Mandibular subkondil kırıklarının farklı tiplerdeki titanyum plak ve karbon fiberle güçlendirilmiş polietereterketon plak sistemleriyle fiksasyonunda plaklar ve çevre dokularda oluşan streslerin ve fiksasyon stabilitesinin üç boyutlu sonlu elemanlar analizi ile incelenmesi
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Gazi Üniversitesi, Diş Hekimliği Fakültesi, Klinik Bilimler, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2026
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: RECEP ÜNAL
Danışman: YELİZ KILINÇ
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Bu çalışmanın amacı, mandibular subkondil kırıklarının fiksasyonunda karbon fiberle güçlendirilmiş PEEK'in (KFG-PEEK) etkinliğinin, titanyum ile karşılaştırılması ile elde edilen çıkarımların klinik çalışmalara yol gösterici olması ve ideal plak malzemesinin bulunması hakkında yardımcı olabilmektir. Çalışmamızda, mandibular subkondil kırıklarının internal fiksasyonunda kullanılan üç farklı üç boyutlu plak geometrisinin (lambda, rombik ve trapezoid) ve iki farklı materyalin (titanyum ve KGF-PEEK) biyomekanik performansı, üç boyutlu sonlu elemanlar analizi ile karşılaştırılmıştır. Erişkin bir mandibulaya ait KIBT verileri 3DSlicer ve SpaceClaim kullanılarak segmentlenip modellenmiş, Workbench'te ağ yapıları oluşturularak LS-DYNA ile lineer statik çözümler elde edilmiştir. Kortikal (2 mm) ve trabeküler kemik bileşenleri ile KLS Martin kataloğuna göre modellenen lambda, rombik ve trapezoid plaklar (1 mm) ve vidalar (Ø 2 mm; 6 mm) kullanılmış; malzemeler homojen, izotropik ve lineer elastik olarak tanımlanmıştır. Kondil bölgesi üç eksende kısıtlanmış; kontralateral birinci molara 250 N ve insizal bölgeye toplam 120 N statik dikey yük uygulanmıştır. Sonuç değişkenleri, plâk ve vidalarda von Mises gerilmeleri; vida çevresi kortikal/spongiyoz kemikte Pmax–Pmin; kırık hattı süperior-inferior uçlar arası yer değiştirme olarak değerlendirilmiştir. KFG-PEEK, plak-vida ve çevre kortikal/spongiyöz kemikte genel olarak daha düşük gerilme stresleri oluşturmuştur. Buna karşılık interfragmenter stabilite açısından titanyum, özellikle lambda geometride, daha düşük yer değiştirme ile üstünlük göstermiştir. Plak ve vidalarda en düşük von Mises gerilme değerleri lambda plakta gözlemlenirken, en yüksek değerler rombik plakta kaydedilmiştir. von Mises streslerinin tüm modellerde kırık hattına yakın proksimal ve süperior bölgelerde yoğunlaştığı saptanmıştır. Kortikal ve spongiyoz kemikteki Pmax ve Pmin değerleri, KGF-PEEK ve titanyum için her iki yükleme koşulları altında en düşükten yükseğe rombik, lambda ve trapezoid plak olarak sıralanmıştır. Pmax stresleri kortikal ve spongiyoz kemikte kırık hattının süperiorunda sigmoid çentiğe komşu alanda, Pmin ise posterior ramusa komşu alanda yoğunlaşmıştır. Mevcut çalışmanın sonuçlarına göre titanyum ve KFG-PEEK plak/vida sistemleri subkondiler mandibula kırıklarında yeterli stabilite sağlamakla birlikte, KFG-PEEK'in kemiğe yakın elastisite modülü sayesinde yükü daha fizyolojik biçimde kemiğe aktardığı, implant üzerinde daha düşük von Mises gerilmeleri oluşturduğu ve kemikte daha homojen stres dağılımı sağladığı görülmüştür. Bu durum, titanyum sistemlerde saptanan daha yüksek stres değerlerine bağlı olarak ortaya çıkabilecek plak/vida kırığı, deformasyon, gevşeme, lokal kemik rezorpsiyonu ve mikroyapısal hasar risklerinin KFG-PEEK ile daha düşük olabileceğini düşündürmektedir. Gelecekteki çalışmalar, biyomekanik testler ve prospektif klinik sonuçlarla doğrulanan; hastaya özgü değişkenleri (örneğin kemik kalitesi ve kırık desenleri), dinamik yüklemeyi ve vida gevşemesi gibi uzun dönem fiksasyon komplikasyonlarını da kapsayan daha kapsamlı yaklaşımlara odaklanarak materyal-geometri seçimini geliştirmelidir.