Bir Agro-Arkeolojik Mimarlık Örneği Olarak Güvercinlikler ve Gesi-Değirmendere Vadisi'ndeki Güvercinlikler Üzerine Bazı Gözlemler


Bilici Z. K. , Bilici S.

Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, cilt.12, sa.1, ss.199-238, 2021 (Diğer Kurumların Hakemli Dergileri)

  • Yayın Türü: Makale / Tam Makale
  • Cilt numarası: 12 Konu: 1
  • Basım Tarihi: 2021
  • Doi Numarası: 10.33537/sobild.2021.12.1.17
  • Dergi Adı: Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi
  • Sayfa Sayıları: ss.199-238

Özet

Kayseri'nin Gesi beldesinde ve Kayabağ mahallesi sınırları dahilindeki Değirmendere Vadisi'nde yer alan ve güvercinlik olarak bilinen bina örnekleri, özgün bir vadi topoğrafyası ile kaya formasyonlarının arasına dağılarak doğal ortamla bütünleşmiş fizikî görünümleriyle, olağanüstü ilgi çekici bir tarımsal ticaret yapısı grubu oluşturmaktadırlar. İçinde yer aldığı vadiye âdeta bir hayalet şehir görünümü kazandıran yapıların neredeyse tamamı, giderek işlevlerini yitirmelerinin ardından, zamanla az ya da çok tahribata uğramakla birlikte, mimari karakterleri ve kimi işlevsel/dekoratif elemanlarıyla in-situ olarak korunarak günümüze ulaşabilmişlerdir. Bu bağlamda, zamanla yıkılarak ortadan kalkan ya da eksilen duvar ya da strüktürel elemanlarının, restitüsyon projeleri hazırlanarak, plastik tamamlamalar da içeren tarihselci bir yaklaşımla özgün formlarına kavuşturulmaları mümkün ve elzemdir. Değirmendere Vadisi'nin pitoresk görünüme sahip doğal ortamında ve âdeta fantastik bir açık hava heykel sergisi izlenimi yaratan olağanüstü siluetleriyle topografyanın eğim çizgilerine anlamlı bir şekilde dağılmış agro-arkeolojik nitelikteki bu tür pastoral ve ekolojik yapıların, sürdürülebilir ve kontrollü bir turizm planlaması dahilinde değerlendirilerek, bütün vadinin, sınırları belirlenmiş (protection zone) çağdaş koruma-kullanma ilkeleri çerçevesinde işlevlendirilmesi, sadece doğal hayat ve yapıların/yapı kültürünün korunması ve tanıtılmasını sağlamakla kalmayacak; hiç kuşkusuz, yöre insanını, bu gelişmenin merkezi konumuna getirecek yeni bir ekonomik canlanma modeli ve pazarın geliştirilmesine de imkân tanıyacaktır. Bu bağlamda, ülkemizin kültür tarihinin bir parçasını oluşturan bu ilgi çekici yapı grubunun canlandırılmasına yönelik her türlü planlama ve uygulama aşamalarında, doğal hayatın “turizme rağmen” korunması ve bu sessiz doğa parçasında insan ögesinin ısrarla pasif bir izleyici konumunda tutulması şarttır.