Sezaryen Ameliyatlarında Uygulanan ERAS ( Enhanced Recovery After Surgery ) Protokolünün Anne ve Yenidoğan Üzerine Etkileri
Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Gazi Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Cerrahi Tıp Bilimleri, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2024
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: MİRAY GÖZDE ÖZDEMİR
Danışman: Dudu Berrin Günaydın
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Cerrahi hastalarda preoperatif planlamadan postoperatif döneme kadar klinik bakımı iyileştirmeyi amaçlayan multidisipliner, standartlaştırılmış bir perioperatif bakım programı olan Enhanced Recovery After Surgery (ERAS) protokolü obstetride elektif sezaryen ameliyatlarında cerrahi sonrası sonuçları iyileştirmek için uygulanmış ve ERAC protokolü olarak adlandırılmıştır. Bu çalışmayla Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi hastanesinde ERAS protokolü veya standart bakım alan sezaryen (C/S) planlanmış gebe kadınları karşılaştırarak ERAS protokolünün maternal, fetal ve neonatal sonuçlara etkisini araştırmayı amaçladık. Etik kurul onayı alındıktan sonra C/S planlanan ve bu çalışmaya katılmayı kabul ederek aydınlatılmış onam formunu imzalayan≥18 yaşındaki ASA II-III toplam 450 gebe çalışmaya dahil edildi. Hastalar ERAS grubu (n = 150) ve standart protokol uygulanan kontrol grubu (n = 300) olarak 2'ye ayrıldı. Preoperatif dönemde ERAS grubundaki gebelerin açlık süresi kısıtlandı, kontrol grubuna ise standart protokol uygulanarak gece 12'den sonra açlık verildi. ERAS grubuna ameliyattan 2 saat önce 25 gram maltodekstrin içeren partikülsüz karbonhidrat solüsyonu içirildi kontrol grubuna ise içirilmedi. İntraoperatif dönemde ERAS grubuna kontrol grubundan farklı olarak IV 10 mg metoklopramide ile birlikte IV 1.5 mg granisetron verildi. ERAS grubunda anne bebek teması sağlanarak bebek emmeye teşvik edilirken kontrol grubunda geleneksel protokol uygulandı. Postoperatif dönemde hastaların beslenmesi ERAS grubunda 2.saat su, 4.saat rejim 1-2, 6.saat rejim 3-4 şeklinde düzenlendi. Kontrol grubunda ise standart prosedür uygulanarak postoperatif 6.saat su, birkaç saat sonra rejim 1-2, gaz çıkışı sonrasında ise rejim 3-4 olacak şekilde düzenlendi. Postop analjezi için ERAS grubuna parasetamol 6 saatte bir 1 gr ve diklofenak ilk doz postoperatif 6.saatte, ikinci doz sabah 06:00 da olacak şekilde verilirken kontrol grubundaki hastalara IV parasetamol verildi. Preoperatif ve/veya postoperatif Hb değerleri, açlık süresi, gaz çıkış süresi, mobilizasyon zamanı, idrar kateterin çıkarılma süresi, görsel analog skala (VAS), ek analjezik kullanımı, bulantı-kusma, hastanede kalış süresi, komplikasyonlar, Obstetrik İyileşme Kalitesi Skoru (ObsQoR-11) ve LIKERT ölçeği kaydedildi. Yenidoğan verileri; APGAR skoru, göbek kordonu kan gazı analizi, yenidoğanın 24. saat kilo kaybı, taburculukta beslenme durumu ve komplikasyonlar kaydedildi. Preoperatif sıvı gıda, katı gıda alım zamanı ve postoperatif su, rejim 1-2, rejim 3-4 alım zamanı ERAS grubunda kontrol grubuna göre anlamlı derecede kısaydı (p<0.001). Postoperatif gaz çıkış, mobilizasyon ve idrar sondasının çekilme zamanı ERAS grubunda anlamlı olarak daha kısaydı (sırasıyla p=0.034, p<0.001, p<0.001). ERAS grubundaki gebelerin %11.3 ünde bulantı/ kusma görülürken, kontrol grubundaki gebelerin %23.3 ünde bulantı/kusma görülerek anlamlı fark saptanmıştır (p=0.001). Gebelerin yatış süresi ve vizüel analog skala (VAS) değeri karşılaştırıldığında gruplar arasında istatistiksel açıdan anlamlı fark saptanmıştır (p=0.018, p<0.001). Kontrol grubundaki gebelerin postop analjezik ihtiyacı ERAS grubuna göre anlamlı olarak yüksek bulunmuştur (p<0.001). Taburculuk öncesi ObsQoR-11 skorları ve LIKERT ölçeği gruplar arasında anlamlı farklılık göstermiştir (p<0.001). Her iki grupta bebeklerin 24.saat tartı kaybı ve taburculuk öncesi bebeklerin beslenme durumu gruplar arasında farklılık göstermiştir (sırasıyla p=0.025, p=0.013). Göbek kordonu kan gazı analizinde (pH, PCO₂, PO₂ ve baz fazlalığı) iki parametre (pH ve pO 2 ) gruplar arasında anlamlı farklılık gösterdi (p<0.001). Bu çalışma, ERAC önerilerinin anne ve bebek sonuçlarını üzerinde olumsuz bir etki yaratmadan iyileştirebileceği sonucuna varmıştır. Bu bulgular, finansal baskının en yüksek olduğu ve C/S doğum hacminin hızla arttığı bir zamanda ortaya çıktığından ERAC unsurlarına uyum ileriye doğru bir adım olabilir. Daha önce sıralanan ve kesin sonuçlara varmayı zorlaştıran çalışma sınırlamaları nedeniyle her spesifik ERAS kılavuzunun her bir sonuç üzerindeki gerçek etkisini tahmin edebilmek için, daha yüksek ve daha sağlam bilimsel kanıtlara ihtiyaç vardır.