Cistus laurifolius L. Bitkisinin Antiülserojenik Aktivitesi Üzerinde Çalışmalar


Prof. Dr. İLHAN GÜRBÜZ

Tez Türü: Yüksek Lisans

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Gazi Üniversitesi, Sağlık Bilimleri Enstitüsü, Farmakognozi (Yl) (Tezli), Türkiye

Tez Danışmanı: Erdem Yeşilada

Tezin Onay Tarihi: 1996

Desteklendiği Program: Diğer

Özet:

C. laurifolius L’nin çiçek ve tomurcukları, Afyon çevresinde halk arasında ülser tedavisinde kullanılmaktadır. Söz konusu etki, sıçanlarda suya daldırma/hareket kısıtlaması ülseri modeli ile in-vivo olarak gösterilmiştir.

              Çalışmada çiçeklerin sulu ekstresinden, suya daldırma/hareket kısıtlaması stresi ülseri modeli kullanılarak biyolojik aktivite ile yönlendirilen fraksiyonlama tekniği ile sulu ekstreden etanolle çöktürülen poliholozit fraksiyonu etkili fraksiyon olarak izole edilmiştir. Etkili fraksiyonun etki mekanizmasının tespit edilmesi amacı ile sıçanlarda farklı ülser modelleri ( stres-, aspirin-, indometasin-, etanol-, pilorik ligasyon-, seratonin-, sisteamin ülseri ) denenmiştir. Aktif fraksiyon, seratonin ülseri modeli hariç, kullanılan tüm modeller üzerinde belirgin antiülserojenik aktivite göstermiştir. Deneyler sonucunda, seratonin modeli ve gastrik heksozamin seviyesi üzerinde etkisiz kalması, buna karşılık indometasin ve etanol ile oluşturulan gastrik ülser modellerinde yüksek aktivite gözlenmesi, etkinin prostaglandinlere bağlı bir sitoprotektif mekanizma ile ilgili olduğunu düşündürmektedir. Diğer taraftan, aktif fraksiyon gastrik asit miktarını azaltıp ve pH’sını yükselterek bir nötralizan aktivite de göstermektedir. Bu etkiler per os yolla doza bağlı olarak artmakta ancak yüksek dozlarda musküler tabakada vaskülerizasyona neden olmaktadır. Etkinin subkütan uygulama ile de görülmesi, sistemik bir mekanizmanın sözkonusu olabileceğini düşündürmektedir. Çalışmada ayrıca mide ve duodenumlar histopatolojik olarak da değerlendirilmiş ve Cistus grubundaki kanama alanlarının, kontrol ve famotidin grubuna oranla istatistiksel olarak çok azaldığı, ancak ödem ve iltihabi hücre infiltrasyonunun arttığı saptanmıştır.