2020–2023 YILLARI ARASINDA GAZİ ÜNİVERSİTESİ HASTANESİ İÇ HASTALIKLARI YOĞUN BAKIM ÜNİTESİNE YATAN SOLİD KANSERLİ HASTALARIN PROGNOZUNU BELİRLEMEDE SİSTEMİK İMMÜN İNFLAMATUVAR İNDEKSİN YERİ
Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Gazi Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Dahili Tıp Bilimleri, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2025
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: OĞUZ HAN ASİL
Danışman: Şahender Gülbin Aygencel Bıkmaz
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Amaç: Bu çalışma, Gazi Üniversitesi Hastanesi İç Hastalıkları Yoğun Bakım Ünitesi'nde 2020–2023 yılları arasında izlenen solid tümörlü hastalarda mortaliteyle ilişkili klinik, laboratuvar ve prognostik değişkenleri değerlendirmeyi; sistemik inflamatuvar ve nutrisyonel indekslerin (SII, PNI, CAR, LAR) klasik prognostik skor sistemleri (APACHE II, SOFA, GKS) ile karşılaştırmalı öngörü gücünü ortaya koymayı amaçlamıştır. Gereç ve Yöntem: Bu retrospektif, tek merkezli, gözlemsel kohort çalışmasına, 01.01.2020–31.12.2023 tarihleri arasında İç Hastalıkları Yoğun Bakım Ünitesi'nde yatan 194 solid tümörlü hasta dahil edilmiştir. Dahil edilme kriterleri arasında solid tümör tanısı ve tam laboratuvar verileri bulunması yer alırken; hematolojik malignite, siroz, ağır steroid kullanımı ve kısa süreli yatış (24 saatten kısa) gibi durumlar dışlama kriterleri olarak belirlenmiştir. Demografik, klinik ve laboratuvar veriler retrospektif olarak elektronik kayıt sisteminden elde edilmiştir. NLR, PLR, SII, PNI, LAR ve CAR gibi hematolojik ve biyokimyasal parametreler hesaplanmış; klinik skorlar (APACHE II, SOFA, GKS) ile karşılaştırılmıştır. İstatistiksel analizlerde gruplar arası karşılaştırmalar uygun parametrik ve parametrik olmayan testlerle yapılmış; çok değişkenli logistik regresyon analizleriyle bağımsız mortalite belirleyicileri saptanmıştır. Bulgular: Bu hasta grubunun YBÜ mortalite oranı %62,4'tür. Yaş, cinsiyet ve primer tümör tipi mortaliteyi anlamlı olarak etkilememiştir. YBÜ ve toplam hastane yatış süreleri ölen hasta grubunda anlamlı olarak daha uzun bulunmuştur (p<0,05). Acil servisten doğrudan kabul edilen hastalarda sağkalım oranı belirgin yüksek saptanmıştır (OR:0,33; p=0,013). Altta yatan hastalıklardan KOAH/astım (p=0,006) ve gastrohepatobiliyer hastalıklar (p=0,027) ölen hasta grubunda daha sık görülmüştür. İleri evre olması ve metastatik hastalık durumu ölen hasta grubunda anlamlı olarak daha fazladır (tümü için p<0,001). Son 30 günde immünoterapi alan hastalarda sağkalım oranı anlamlı derecede yüksek bulunmuştur (p=0,031). Yatış sonrası enfeksiyon gelişimi ölen hasta grubunda belirgin yüksek olup, mortalitenin en güçlü bağımsız belirleyicisi olmuştur (OR: 11,435; p<0,001). Yatışta mekanik ventilatör gereksinimi (OR: 6,756; p<0,001) ve metastaz varlığı da (OR: 4,547; p<0,001) mortaliteyle bağımsız olarak ilişkili bulunmuştur. Klinik skorlar arasında APACHE II, SOFA ve GKS skorları ölen hasta grubunda anlamlı farklılık göstermiştir (p<0,001). Bileşik biyokimyasal parametreler içinde yalnızca LAR anlamlı bulunmuştur (p=0,021). CAR'ın anlamlı olmaya eğilimli (p=0,061) olduğu görülmüş; SII, PNI, NLR ve PLR parametreleri mortaliteyle ilişkisiz bulunmuştur. Tartışma: Bu çalışma, solid maligniteli hastaların yoğun bakım sonuçlarında mortalitenin halen yüksek olduğunu ve ölüm riskinin esas olarak akut organ disfonksiyonu, hemodinamik bozulma ve yatış sonrası gelişen enfeksiyon yükü tarafından belirlendiğini ortaya koymuştur. Bulgular, yaş veya kronik inflamatuvar/nutrisyonel indekslerin kısa dönem mortaliteyi öngörmede sınırlı kaldığını; buna karşın yatış anında invaziv mekanik ventilasyon gereksinimi, metastaz varlığı, hemodinamik instabilite ve sekonder enfeksiyonların güçlü prognostik belirleyiciler olduğunu göstermektedir. Laktat/Albumin oranı gibi akut fizyolojik stresi yansıtan parametrelerin ve SOFA, APACHE II gibi skorlamaların erken risk tanımlamasındaki değerinin sürdüğü görülmüştür. Ayrıca acil servisten erken kabulün sağkalımı artırması, zamanında müdahalenin önemini vurgulamaktadır. Retrospektif ve tek merkezli tasarım sınırlılık oluşturmakla birlikte bu çalışma inflamatuvar ve nutrisyonel indeksleri klasik yoğun bakım skorlarıyla birlikte değerlendiren nadir araştırmalardan biri olup, solid tümörlü kritik hastalarda mortaliteyi belirleyen temel eksenin tümör biyolojisinden çok akut fizyopatolojik süreçler olduğunu göstermektedir. Sonuç: Yoğun bakımda yatan solid tümörlü hastalarda mortalite oranı yüksektir. Mortaliteyi bağımsız biçimde artıran değişkenler yatış sonrası enfeksiyon gelişimi, mekanik ventilasyon gereksinimi ve metastaz varlığıdır. Acil servisten erken yatışın ise mortalite açısından daha düşük risk ile ilişkili olduğu görülmüştür. LAR, SOFA ve APACHE II skorlarıyla birlikte kullanıldığında mortalite öngörüsünü güçlendiren, kolay uygulanabilir ve düşük maliyetli bir parametre olabilir. Bu çalışma, inflamatuvar ve nutrisyonel parametreleri klasik klinik skorlarla birlikte değerlendiren az sayıdaki araştırmadan biridir. Bulgular, kanserli kritik hastalarda mortalite için risk faktörlerinin erken belirlenmesi, enfeksiyon kontrolü ve kişiselleştirilmiş tedavi planlamasına katkı sağlayabilir. Prospektif, çok merkezli, çok daha fazla hastanın katıldığı ve uzun takip süreli çalışmalar, bu parametrelerin dinamik değişimini değerlendirerek sonuçların genellenebilirliğini artıracaktır.