166. Türkiye Eğitim Coğrafyası'nda Okullar Açıldı Kederler Çoğaldı.


Creative Commons License

Karaağaçlı M.

cilt.2, sa.4, ss.1-4, 2025 (Hakemsiz Dergi)

  • Yayın Türü: Makale / Kısa Makale
  • Cilt numarası: 2 Sayı: 4
  • Basım Tarihi: 2025
  • Derginin Tarandığı İndeksler: Other Indexes
  • Sayfa Sayıları: ss.1-4
  • Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
  • Gazi Üniversitesi Adresli: Evet

Özet

Türkiye Eğitim Coğrafyası’nda;  

“Okullar Açıldı; Kederler Çoğaldı!”

Dr.Öğr.Üyesi Mustafa KARAAĞAÇLI*

 Eğitimde  Kronik ve Akut Kederler

Her  zeminde rakamsal  büyüklükler olarak övünülen eğitim girdilerinin çıktılar  olarak yani   eğitim-öğretim  ve değerlendirme  süreçlerine yansımaları  rakamsal  büyüklükler  kadar ilgi çekici, böbürlenici  ve   gurur verici değil!

Çünkü;

·  Eğitimde fırsat  ve imkan eşitsizlikleri artıyor (Karaağaçlı, 2021-2).

·  Kimse  okula  gitmek  istemiyor.

·  Kimse ders çalışmak istemiyor.

·  Kimse  kitap okumak istemiyor.

·  Öğrenciler kopya  ve internet  aşırmalı ödevlerle derslerden  geçiyorlar.

·  Bireysel farklar dikkate alınmıyor.

·  Derse dinlemeye gelen kişi olarak öğrenci görülüyor.

·  Öğrenciler test ve tost arası bir yaşam biçimine  mücbir kalıyorlar.

·  Kalabalık  öğrencili  sınıflar sorunu devam ediyor.

·  Taşımalı  eğitimde  nitelik sorunu  hiç dikkate alınmıyor.

·  Yıllardır eğitim bilimleri ilgililerince ve ulusal eğitim  yetkelerince  sıkça  söylenen ama  bir türlü yapılaman eğiti-öğretimde bireysel farklar gözardı ediliyor. Oysa  her öğrenci “ben ayrı ve özel bir bireyim”  diyor.

·  Öğrenciler yeteneklerine göre eğitim-öğretim  alamıyor.  Oysa  her öğrencinin “kendine özgü yetenek ve değer yargılarının olduğu göz ardı ediliyor.

·  Sınıf ve okul yönetim ve sorunlarının çözümüne  “öğrenciler katılmıyor.”

·  Sınıf ve  okul  iletişimin psikolojik ve  sosyal yapısından  kaynaklanan  iletişim engelleri öğrencilerin sınıfa  ve okula  rahat gelme ve  derslere katılma iklimini zedeliyor.  Sert  üsluplu iletişime öğrenci;  “beni azarlayıp bağırmadan önce ne yapmak istediğimi anlamaya çalışın”  diyor.

·  23  Nisan,  19 Mayıs ve 29 Ekim  gibi ulusal  birlik ve beraberlik  adına  coşkuyla kutlanması gereken günler,  eski  heyecanında  ve ilgisinde   kutlanmıyor.

·   Öğrencilere  “ulusal bilinç” yeterli, tutarlı  ve duyarlı olarak  verilmediğinden  23  Nisan,  19 Mayıs ve 29 Ekim  gibi ulusal  bayramlara katılması  istenen öğrenciler “niye ben?” diye soruyorlar.

·  Öğrenciler  eğitim-öğretim süreçlerinde eğitimin  toplumsallaştırma işlevini sağlayacak  gerçek yüzyüze  hareketli ve dayanışmacı sosyalleşmeler yerine: bilişim ortamlı  antisosyal medya  araçlarından   beğeni medetleri umuyorlar.