Pulmoner tromboembolili hastalarda CRP/albümin oranının mortalite riskini ve hastalık ağırlığını belirlemedeki yeri
Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Gazi Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Dahili Tıp Bilimleri, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2024
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: AYSEL ORUJLU
Danışman: İPEK KIVILCIM OĞUZÜLGEN
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:GİRİŞ: Pulmoner tromboembolizm (PTE) artan insidans ve azalan mortalite oranı ile birlikte günümüzde hala kardiyovasküler mortalitenin sık görülen bir nedenidir (1). Bu hastalığın seyrini değerlendirmek ve tedavi stratejilerini optimize etmek için daha etkili biyobelirteçlerin araştırılması, klinik değerlendirmeler açısından önemli bir gerekliliktir. Bu bağlamda, enflamasyon belirteçleri ve protein düzeylerine odaklanan çalışmalar, hastalığın prognozunu belirleme ve ona göre tedavi seçme olasılığı sunmaktadır. Son yıllarda, CRP-albümin oranının (CAR) akut PTE'de prognostik bir rolü olduğu öne sürülmüş ve bu konuda çokça çalışma yapılmıştır. AMAÇ: Bu çalışmada Akut PTE nedeniyle hastaneye başvuran hastalarda hastalık ağırlığı ve mortalite riski ile CAR arasındaki klinik ilişkiyi değerlendirmeyi amaçladık. Ek olarak orta–yüksek riskli hastaların bazılarında takipte gelişen trombolitik tedavi endikasyonunu belirlemede CAR'ın prognostik değerinin olup–olmadığını ve CAR ile diğer prognostik belirteçler arasındaki ilişkiyi araştırmayı hedefledik. MATERYAL VE METOD: Tek merkezli, retrospektif olarak yapılan bu çalışmaya son 10 yılda (1 Ocak 2012 ve 31Temmuz 2022 tarihleri arasında) Gazi Üniversitesi Göğüs Hastalıkları Anabilim dalında PTE tanısı ile takip edilen 215 18 yaş üstü hasta alındı. Tüm hastalar mortalite riskine göre 4 gruba ayrıldı. Hastaların CRP, albümin, troponin, D-dimer, Pro-BNP ve EKO bulguları tarandı, CAR değerleri hesaplandı. BULGULAR: Toplamda 47 hasta düşük, 91 hasta orta-düşük, 59 hasta orta-yüksek, 18 hasta yüksek risk grubundaydı. Hastaların %57,7'si kadın, %42,3'ü erkekti; yaş ortalaması 62,9±15,5 idi. Mortalite risk grupları arasında CAR ve diğer biyokimyasal parametreler açısından istatistiksel olarak anlamlı farklılık olduğu görüldü (p 0,05). SONUÇ: Bu çalışmanının sonucunda CAR'ın PTE hastalarında klinik bir öneme sahip olabileceğine, hastalığın prognozunun daha iyi öngörülmesine ve tedavi stratejilerinin belirlenmesine yardımcı olabildiği gösterilmiştir. Ayrıca, bu biyobelirtecin basit ve ekonomik olması, klinik uygulamada avantaj sağlayabilir. Ancak, CAR'ın daha geniş hasta gruplarında doğrulanması için ileri çalışmalara ihtiyaç duyulmaktadır.