8. Uluslararası Yükseköğretim Çalışmaları Konferansı, Ankara, Türkiye, 17 - 19 Ekim 2025, ss.97-98, (Özet Bildiri)
Yükseköğretim dünyası; yenilik yapma, yaratma, hayal kurma ve bilgiyi özgürce paylaşma imkânı sunan bir özgürlük dünyasıdır (UNESCO, 2023). Bu bağlamda akademik özgürlük, akademik topluluğun tüm üyelerinin eğitim ve araştırma faaliyetlerini herhangi bir baskı ya da müdahale olmaksızın yürütebilme hakkını ifade etmektedir (Seggie ve Gökbel, 2015). Literatürde bu kavram çoğunlukla öğretim elemanlarıyla ilişkilendirilse de, tanımın kapsayıcılığı dikkate alındığında öğrenciler de dâhil olmak üzere akademik topluluğun tüm bireyleri açısından temel bir hak olduğu açıktır. Yükseköğretimde eğitim ve araştırma faaliyetlerini sürdüren bireyler için akademik özgürlük, vazgeçilmez bir gerekliliktir çünkü bu kurumlarda üretilen ve topluma aktarılan bilgi, hem toplumsal gelişimin hem de demokratik yapıların sürdürülebilirliğinin temelini oluşturmaktadır (AAUP, 2023). Bu nedenle akademik özgürlük yalnızca akademisyenlerin ya da kurumların faydalandığı bir ayrıcalık değil; doğrudan toplumun genel yararına hizmet eden kamusal bir değerdir ve akademik özgürlüğün gelişebileceği bir ortam sağlayamayan toplumlar, önemli bir değeri kaybetme riskiyle karşı karşıya kalmaktadır (Rochford, 2003). Bu doğrultuda, ortak yararın ancak özgürce sürdürülen hakikat arayışıyla mümkün olabileceği; bu sürecin ise bireylerin talepleri ya da dışsal yönlendirmelerle şekillenmemesi gerektiği söylenebilir (AAUP, 2023). Bu bağlamda herkesin özerkliğine ve onuruna saygı göstermek, tercihe dayalı bir lütuf değil, etik bir yükümlülüktür (Freire, 2019).
Akademik özgürlük, yükseköğretim kurumlarının temel misyonunun merkezinde yer almakta olup; nitelikli öğretim ve araştırma faaliyetlerinin yürütülmesi açısından vazgeçilmez bir unsur olarak değerlendirilmektedir ve yükseköğretim kurumlarının geleceği, akademik özgürlüğün güvence altına alındığı sağlıklı bir ortamın varlığına bağlıdır (Altbach, 2001). Bu doğrultuda, akademik özgürlüğün yükseköğretim kurumları tarafından öncelikli bir değer olarak benimsenmesi; kurumların misyon, vizyon ve temel değer belgelerinde açıkça yer alması ve bu değerlerin eğitim-öğretim, araştırma ve topluma hizmet faaliyetlerine yön vermesi beklenmektedir. Ancak Akademik Özgürlük Endeksi’nin (AFI) en güncel verileri, Türkiye’nin akademik özgürlük düzeyi açısından dünya genelinde en düşük %10’luk dilimde yer aldığını göstermektedir (AFI, 2024). Türkiye’deki yükseköğretim kurumlarının, akademik olarak özgür bir ortam oluşturma konusunda düşük bir düzeyde yer alması, bu alandaki yapısal sorunların ciddiyetini ortaya koymaktadır. Bu durum, yükseköğretim kurumlarında akademik özgürlüğün gerçekten bir temel değer olarak görülüp görülmediği ya da akademik özgürlüğün ideal bir hedef olarak benimsense de ülke bağlamında uygulamada çeşitli engellere mi takıldığı sorusunu gündeme getirmektedir. Bu bağlamda, belirsizliklerle şekillenen çağımızda yükseköğretimin geleceğine ilişkin en temel belirsizlik alanlarından biri, akademik özgürlüktür.
Bu doğrultuda bu araştırmanın amacı, Türkiye’deki yükseköğretim kurumlarının misyon-vizyon ifadelerinde ve temel değerlerinde akademik özgürlüğün ne ölçüde yer aldığını incelemek ve bu değeri benimsediği görülen kurumların, akademik özgürlüğü stratejik amaç ve hedeflerine nasıl yansıttıklarını ortaya koymaktır. Araştırma, nitel araştırma yöntemlerinden temel nitel araştırma deseni ile tasarlanmıştır (Merriam, 2023). Türkiye'deki 208 yükseköğretim kurumunun tamamı araştırmaya dâhil edilecek olup (YÖK İstatistik, 2025), veriler doküman incelemesi yoluyla toplanacaktır. Bu kapsamda, ilgili kurumların stratejik planları araştırmanın temel çalışma belgelerini oluşturacaktır. Elde edilen veriler, içerik analizi ile çözümlenecektir.
Çalışmanın bulgularının, Türkiye’deki yükseköğretim kurumlarının kurumsal belgelerinde akademik özgürlüğe nasıl yer verdiğini sistematik biçimde ortaya koyması beklenmektedir. Elde edilmesi öngörülen veriler, akademik özgürlüğün yalnızca söylemsel düzeyde mi yer aldığı yoksa stratejik hedeflere entegre edilmiş bir ilke olarak mı benimsendiğine dair önemli ipuçları sunacaktır. Bu kapsamda araştırmadan elde edilmesi beklenen sonuçların, Türkiye’de yükseköğretim kurumlarının akademik özgürlüğe yaklaşımlarını somut verilerle ortaya koyması açısından alanyazına önemli katkılar sağlayacağı öngörülmektedir. Ayrıca, bu sonuçların Türkiye’de akademik özgürlükle ilgili yapısal sorunların anlaşılmasına katkı sağlayarak, kurumsal ve politik düzeyde geliştirilecek stratejilere ışık tutması hedeflenmektedir.