JUVENIL İDIYOPATIK ARTRIT TANILI HASTALARDA DMARD KESIM BAŞARISINI ETKILEYEN FAKTÖRLER
5. Romatolojiye Panoramik Bakış Sempozyumu, Antalya, Türkiye, 1 - 03 Mayıs 2026, ss.26-28, (Tam Metin Bildiri)
- Yayın Türü: Bildiri / Tam Metin Bildiri
- Basıldığı Şehir: Antalya
- Basıldığı Ülke: Türkiye
- Sayfa Sayıları: ss.26-28
- Gazi Üniversitesi Adresli: Evet
Özet
Amaç: Juvenil İdiyopatik Artrit (JİA) tedavisinde remisyon
sonrası ilaç kesim zamanlaması ve nüks öngördüren faktörler
klinik izlemdeki temel belirsizliklerdendir. Bu çalışmanın
amacı; oligoartiküler (oJİA) ve poliartiküler (pJİA) hastalarda
konvansiyonel (csDMARD) ve biyolojik (bDMARD) tedavilerin
kesilme başarısını; nüks gelişiminde klinik, laboratuvar
ve mevsimsel faktörlerin etkisini ve nüks eden eklemlerin ilk
tutulumla anatomik uyumunu analiz etmektir.
Gereç-Yöntem: ILAR kriterlerine göre tanı alan 49
oJİA ve 9 pJİA hastasında gerçekleştirilen toplam 132
DMARD kesme denemesi retrospektif olarak incelendi. İlaç
kesim başarısı, son vizite kadar nüks gelişmemesi olarak tanımlandı.
Nüks eden hastalarda tutulan eklemlerin ilk tanı
anındaki tutulumlarla benzerliği; tam, kısmi (başvuru anı
ile en az bir eklem benzer) anatomik uyum ve yeni tutulum
olarak kategorize edildi. Nükslerin mevsimsel dağılımı,
nüks anındaki 25-OH D vitamini düzeyleri ve klinik/laboratuvar
parametreler analiz edildi.
Bulgular: Çalışmada bDMARD kesim başarısı,
csDMARD grubuna göre anlamlı derecede yüksek saptandı
(p=0.026). Başarılı bDMARD kesimlerinde hastaların
%50’sinin remisyon süresi >18 ay iken, başarılı csDMARD
kesimlerinin %87.5’inde bu süre <=18 ay idi (p=0.030).
PJİA grubunda ilaç kesme başarısı oJİA grubuna göre
daha yüksekti (p=0.003). Başarılı ilaç kesimi yapılan pJİA
vakalarında başvuru ESR (p=0.033) ve CRP (p=0.037)
değerleri nüks edenlere göre anlamlı düşük bulundu. RF
negatif pJİA’larda csDMARD kesim başarısı anlamlıyken
(p=0.001), RF pozitif pJİA’ların tamamında nüks gelişti.
OJİA grubunda şikayet başlangıç (p=0.001) ve tanı yaşları
(p=0.003) ilaç kesimi başarılı olan grupta anlamlı olarak
yüksekti. ANA pozitifliğinin nüks riskini artırdığı saptandı
(p=0.002); ANA pozitif olup ilk 3 ayda remisyon sağlanamayanların
tamamında nüks gelişti (p=0.023). Nükslerin
mevsimsel dağılımında en yüksek oran sonbaharda
(%33.3) izlendi. Nüks anındaki 25-OH-D vitamini düzeyleri,
kesim anına göre anlamlı derecede (ortalama -9 ng/
mL) düşük saptandı (p<0.001). Nüks gelişen pJİA’ların tamamı
‘kısmi anatomik uyum’ gösterdi (p=0.018). Kaplan-
Meier analizinde nükssüz izlem süresi; şikayet başlama yaşı
<71 ay olanlarda (p=0.005) ve ANA pozitif oJİA’larda
(p=0.021) anlamlı olarak daha uzundu. Ayrıca bDMARD
kesimi öncesi remisyon süresinin >=18 ay olması nükssüz
süreyi artırdı (p=0.001). Nüks sonrası sistemik tedaviye
(csDMARD/bDMARD) dönmenin nükssüz sağkalım süresini
sadece intraartiküler steroid uygulanmasına kıyasla iki
kat daha fazla uzattığı saptandı (p=0.001).
Sonuç: BDMARD kesimi csDMARD’a göre daha başarılıdır;
bDMARD kesiminde >=18 ay remisyon süresi başarıyı
artırmaktadır. PJİA’da başarı oranı yüksekken, oJİA’da ANA
pozitifliği nüks için risk faktörüdür. Belirgin D-vitamini düşüşü
ve sonbahar mevsimi nüksü tetikleyebilecek faktörler olarak
öne çıkmaktadır. D vitamini düzeyinde 10.5 ng/ml düşüş
%100 duyarlılıkla nüksü öngörebilmektedir. Nüks yönetiminde
sistemik tedaviye dönüş, intraartiküler steroid uygulamasına
göre daha uzun süreli nükssüz sağkalım sağlamaktadır.
Bu veriler, JİA’da başarılı bir ilaç kesim süreci için sadece
klinik remisyonun yeterli olmadığını; hasta bazlı risk faktörlerinin
ve metabolik parametrelerin de dahil edildiği çok yönlü
bir izlem protokolünün gerekliliğini vurgulamaktadır.
Anahtar kelimeler: DMARD Kesimi, Nüks, JİA