Pürtüklü ve poliüretan yüzeyli implantların, lokal antibiyoterapi altında kapsül ve biyofilm oluşumu açısından karşılaştırılması
Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Gazi Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Cerrahi Tıp Bilimleri, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2018
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: SAFA MANAV
Danışman: Mehmet Sühan Ayhan
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Kapsül oluşumu, vücuda yerleştirilen implant materyalleri sonrasında görülen yabancı cisim reaksiyonudur ve doğal bir süreçtir. Kapsül kontraktürü ise bu sürecin ilerleyici olmasıdır. Meme büyütme amaçlı kullanılan silikon meme implantları sonrasında görülen kapsül kontraktürleri, yeniden cerrahi girişimlerin en sık nedenlerinden birisidir. Kapsül kontraktürü etiyolojisinde implant materyalleri üzerinde oluşun biyofilm tabakası ve bunun yarattığı subklinik inflamatuvar süreç önemli bir yer tutmaktadır. Bu çalışmada farklı yüzey yapılarına sahip meme implantlarının bakteriyel kontaminasyon sonucu biyofilm oluşum farklılıkları, lokal antibiyotik ile temas sonrasında biyofilm oluşumundaki farklılıkların karşılaştırılması planlanmıştır. Biyofilm oluşumunun kapsül histolojisinde kontraktüre yatkınlık açısından ne gibi yatkınlıklar yaratacağı araştırılmıştır. Çalışmada 24 adet Long Evans türü sıçanlar kullanıldı. Sıçanlar her bir grupta 6 adet olacak şekilde 4 gruba ayrıldı. Her bir sıçan sırt bölgesine mikropürtüklü, pürtüklü ve poliüretan kaplı olmak üzere 3 farklı yüzey yapısına sahip mini implantlar yerleştirildi. 1. Grupta steril implantlar, 2. Grup Staphylococcus epidermidis ile inoküle edilen implantlar, 3. Grupta bakteri inokülasyonu sonrası Rifamisin lokal antibiyotik uygulanan implantlar, 4. Grupta ise sadece lokal Rifamisin uygulanan implantlar kullanıldı. Tüm gruplar 3. ayın sonunda sakrifiye edildi. İmplant ve kapsüle ait klinik değerlendirme Baker skorlaması ile, biyofilm oluşumları elektron 80 mikroskobisi ile, bakteriyel yükleri mikrotitrasyon plaka yöntemi ile, kapsül histolojisi Masson üçlü boyası ile değerlendirildi. Bakteri kontaminasyonu yapılan Grup 2 ve Grup 3'te elektron mikroskobisi incelemesinde en az biyofilm oluşumu mikropürtüklü yüzeyli implantlarda tespit edilmiştir. Pürtüklü ve poliüretan implantlarda ise birbirleri arasında fark olmayacak seviyede daha fazla biyofilm oluşumu tespit edilmiştir. Grup 2 ve Grup 3'te pürtüklü implantlarda kapsül kontraktürü geliştiği, diğer gruplardaki tüm implantlarda kapsül kontraktürü gelişmediği tespit edildi. Klinik olarak bakteriyel kontaminasyon yapılmasının pürtüklü implantlarda kapsül kontraktürünü daha fazla oluşturduğu tespit edilmiştir. Biyofilm oluşumları arasındaki bu farkın pürtüklü ve mikropürtüklü implantlar arasındaki klinik tablonun gelişmesinden sorumlu olduğu düşünülmüştür çünkü benzer şekilde kapsül kalınlıklarının ve inflamatuvar hücre yoğunluklarının da anlamlı olarak pürtüklü implantlarda daha fazla olduğu tespit edilmiştir (p=0.004). Pürtüklü implant ile poliüretan implantlar arasında biyofilm oluşumu açısından bir fark tespit edilememesine rağmen pürtüklü implantlarda gözlenen kapsül kontraktürü poliüretan implantlarda tespit edilememiştir. Aynı zamanda bakteri kontaminasyonu yapılan gruplarda poliüretan implantlar pürtüklü implantlar kadar yüksek oranda inflamatuvar hücre infiltrasyonu ve kapsül kalınlık artışı göstermemektedir. Poliüretan implantların bu başarısı fiziksel yüzey özellikleri ve biyolojik doku uyumunun pürtüklü implantlara göre daha iyi olmasına bağlandı. Bu özellikleri ile poliüretan implantlar kapsül kontraktürüne karşı koruyucu etki gösterebilmekte olduğu düşünüldü . Lokal rifamisin uygulaması ile her üç farklı yüzey 81 yapsında Grup 3'te biyofilm oluşumu Grup 2'ye göre azalmış olarak tespit edilmiştir. Mikrotitrasyon plaka yöntemi ile bakteriyel yük azalışları tespit edilmiştir ancak bu azalma istatistiksel olarak anlamlı bulunamamıştır.