SEREBRAL PALSİLİ ÇOCUKLARDA FARKLI GERME TEKNİKLERİNİN DENGE VE FONKSİYONEL DURUM ÜZERİNE ETKİSİ


Tezin Türü: Yüksek Lisans

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Gazi Üniversitesi, Sağlık Bilimleri Enstitüsü, FİZYOTERAPİ VE REHABİLİTASYON ANABİLİM DALI, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2021

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: EMİNE BİLGE ŞENLİK

Danışman: Selda Başar

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Bu çalışmanın amacı Serebral Palsi(SP)'li çocuklarda farklı germe tekniklerinin denge ve fonksiyonel durum üzerine etkisini araştırmaktır. Çalışmaya SP tanısı konmuş, kalça fleksör kontraktürü bulunan 8-16 yaş arasında 16 çocuk alındı. Çocuklar Propriyoseptif Nöromuskuler (PNF) germe grubu ve Statik germe grubu olarak iki gruba ayrıldı. Kalça fleksör kısalığı (Thomas Testi), kas tonusu şiddeti (Modifiye Ashworth Skalası), denge (Berg Denge Ölçeği) ve yürüyüş (1 Dakika Yürüme Testi), fonksiyonel durum (Gilette Fonksiyonel Yürüme Değerlendirme Anketi) değerlendirildi. Çocukların GMFCS seviyeleri; PNF germe grubunda 4 çocuk Seviye I, 2 çocuk Seviye II, 2 çocuk Seviye III idi. Statik germe grubunda 6 çocuk Seviye I, 2 çocuk Seviye III idi. Grupların tedavi öncesinde ve tedavi sonrasındaki grup içi karşılaştırma sonuçlarına göre sadece dominant taraf Thomas testi sonuçlarının PNF germe grubu lehine daha fazla olmak üzere iki grupta da istatistiksel olarak gelişme gösterdiği bulundu (p 0,05). Etki büyüklüğü hesaplandığında ise iki grup arasında 1 Dakika Yürüme Testi (PNF germe grubu lehine) ve Gilette Fonksiyonel Değerlendirme Anketi (statik germe grubu lehine) sonuçlarının kuvvetli düzeyde etki büyüklüğünde olduğu görüldü. Kalça fleksör kontraktürü bulunan SP'li çocuklarda kalça fleksörlerine uygulanan PNF germe ve statik germe tekniklerinin kalça eklem hareket açıklığını (EHA) artırmada etkili olmasına rağmen birbirlerine üstünlüklerinin olmadığı, kalça EHA'daki artışın denge, yürüyüş ve fonksiyonel durum üzerinde değişikliğe neden olmadığı tespit edildi. Bu nedenle kalça fleksiyon kontraktürünün tedavisinde SP'de meydana gelen hem gelişimsel hem de motor bozukluk faktörlerinin hepsinde çok yönlü etki oluşturabilecek tekniklerin etkinliklerinin araştırılması gerektiği sonucuna varıldı.