Annular Elastolytic Giant Cell Granuloma Treated with Hydroxychloroquine: A Case Report


Demir M., Gülengül M., Urgancı M., Adışen E.

3. Asistanlıktan Uzmanlığa Dermatoloji ve Kozmetoloji Kongresi, Konya, Turkey, 3 - 07 September 2025, pp.1, (Summary Text)

  • Publication Type: Conference Paper / Summary Text
  • City: Konya
  • Country: Turkey
  • Page Numbers: pp.1
  • Gazi University Affiliated: Yes

Abstract

INTRODUCTION

Annular elastolytic giant cell granuloma (AEGCG) is a rare granulomatous dermatosis with an incompletely understood etiology. It typically occurs in middle-aged women and is characterized by annular plaques predominantly located on sun-exposed areas (1). Its pathogenesis is thought to involve ultraviolet-induced actinic damage leading to elastin degradation, followed by an immune-mediated response.

Whether AEGCG represents a distinct clinical entity or a variant of granuloma annulare remains controversial (1). Due to overlapping clinical features, histopathological examination is essential for accurate diagnosis. Histopathologically, the absence of dermal elastic fibers, granulomatous inflammation with multinucleated giant cells, and elastophagocytosis are considered distinguishing features.

Currently, there is no standardized treatment for AEGCG. Although various topical and systemic therapies have been reported, their efficacy remains limited and variable (2).

Herein, we present a case of AEGCG demonstrating a rapid clinical response to hydroxychloroquine treatment.

 

CASE REPORT

A 53-year-old female patient with a history of endometrial hyperplasia and benign breast cyst presented to our dermatology clinic with pruritic, erythematous lesions persisting for approximately 11 years. The patient had no history of regular systemic medication use and no family history of similar dermatological conditions. Previous treatments, including topical corticosteroids and calcineurin inhibitors initiated at other centers, failed to provide clinical improvement.

Physical examination revealed multiple, large, well-demarcated annular plaques and erythematous papules localized on the bilateral dorsum of the hands, knees, and elbows. The lesions initially appeared as a single mildly pruritic red-brown papule on the dorsum of the hand, gradually increased in number, developed an annular configuration, and subsequently spread to involve the knees and elbows. A previous skin biopsy had been reported as “granulomatous dermatitis.”

Laboratory investigations revealed no evidence of systemic disease. To clarify the diagnosis, a repeat skin biopsy was performed. Histopathological examination demonstrated numerous histiocytic and multinucleated giant cell infiltrates in the dermis, accompanied by marked collagen degeneration. Special staining for elastic fibers revealed elastophagocytosis within multinucleated giant cells. Immunohistochemical analysis showed CD68 positivity.

Based on the clinical and histopathological findings, a diagnosis of AEGCG was established, and hydroxychloroquine 200 mg/day was initiated. Complete clinical remission was achieved by the fifth month of treatment, with no recurrence observed during six months of follow-up.

 

DISCUSSION

AEGCG was first described by Hanke and is characterized by elastolysis, elastophagocytosis, and infiltration of multinucleated giant cells (6). The exact pathogenesis remains unclear. It has been proposed that ultraviolet radiation, heat, or other unidentified factors may alter the antigenicity of elastic fibers, thereby triggering a cell-mediated immune response (7). This hypothesis is supported by immunohistochemical findings demonstrating that the inflammatory infiltrate predominantly consists of T lymphocytes, particularly CD4+ cells (3).

Clinically, AEGCG is characterized by annular plaques and erythematous papules, typically located on sun-exposed areas. However, cases involving sun-protected areas have also been reported, consistent with our case (4).

The most commonly associated risk factor is chronic sun exposure or the use of tanning beds (5). AEGCG has also been reported in association with various systemic and cutaneous conditions, including diabetes mellitus, systemic sarcoidosis, cutaneous amyloidosis, molluscum contagiosum, and cutaneous T-cell lymphoma (3). Additionally, several case reports have described potential predisposing conditions and comorbidities; however, none were identified in our patient.

AEGCG is a rare clinicopathological entity that is frequently misdiagnosed as granuloma annulare and often initially treated with topical agents. However, systemic treatment options should be considered in refractory cases.

