Batı Kültürlerinde Kadınların Spora Katılımlarının Tarihsel Gelişimi


Memiş U. A., Yıldıran İ.

Gazi Beden Eğitimi ve Spor Dergisi, cilt.16, sa.3, ss.17-26, 2011 (Hakemli Dergi)

  • Yayın Türü: Makale / Tam Makale
  • Cilt numarası: 16 Sayı: 3
  • Basım Tarihi: 2011
  • Dergi Adı: Gazi Beden Eğitimi ve Spor Dergisi
  • Derginin Tarandığı İndeksler: TR DİZİN (ULAKBİM)
  • Sayfa Sayıları: ss.17-26
  • Gazi Üniversitesi Adresli: Evet

Özet

Çalışmanın amacı, kadınların batı kültürlerinde fiziksel aktivitelere katılım düzeylerinin tarihsel gelişimini, özellikle, Antik Olimpiyatlar, Orta Çağ, Aydınlanma Çağı ve Modern Olimpiyatların başlangıcındaki görünümlerini, ilgili döneme ilişkin dinsel ve kültürel yapıların etkilerini de dikkate alarak değerlendirmektir. Batı topraklarındaki ilk yüksek kültür, MÖ 1600’den itibaren Doğu Peloponez’deki Prenslik merkezi Miken’de görülmeye başladı. Miken sporunun askerî ihtiyaçlarla olan sıkı ilişkisi, kadının eşit katılımına büyük ölçüde imkân tanımıyordu. Girit etkisiyle, MÖ 16. yüzyıldan itibaren müzikal-estetik unsurlar Miken vücut kültüründe görülmeye başlandı. Bununla, kadının beden eğitimi için önemli yeni imkânlar ortaya çıkıyordu. Ancak, aynı coğrafyadaki Antik Olimpiyatlara evli kadınların aktif ve pasif katılımları dinsel nedenlerle yasaklanmıştı. Beden eğitimi ağırlıklı Klasik Çağ Atina okul sisteminde de, genç kızların eğitimi söz konusu değildi. Bunun tek istisnası Sparta idi. Orta Çağ’da, özellikle Hıristiyanlığın Avrupa’da yaygınlaşmasının ilk yüzyıllarında kadınlar her türlü spor aktivitelerinden uzak tutuldular. XI. - XII. yüzyıllarda ortaya çıkan Şövalyelik döneminde, saray çevresindeki kadınlar tamamen eğlence amaçlı binicilik, dans ve top oyunları ile sınırlı aktivitelerde bulunabiliyorlardı. Antik Çağ ideallerine öykünen Hümanizm Çağı eğitim sisteminde yine yer verilmemekle birlikte, halk şölenleri kapsamındaki sportif aktivitelere kadınların katılımları sıklaşıyordu. Bununla birlikte, 18. yüzyılda bağımsızlığını ilan eden Amerika’nın kısa sürede birçok alanda olduğu gibi kadın sporunda da gösterdiği ilerleme ile kıyaslandığında, Avrupa’nın, 19. yüzyılda bile kadınlara sporda pek az yer verdiği açıkça ortaya çıkmaktadır. Nitekim 1896’da Pierre de Coubertin’in başlattığı Modern Olimpiyat Oyunları’na dahi, Antikite örneğine göre, kadınların sporcu olarak katılmaları mümkün değildi. Ancak, sporcu kadınların öncülüğünde gelişen bazı kadın hareketlerinin çabaları, Coubertin’e rağmen, kadınların olimpiyatlara katılımlarını henüz ikinci olimpiyatta, Paris 1900’de sağlamıştır. Süregelen çabalar, kadınların spora katılımlarının ve kadın branşlarının tüm kültürlerde günümüze kadar büyük bir artış göstermesine yol açmıştır.