellendiriliyor. Aslında çok sevdikleri parayı somutça izlesinler
ceplerine ve kursaklarına
giren faizi nasıl ceplediklerini ve yediklerini görürler.
·
Cumhuriyetçi Demokrasi tarihi tüm
gerçekliğiyle 102. Yaşına erişirken, yapılanlar “eski-yeni” özneleriyle eylemleştiriliyor. Oysa bir
olgu ve olaya “yeni”
demekle yeni olmaz, kökten, radikal ve devrimci nitellere uygun olmasıyla “yeni-orijinal ve özgün”
olur.
· Üretim
güçleri emperyal olduğu için gezegende
hala daha açlık çeken ülkelerin ve toplumların varlığı
gözleniyor. Afrika’nın çoğunda ve Filistin-Gazze bu insanlık
utancının somut adresleri olmaya devam
etmektedir (Karaağaçlı, 2025-1).
· Yeni
özneli kuşatmacı ve tutucu politikalarla insan kaynakları yancı kullanılıyor.
Kamuda liyakat ve hak edilmiş ulusal ölçekli sınavlardan alınan puanlar yerine; “mülakat tuhaflığı” ile bilimsellikten uzak öznel ölçütlü
güya sözlü sınavlarla (!) işgörenler
alınıyor, “insani, hukuki ve kul
hakkı boyutları çöpe gidiyor.