ÇOCUKLUK ÇAĞINDA LENFOMA VE SOLİD TÜMÖR TANISI İLE KEMOTERAPİ VE/VEYA RADYOTERAPİ TEDAVİSİ ALMIŞ KIZ HASTALARDA PUBERTAL BOZUKLUKLARIN VE GONADAL FONKSİYONUN DEĞERLENDİRİLMESİ
Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Gazi Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Dahili Tıp Bilimleri, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2026
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: EMİNE KIZILAY
Danışman: Faruk Güçlü Pınarlı
Özet:
Pediatrik onkoloji alanındaki son elli yıllık gelişmeler, kanser tedavisinde
dramatik bir başarı öyküsü yazmıştır. Tanı koyma safhasındaki gelişmeler, çoklu ajanlı
kemoterapi rejimlerinin optimizasyonu, radyoterapi tekniklerindeki hassasiyetin artması ve
destekleyici bakım standartlarının yükselmesi sayesinde, gelişmiş ülkelerde çocukluk çağı
kanserlerinde beş yıllık genel sağkalım oranları %80-85’in üzerine çıkmıştır (1–4) .
Ülkemiz verileri de 5 yıllık sağkalım oranının %80'e ulaştığını göstermektedir (5–7) . Bu
umut verici başarı, klinisyenlerin ve araştırmacıların odağını yalnızca "hayatta kalma"
(survival) hedefinden "sağkalım kalitesi" (quality of survivorship) hedefine de
kaydırmasını gerekli kılmıştır. Günümüzde, tedavi edilmiş malignite sonrası yetişkinliğe
adım atan çocukluk çağı kanseri sağkalanları (ÇÇKS), genel popülasyonun yaklaşık % 0.1-
0.15'ini oluşturmaktadır ve bu oran giderek artmaktadır. Ancak bu artış, antineoplastik
tedavilerin uzun vadeli toksisiteleriyle mücadele eden yeni bir hasta popülasyonunun
ortaya çıkmasına neden olmuştur. Tedaviye bağlı pubertal problemler ve gonadal hasar
gibi tedavinin geç etkilerine ilişkin farkındalık artmış ve yeni bir araştırma alanı ortaya
çıkmıştır. Çocukluk çağı kanserinden (ÇÇK) kurtulan kadın hastalar, infertiliteyi en endişe
verici geç etkilerden biri olarak görmektedir. Günümüzde, kanser tanısı alan kızların veya
ebeveynlerinin, pubertenin takibi, fertilite hakkında bilgilendirilmek ve gerekli koruyucu
tedaviler ve takipleri planlanmak üzere tedavi başlamadan önce bir üreme endokrinolojisi
uzmanı ile görüştürülmesi ve düzenli aralıklarla izlenmesi önerilmektedir (8–12) . Söz
konusu hastalar tanı konulduktan sonraki yıllarda uzmanlar tarafından ergenlik ve
doğurganlık konularının etkin bir şekilde gündeme getirilmesini istemekte; kendileri için
uygun bir zamanda bilinçli kararlar alabilmeleri, mevcut ve gelecekteki ilgili konulara
yönelik başa çıkma stratejileri geliştirebilmeleri ve gerektiğinde ilgili uzmana ve/veya
terapötik yardıma yönlendirilebilmeleri için bu konuşmanın kendileriyle yapılmasını talep
etmektedirler (13,14) .