Millî Mücâdele Dönemi’nde Ankara Hükümeti’nin Batılı Devletlerle Diplomatik Münasebetleri (1918-1923)


Öğr. Gör. Dr. ESRA MÜJGAN KARATAŞ

Tez Türü: Yüksek Lisans

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Gazi Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Türkiye

Tez Danışmanı: Prof. Dr. E. Semih Yalçın (Gazi Üniversitesi)

Tezin Onay Tarihi: 2001

Tezin Dili: Türkçe

Özet:

İtilaf Devletleri, Mondros Ateşkes Antlaşması uyarınca Türk vatanını işgal etmişlerdir. Türk milleti de, bağımsızlığını kazanmak ve işgal edilen topraklarını kurtarmak için Mustafa Kemal önderliğinde Millî Mücadele’yi başlatmıştır. Dolayısıyla Ankara Hükümeti, Müttefikler ve onların içerideki destekçileri ile askeri ve siyasi alanda mücadele etmiştir.

Ankara Hükümeti’nin diplomatik münasebetleri, TBMM’nin açılmasından evvel Heyet-i Temsîliye döneminde başlatılan çalışmalarla ve ortaya konulan Misak-ı Millî ilkeleriyle şekillenmiştir. Millî Mücadele döneminde bu ilkelerden taviz verilmemiştir.

Ankara Hükümeti, uluslararası alanda ilk kez Londra Konferansı sürecinde kendi çıkarları gereği Fransa ve İtalya’yı İngiltere ve Yunanistan’dan önemli ölçüde ayırmaya çalışmıştır. Konferansta Misak-ı Millî, dünya kamuoyuna duyurulmuştur. Yeni Türk Devleti, tavizsiz ve kararlı politika ile başta Yunanistan olmak üzere, Müttefiklere karşı, konferansa davet sürecinden itibaren, diplomatik bir zafer kazanılmıştır.

I. Dünya Savaşı sonrası Müttefiklerin, Sovyet Rusya’ya karşı da mütecaviz siyaset uygulaması, Rusya ile yakınlaşmayı doğurmuştur. Mustafa Kemal ile Lenin arasındaki mektup teatisi, dönemin ilk diplomatik yazışması olarak karşımıza çıkmıştır. Bekir Sami ve Yusuf Kemal heyetlerinin Moskova seyahatleri diyalog sürecini geliştirmiş ve 16 Mart 1921’de Moskova Antlaşması imzalanmıştır. Böylece Misak-ı Millî ilk kez büyük bir devlete resmen kabul ettirilmiş ve Ankara Hükümeti, diplomasi sonucu ilk büyük uluslararası başarısını kazanmıştır. Moskova Antlaşması, Rusya’nın Anadolu üzerindeki ihtiraslarına set çekmiştir.

Londra Konferansı’nda Bekir Sami ile Briand arasında başlayan diplomatik münasebet süreci devam etmiş, 20 Ekim 1921’de hükümetlerini temsilen Yusuf Kemal ve Bouillon’un imzalarını taşıyan Ankara Antlaşması akd edilmiştir. Bu antlaşma, bölgesel kazanç sağlamış, Türkiye’ye karşı faaliyet gösteren müttefik kanadı parçalamıştır.

Ankara Hükümeti’nin diplomaside kazandığı başarılar, İngiltere’ye de Ankara Hükümeti’yle uzlaşmaktan başka seçenek bırakmamıştır. İngiltere, İnebolu Görüşmeleri’nde diyalog yolu aramıştır. Sonrasında Türkiye Devleti’ni tanıyarak, masa başında hesaplaşma yoluna gitmiştir.

İtalya ile ilişkiler ise, ılımlı bir atmosferde geçmiştir. Ancak Mudanya görüşmeleri ve Lozan Konferansı’nda tutumunu değiştiren İtalya, Müttefikler’le birlikte hareket ederek, kazanç sağlamaya çalışmıştır.

Ankara Hükümeti’nin diplomasi yoluyla kazandığı başarılar Müttefikleri dize getirmiş ve Yunanistan tutunacak dal bulamamıştır. Bu gelişmelerde, Türklerin Misak-ı Millî’si karşısında Yunanlıların Megalo İdea’sının çöküşünü belgelemiştir.

Mustafa Kemal’in dehası, askeri zaferleri siyasi başarılarla bütünlemiştir. Misak-ı Millî çerçevesinde imzalanan antlaşmalarla yeni kurulan Türkiye Devleti bütün dünyaya tanıtılarak kabul ettirilmiştir.