Alström Sendromunda Tip 2 diyabet ve Hepatosteatoz Birlikteliğinde GLP-1 Analoğu Deneyimi


Oktay M. A., Döğer E., Kılınç Uğurlu A., Kocaman G., Kayhan G., Öztürk H., ...Daha Fazla

4. Ulusal Çocuk ve Ergen Diyabet Sempozyumu, Ankara, Türkiye, 18 - 21 Aralık 2025, ss.42-43, (Özet Bildiri)

  • Yayın Türü: Bildiri / Özet Bildiri
  • Basıldığı Şehir: Ankara
  • Basıldığı Ülke: Türkiye
  • Sayfa Sayıları: ss.42-43
  • Gazi Üniversitesi Adresli: Evet

Özet

Giriş-Amaç: Alström sendromu (ALMS1 mutasyonu), erken başlayan obezite, insülin direnci, tip 2 diyabet ve ilerleyici non-alkolik yağlı karaciğer hastalığı (NAYKH) ile karakterize multisistemik bir siliopatidir. Hastalığın doğal seyrinde karaciğer enzim yüksekliği, steatoz ve fibrozis sık görülmekte olup, bu durum glisemik kontrolü güçleştirebilmektedir.Alström sendromunda hepatik tutulum sık olduğundan, eşlik eden tip 2 diyabetin oral antidiyabetikler ile tedavisinde hastanın karaciğer fonksiyon testlerine (KCFT) dikkat edilmelidir.GLP-1 reseptör agonistleri (özellikle exenatid ve semaglutid) son yıllarda yalnızca glisemik kontrol değil, aynı zamanda hepatik yağlanma ve inflamasyonun azalması yönünden de umut verici ajanlardır. Olgu Sunumu: Bir yaşından itibaren obezite ve hiperfaji öyküsü olan hasta 12 yaş 10 aylık iken kliniğimize başvurduğunda ALMS1 geninde homozigot c.2314_2315del (p.Ile772Phefs*13) varyantı saptanarak Alström Sendromu tanısı aldı. Eşlik eden hastalıkları arasında hipotiroidi (levotiroksin tedavisi altında), hipertansiyon (enalapril tedavisi almakta), tip 2 diyabet (metformin tedavisi altında), hepatosteatoz, görme bozukluğu (rod-koni distrofisi, yeni başlangıçlı katarakt) ve hafif derecede sensörinöral işitme kaybı bulunmaktaydı. Kardiyomiyopati veya üriner sistem patolojisi saptanmadı. Fizik muayenesinde vücut ağırlığı 86 kg (+3,6 SDS), boyu 149,3 cm (−1,2 SDS), vücut kitle indeksi (VKİ) 38,5 kg/m² (+3,7 SDS) olarak ölçüldü. HbA1c düzeyi %9,9 olan olgunun KCFT’de (AST: 69 U/L, ALT: 43 U/L, GGT: 58 U/L) hafif-orta derecede yükselme mevcuttu. Trombosit sayısı 106 × 10³/µL olup hafif trombositopeni izlendi. Bu bulgular üzerine gastroenteroloji bölümünün önerisiyle metformin tedavisi kesilerek, toplam 0,5 Ü/kg/gün olacak şekilde bazal-bolus insülin (insülin glarjin ve aspart) tedavisine geçildi. Abdomen ultrasonografi incelemesinde, karaciğer parankim ekojenitesinin steatoza sekonder hafif-orta derecede arttığı ve splenomegali olduğu görüldü. Karaciğer biyopsisi, ileri düzeyde fibrotik (sirotik?) değişiklikler, orta derecede steatoz ve hafif portal inflamasyonu gösterdi. Takip sürecinde kilo alımının devam etmesi ve kan şekerlerinin yüksek seyretmesi üzerine GLP-1 analoğu exenatid (2 × 10 µg/gün) tedavisine başlandı. Bu dönemde bolus insülin kesilerek insülin glarjin + exenatid tedavisine devam edildi. Hastanın exenatid tedavisi öncesi ve sonrası laboratuvar değerleri ile antropometrik ölçümleri Tablo 1’de özetlenmiştir. Exenatid tedavisi sonrası KCFT’de belirgin düzelme gözlendi. Bu iyileşme üzerine hastanın tedavi rejimine metformin yeniden eklendi. Metformin yeniden başlandıktan sonra karaciğer fonksiyon testlerinde herhangi bir bozulma izlenmedi ve glisemik kontrol stabil olarak seyretti. Tartışma: Alström sendromu, erken çocukluk çağından itibaren ağır hepatosteatoz ve ilerleyici fibrozis ile seyreden bir siliopatidir. ALMS1 genindeki fonksiyon kaybı adiposit disfonksiyonu, lipotoksisite, belirgin insülin direnci ve kronik inflamasyonla sonuçlanır. Bu patofizyolojik süreç hepatositlerde aşırı lipid birikimi ve Ca²⁺ homeostazında bozulmaya yol açarak NAYKH gelişimini hızlandırmaktadır. Olgumuzda exenatid tedavisinden sonra AST, ALT ve GGT düzeylerinde hızlı ve belirgin bir iyileşme gözlenmesi, bu ajanların yalnızca glisemik kontrol değil, hepatosit lipid yükü ve Ca²⁺ sinyal yolağı üzerinde de doğrudan koruyucu etkileri olabileceğini düşündürmektedir. Exenatid, hayvan modellerinde hepatosit lipidlerini azaltmakta, lipotoksisiteyi hafifletmekte ve Ca²⁺ sinyal bozukluklarını düzeltmektedir; bu mekanizmalar olgumuzdaki biyokimyasal iyileşmeyi açıklamaktadır. Bununla birlikte, hastamızda başlangıçta kilo kaybı sağlanmış olsa da bu etki sürdürülememiştir. Bu durum Alström sendromunda görülen ağır hiperfaji, duyusal engellere bağlı yaşam tarzı kısıtlılığı ve aşırı insülin direncinin exenatid tedavisine yanıtı sınırlayabileceğini göstermektedir. Ancak kilo kaybının sürdürülememesine rağmen karaciğer fonksiyonlarındaki anlamlı düzelme, GLP-1 reseptör agonistlerinin ALMS’ye eşlik eden hepatik hastalıkta metabolik açıdan değerli bir tedavi seçeneği olabileceğini düşündürmektedir. Sonuçlar: GLP-1 analoğu exenatid, Alström sendromlu bu olguda hem karaciğer fonksiyonlarını hem de glisemik kontrolü iyileştirmiştir. Karaciğer biyokimyasındaki düzelme, metformin tedavisinin yeniden başlanmasına olanak sağlamıştır. Bulgular, GLP-1 reseptör agonistlerinin Alström sendromu gibi hepatosteatozla seyreden monogenik obeziteye eşlik eden tip 2 diyabette potansiyel hepatoprotektif ve metabolik yararlar sağlayabileceğini göstermektedir. Kaynaklar: 1) Ali, Eunus S., Dorothée Girard, and Nikolai Petrovsky. "Impaired Ca2+ signaling due to hepatic steatosis mediates hepatic insulin resistance in Alström syndrome mice that is reversed by GLP-1 analog treatment." American Journal of Physiology-Cell Physiology 321.1 (2021): C187-C198. 2) Ali, Sadaf, et al. "G lucagon-like peptide-1 analogues in monogenic syndromic obesity: Real-world data from a large cohort of Alström syndrome patients." Diabetes, Obesity and Metabolism 26.3 (2024): 989- 996.