Hipoparatiroidide kalsiyum alkali sendromu ve akut böbrek hasarı


Erdoğan F., Cerit E. T.

47. TÜRKİYE ENDOKRİNOLOJİ VE METABOLİZMA HASTALIKLARI KONGRESİ, Antalya, Türkiye, 29 Nisan - 03 Mayıs 2026, ss.201, (Tam Metin Bildiri)

  • Yayın Türü: Bildiri / Tam Metin Bildiri
  • Basıldığı Şehir: Antalya
  • Basıldığı Ülke: Türkiye
  • Sayfa Sayıları: ss.201
  • Gazi Üniversitesi Adresli: Evet

Özet

Hipoparatiroidide kalsiyum alkali sendromu ve akut böbrek hasarı

Firdevs Erdoğan1, Ethem Turgay Cerit1, Elif Işıl Ay2, Enes Baturşad Toker2

1Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi, Endokrinoloji Bilim Dalı, Ankara

2Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi, İç Hastalıkları Anabilim Dalı, Ankara

 

Amaç: Total tiroidektomi operasyonu sonrası hipoparatiroidi gelişen hastalarda kalsiyum ve D vitamini takviyesi standart tedavi yaklaşımıdır. Ancak kalsiyum ve d vitamini preparatlarının kontrolsüz kullanımı ciddi hiperkalsemik krize yol açabilmektedir. Bu olguda, Hurthle hücreli karsinom nedeniyle total tiroidektomi uygulanmış; kalsiyum karbonat ile kolekalsiferol ve kalsitriol tedavisi altında izlenen, dehidratasyonun da eşlik ettiği ciddi hiperkalsemi, akut böbrek hasarı tablosuyla başvuran 62 yaşında bir kadın hasta sunulmaktadır.

Yöntem: Olgunun klinik, laboratuvar bulguları retrospektif olarak değerlendirilmiştir.

Bulgular: Bilinen 2011 yılında Hurthle hücreli karsinom nedeniyle total tiroidektomi öyküsü olan 62 yaşında kadın hasta, postoperatif hipoparatiroidi nedeniyle 1500 mg kalsiyum karbonat ve 400 IU kolekalsiferol günde üç tablet, kalsitriol 0.5 mcg günde bir kapsül tedavisi almaktaydı. Dört gündür olan bulantı, kusma, oral alım bozukluğu, halsizlik, çok idrara çıkma şikayetleri ile acil servise başvurdu. Fizik muayenesinde oral mukozanın kuru olduğu görüldü, hastada ortostatik hipotansiyon mevcuttu. Başvuru sırasında yapılan kan tetkiklerinde serum kalsiyumu 16,1 mg/dL, albümin 3.8 g/dL (düzeltilmiş kalsiyum 16,26 mg/dL), kreatinin 3,4 mg/dL (bazal kreatinin 0,9 mg/dL) olup ciddi hiperkalsemi ve KDIGO kriterlerine göre evre 3 akut böbrek hasarı saptandı. Laboratuvar incelemelerinde azotemi, metabolik alkaloz da tespit edildi: BUN: 54 mg/dL, venöz pH: 7.49, bikarbonat 34 mEq/L, klor: 96 mEq/L, fosfor: 2.7 mg/dL, iyonize kalsiyum: 2.02 mmol/L, intakt PTH: <6 mcg/L, 25-OH D vitamini: 28.9 ng/mL. EKG sinüs ritminde, QTc 408 ms olarak hesaplandı. Hastanın ilaç kullanımı ayrıntılı olarak sorgulandığında tedavilerine ek olarak 1000 mg kalsiyum sitrat, 600 IU kolekalsiferol içeren gıda takviyesinden son üç haftadır günde dört kez kullandığı ortaya çıktı. Aynı zamanda iki ay önce hastaya hipertansiyon tanısı konulduğu ve perindopril/amlodipin 10/5 mg kombinasyonu başlandığı öğrenildi. Hiperkalsemi, metabolik alkaloz, akut böbrek hasarı saptanan hastada kalsiyum alkali sendromu ön planda düşünüldü. Hastanın kalsiyum ve D vitamini takviyeleri kesildi, intravenöz izotonik infüzyonu başlandı (4 L/gün). Tedavinin birinci gününde serum kalsiyum seviyesi 13,7 mg/dL’ye geriledi; hastanın bulantı, kusma, poliüri şikayetlerinde belirgin düzelme gözlendi. Tedavinin ikinci gününde serum kalsiyum seviyesi referans aralığına geriledi. İntravenöz hidrasyon ile hızla kalsiyum seviyesinin düşmesi üzerine malign hiperkalsemi sebeplerinden uzaklaşıldı. Tedavinin üçüncü gününde hastanın serum kalsiyum seviyesinin 8,4 mg/dL’ye düştüğü görüldü. Hastaya günlük 2000 mg kalsiyum karbonat ve 800 IU kolekalsiferol, 0.5 mcg kalsitriol tedavileri başlandı.

Tıbbi kayıtları retrospektif incelendiğinde son on beş yılda serum kalsiyumunun düşük normal aralıkta (en düşük 7,91–en yüksek 9,51 mg/dL) seyrettiği ancak 24 saatlik idrar kalsiyumunun tiroidektomi operasyonu sonrası on beş yıllık dönemde altı kez değerlendirildiği ve üst sınırın üzerinde olduğu (230–460 mg/24 sa; referans aralığı: 100–300 mg/24 sa) saptandı.

Sonuç: Bu olgu, total tiroidektomi sonrası kalsiyum ve D vitamini replasmanı alan hastalarda serum kalsiyumunu düşük normal aralıkta tutmanın ve tedavi takibinde yılda en az bir kez 24 saatlik idrarda kalsiyum kullanımının önemini vurgulamaktadır. Akut dehidratasyon, böbreğin kompansatuvar kalsiyum atılım kapasitesini ortadan kaldırarak yaşamı tehdit eden hiperkalsemik krize yol açabilir. Kalsiyum alkali sendromuna yol açan risk faktörleri ileri yaş, böbrek yetmezliği, dehidratasyon, anjiotensin dönüştürücü enzim inhibitörleri, anjiotensin reseptör blokerleri olarak tanımlanmıştır. Risk faktörlerini taşıyan hastaların daha yakın takibe ihtiyaçları vardır. Bu hastaların izleminde düzenli 24 saatlik idrar kalsiyum ölçümü, tedavi dozunun bireysel ayarlanması ve kalsiyum içeren takviyelerin aşırı kullanımı halinde gelişebilecek hiperkalseminin zararları konusunda hasta eğitimi kritik önem taşımaktadır.

Anahtar Kelimeler: Hiperkalsemi, Akut Böbrek Hasarı, Hipoparatiroidi, Total Tiroidektomi, Kalsiyum ve D Vitamini Takviyesi