There is currently no specific or standardized treatment protocol for AEGCG. Spontaneous remission has been reported in some cases (2). Various therapeutic modalities have been described in the literature, including clofazimine, chloroquine, systemic and topical corticosteroids, hydroxychloroquine, quinacrine, retinoid-PUVA, narrowband UVB, fumaric acid esters, cyclosporine, and topical pimecrolimus and tacrolimus (2).

Antimalarial agents are widely and successfully used in the treatment of various connective tissue diseases and granulomatous dermatoses. Data on chloroquine treatment in AEGCG are heterogeneous; some studies report ineffectiveness (6), others partial improvement (6,7), and some cases demonstrate efficacy as monotherapy (8,9). Additionally, hydroxychloroquine has been shown to be effective and safe in a patient with widespread AEGCG unresponsive to clofazimine (8).

In our case, although spontaneous remission cannot be completely excluded, the initiation of hydroxychloroquine therapy halted disease progression and resulted in regression of existing lesions. These findings are consistent with previous reports supporting the efficacy of hydroxychloroquine in AEGCG.

 

GİRİŞ

Anüler elastolitik dev hücreli granülom (AEDHG), etiyolojisi tam olarak aydınlatılamamış, nadir görülen granülomatöz bir dermatozdur. Hastalık genellikle orta yaşlı kadınlarda, kronik güneş maruziyetine açık bölgelerde; anüler plaklarla karakterizedir (1). Patogenezinde, ultraviyole kaynaklı aktinikhasarın neden olduğu elastin yıkımı ve bunu takip eden immün yanıtın rol oynadığı düşünülmektedir.

Granüloma annulare’den ayrı bir klinik antite mi yoksa onun bir varyantı mı olduğu konusu hâlen tartışmalıdır (1). Her iki hastalığın benzer klinik görünümler sergilemesi nedeniyle tanının doğrulanması için histopatolojik inceleme büyük önem taşımaktadır. Histopatolojik olarak, dermal elastin liflerinin yokluğu, dev hücreli granülomatöz inflamasyon ve elastofagositikaktivite hastalığın ayırt edici özellikleri arasındadır.

AEDHG için günümüzde standart bir tedavi yaklaşımı bulunmamaktadır. Topikal ve sistemik birçok  farklı tedavi seçenekleri bildirilmiş olsa da, etkinlikleri sınırlı ve değişkendir (2).

Bu yazıda, hidroksiklorokin tedavisine hızlı klinik yanıt veren AEDHG tanılı bir olgu sunulmaktadır.

OLGU

Endometriyal hiperplazi ve benign meme kisti öyküsü bulunan 53 yaşında kadın hasta, yaklaşık 11 yıldır mevcut olan pruritik,eritematöz lezyonlar nedeniyle dermatoloji kliniğimize başvurdu. Hastanın düzenli olarak kullandığı sistemik bir ilaç ve aile öyküsünde benzer bir dermatolojik hastalık bulunmamaktaydı. Farklı merkezlerde başlanan topikal kortikosteroid ve kalsinörininhibitörü tedavilerine klinik yanıt elde edilememişti.

Fizik muayenede, bilateral el dorsumunda, diz ve dirseklerde lokalize, multipl, büyük, iyi sınırlı anüler plaklar ve eritemli papüller dikkati çekti. Lezyonların başlangıçta el dorsumunda hafif kaşıntının eşlik ettiği tek bir kırmızı-kahverengi papül şeklinde ortaya çıktığı, zamanla sayıca artarak anüler bir dizilim gösterdiği ve sonrasında diz ve dirsekleri de içerecek şekilde yayılım gösterdiği öğrenildi. Daha önce yapılmış deri biyopsi sonucu "granülomatöz dermatit" olarak raporlanmıştı.

Hastanın laboratuvar incelemelerinde sistemik bir patoloji saptanmadı. Tanının netleştirilmesi amacıyla yeniden deri biyopsisi alındı. Histopatolojik incelemesinde dermiste belirgin kollajen dejenerasyonu eşliğinde çok sayıda histiyositik ve çok çekirdekli dev hücre odakları gözlendi. Özel elastik lif boyası ile yapılan değerlendirmede, dev hücreler içerisinde fagosite elastik lifler tespit edildi. İmmünohistokimyasal analizde CD68 pozitifliği mevcuttu. 

