Patella çift tünel tekniği ve minimal invaziv kuadriseps tendonu tekniğiyle medial patellofemoral ligament rekonstrüksiyonunun klinik, fonksiyonel ve radyolojik sonuçlarının karşılaştırmalı değerlendirilmesi


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Gazi Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Cerrahi Tıp Bilimleri, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2024

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: TAYFUN ÖZEL

Danışman: MUHAMMET BAYBARS ATAOĞLU

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Giriş: Patellofemoral instabilite (PFİ), sıklıkla dizin 0-30 arası fleksiyon hareketi sırasında patellanın troklear olukta uyumsuz hareket ettiği semptomatik ve multifaktöriyel bir problemdir. Patellofemoral eklemin (PFE) stabilitesi, distal femur troklear oluk ile patella arasındaki uyuma, alt ekstremite dizilimine, dinamik ve statik kuvvetlere bağlıdır. Patellanın MRG çalışmalarında ilk çıkık sonrası MPFL'nin %96 -%100 oranında hasarlandığı görülmüştür. Patellar instabilitenin cerrahi tedavisi için çok sayıda kemik ve yumuşak doku cerrahi prosedürleri tanımlanmıştır. MPFL rekonstrüksiyonu bunlardan en yaygın olarak tercih edileni olup en düşük redislokasyon oranına sahip cerrahi seçenektir. Literatürde semitendinosus, gracilis, kuadriseps, patellar tendon, allogreft gibi greftler ile, farklı femoral ve patellar tespit yöntemleri kullanılarak yapılan MPFL rekonstrüksiyonları tanımlanmış olup bunların birbirlerine üstünlüğü kanıtlanamamıştır .Çalışmamızda tekrarlayan patella çıkığı olan hastalarda HT kullanılarak patella çift tünel tekniği ile MPFL rekontrüksiyonu yapılan hastalarla minimal invaziv teknikle QT kullanılarak yapılan MPFL rekonstrüksiyonu yapılan hastaların fonksiyonel ve klinik sonuçlarını kıyaslayarak değerlendirmeyi amaçladık. Gereç ve yöntem: Çalışmamızda, 2014-2022 yılları arasında 'patellofemoral instabilite' tanısıyla 2 farklı teknikle MPFL rekonstrüksiyonu yapılan hastaların uzun dönem klinik sonuçları 2024 Şubat ayı içerisinde poliklinik kontrolüne çağırılarak retrospektif olarak değerlendirildi. 2014-2022 Ocak tarihleri arasında patella çıkığı nedeniyle opere edilen 237 hasta mevcuttu. Dahil edilme ve dışlama kriterleri göz önüne alındığında 53 hasta eşlik eden osteokondral kırık nedeniyle, 36 hasta bilateral instabilite nedeniyle, 30 hasta geçirilmiş başka bir diz cerrahisi nedeniyle, 27 hasta patella alta nedeniyle, 14 hasta artmış TT-TO nedeniyle, 5 hasta ise eşlik eden sendromlar nedeniyle çalışma dışı bırakılmıştır. 21 hasta takiplere gelmedi. Çalışmaya kalan 51 hasta ve 24 kişi kontrol grubu dahil edilmiştir. Hastaların en az 2 yıllık son kontrollerinde klinik muayene ile apprehension testlerine ve eklem hareket açıklıklarına bakıldı. VAS, Lysholm ve Kujala skorları ile birlikte radyolojik olarak anteroposterior diz grafisi, 30° fleksiyonda lateral diz grafisi ve Merchant grafisi çekilerek değerlendirildi. Ayrıca hastalara ve kontrol grubuna İsomed 2000 ile izokinetik kuvvet analizi uygulanarak ameliyat olan taraf ile olmayan taraf arasındaki fark ortaya kondu. Shapiro-Wilk testi, Kruskal-Wallis testi, Mann-Whithey U testi, testi ve Wilcoxon signed-rank testleri kullanıldı. P 0.05). Katılımcılara yapılan izokinetik kuvvet analizinde ortalama ekstansiyon LSI değerleri kontrol grubu %93.41 (± 13.75), QT grubu %92.17 (± 10.02), HT grubu %81.42 (± 16.43) olarak bulunmuş olup QT ile kontrol grubunda güç kaybı olmayıp sonuçlar benzerken HT grubunda kuvvet kaybı gözlenmiştir (p=0.024). Ortalama fleksiyon LSI değerleri ise kontrol grubu %96.89 (± 9.02), QT grubu %94.19 (± 10.88) ve HT grubu %83.26(± 17.53) olup ekstansiyona benzer şekilde QT ile kontrol grubunda güç kaybı olmayıp sonuçlar benzerken HT grubunda kuvvet kaybı gözlenmiştir (p 0.05). Donör taraf ortalama H/Q oranları incelendiğinde kontrol grubu %66.80 (± 10.52), QT grubu %75.18 (± 12.41), HT grubu %69.91 (± 16.81) olarak bulunmuş olup kontrol grubuyla HT grubu benzer sonuçlara sahipken (p>0.05), QT grubu HT grubuyla benzer (p>0.05), ancak kontrol grubuna göre istatistiksel olarak anlamlı daha yüksek bulundu (p=0.026). Karşı taraf ortalama H/Q oranlarına bakıldığında kontrol grubu %64.80 (± 8.57), QT grubu %74.14 (± 12.93) ve HT grubu %70.02 (± 15.59) olarak bulunmuş olup aynı şekilde kontrol grubuyla HT grubu benzer sonuçlara sahipken (p>0.05), QT grubu HT grubuyla benzer (p>0.05), ancak kontrol grubuna göre istatistiksel olarak anlamlı daha yüksek bulundu (p=0.016). Her iki grupta da patella redislokasyon ve patella kırığı görülmezken HT grubunda 2 hastada (%7.4), QT grubunda ise 1 hastada (%4.1) positif apprehension bulgusu tespit edilmiştir. Sonuç: Hem HT ile patella çift tünel MPFL rekonstüksiyonu hem de pediküllü QT ile MPFL rekonstrüksiyonu iyi seçilmiş hasta grubunda başarılı sonuç vermektedir. HT' nun aksine QT ile rekonstrüksiyon sonrası ekstansiyon ve fleksiyon gücünün geri kazanılması, daha az skar bırakması, MPFL'nin doğal kinematiğine daha yakın bir tamir imkanı sağlaması, iyatrojenik patella kırığı ya da implant yetmezliği riski olmaması MPFL rekonstrüksiyonunda QT' nu tercih edilebilir kılmaktadır.