Klinik ve histopatolojik bulgular doğrultusunda AEDHG tanısı konulan hastaya 200 mg/gün hidroksiklorokin tedavisi başlandı. Beşinci ayın sonunda tam klinik yanıt elde edildi ve altı aylık takipte nüks gözlenmedi.

TARTIŞMA

AEDHG, ilk olarak Hanke tarafından tanımlanmış; elastolizis,elastofagositoz ve çok çekirdekli dev hücre infiltrasyonu ile karakterize nadir bir dermatolojik hastalıktır (6). Hastalığın patogenezi günümüzde hâlen tam olarak aydınlatılamamıştır. Güneş ışını, ısı veya henüz tanımlanmamış diğer faktörlerin elastik liflerin antijenitesinde değişikliğe yol açarak hücresel immün yanıtı tetiklediği öne sürülmektedir (7). Bu hipotez, inflamatuar infiltratın immünohistokimyasal incelemede T lenfositlerden ve özellikle CD4+ hücrelerden oluştuğunu gösteren bulgularla desteklenmektedir (3).

Klinik olarak, sıklıkla güneşe maruz kalan cilt bölgelerinde yerleşimli, anüler plaklar ve eritemli papüller ile karakterizedir. Bununla birlikte, literatürde güneşten korunan alanlarda ortaya çıkan olgular da bildirilmiştir; bu durum bizim olgumuzla da paralellik göstermektedir (4).

En sık ilişkili risk faktörü, yoğun güneş maruziyeti ya da solaryum kullanımıdır (5). AEDHG’nin diyabetes mellitus, sistemik sarkoidoz, kutanöz amiloidoz, molluscum contagiosum ve kutanöz T hücreli lenfoma gibi çeşitli sistemik ya da kutanöz hastalıklarla birlikteliği literatürde rapor edilmiştir (3). Ayrıca, olası predispozan durumlar ve eşlik eden hastalıklara dair çeşitli olgu sunumları da literatürde yer almaktadır. Ancak, olgumuzda söz konusu eşlik eden hastalıklara rastlanmamıştır.

AEDHG, sıklıkla granüloma annulare ile karıştırılan ve çoğu zaman topikal ajanlarla tedavi edilmeye çalışılan nadir bir klinikopatolojik antitedir. Ancak dirençli olgularda sistemik tedavi seçeneklerinin göz önünde bulundurulması gerekmektedir.

AEDHG için günümüzde spesifik ve standartlaşmış bir tedavi protokolü bulunmamaktadır. Bazı olgularda spontan remisyon gözlenebilmektedir (2). Literatürde klofazimin, klorokin, sistemik ve topikal kortikosteroidler, hidroksiklorokin, kinakrin, retinoid-PUVA, dar bant UVB, fumarik asit esterleri, siklosporin, topikal pimekrolimus ve takrolimus gibi birçok farklı tedavi seçeneği denenmiştir (2).

Antimalaryal ajanlar, çeşitli bağ dokusu hastalıkları ve granülomatöz dermatozların tedavisinde yaygın ve başarılı şekilde kullanılmaktadır. AEDHG de klorokin tedavisine yönelik literatür verileri heterojenlik göstermektedir; bazı çalışmalarda etkisiz olduğu (6), bazı vakalarda kısmi iyileşme sağladığı (6,7), bazı olgularda ise tek başına etkili olduğu bildirilmiştir (8,9). Ayrıca, klofazimin tedavisine yanıt vermeyen yaygın AEDHG’li bir hastada hidroksiklorokinin etkili ve güvenli olduğu gösterilmiştir (8). 

Sunulan olgumuzda da, spontan remisyon olasılığı tamamen dışlanamamakla birlikte, hidroksiklorokin tedavisinin başlanmasıyla hastalığın progresyonu durdurulmuş ve mevcut lezyonlarda gerileme gözlenmiştir. Bu bulgular doğrultusunda, olgumuz AEDHG’da hidroksiklorokinin etkili olduğunu bildiren yayınlarla tutarlılık göstermektedir.