Akdeniz anemili (Beta talasemi majorlu) hastaların periferal lenfositlerindeki genetik değişikliklerin genotoksisite testleriyle belirlenmesi


Tezin Türü: Doktora

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Gazi Üniversitesi, Fen Bilimleri Enstitüsü, BİYOLOJİ ANABİLİM DALI, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2012

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: HAFİZE GÖKCE

Danışman: DENİZ YÜZBAŞIOĞLU

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Talasemi major (TM), hemoglobinin globin zincirlerinde yapım azlığı veya hiç yapılamaması sonucu ortaya çıkan hematolojik bir hastalıktır. Hastaların büyük bir kısmının eritrosit desteğiyle yaşamlarını sürdürmek zorunda kalmaları bazı komplikasyonların gelişmesine de yol açar. Bunu önlemek amacı ile organlarda birikmiş demiri atmak için ?desferroksamin (DFO), deferiprone (DFP), deferasiroks? adlı demir bağlayıcı ilaçlar kullanılmaktadır. Demir bağlayıcı ilaçlar her ne kadar biriken demiri uzaklaştırsa da son yıllarda yapılan çalışmalar bu ilaçların genotoksik etkilerinin olabileceğini gösterir yöndedir.Bu çalışmanın amacı, talasemili hastalarda kullanımı zorunlu olan Desferroksamin, Deferiprone ve Deferasiroks ilaçlarının olası genotoksik etkilerini belirlemektir. Aynı zamanda saptanan değişikliklerin demir yükü ile ilişkisi araştırılmıştır. Bu amaçla 51 talasemik hastada ve 30 sağlıklı kişide Kromozomal Anormallik (KA), Kardeş Kromatit Değişimi (KKD), Mikronükleus (MN) ve Comet testleri ile yapısal kromozom değişimleri ve primer DNA hasarı saptanmaya çalışılmıştır.Bu çalışmada yaşlara göre kromozomal anormallik frekansı değerlendirildiğinde, 0-20 yaş aralığındaki hastalarda kontrole göre anlamlı artış saptanmış; bununla fakat 20 yaştan büyük hastalarda kontrole göre bir anlamlılık gözlenmemiştir. DFO ve Deferasiroks tedavisi kullanan hastalarda kromozomal anormallik frekansı artmıştır. Ancak DFO+DFP kombine şelasyon tedavisi alan grubun yaş ve ferritin değerlerinin yüksekliğine rağmen, kromozomal anormallik frekansları kontrole göre bir farklılık göstermemiştir. TM'lü olgularda, yaş ile ters orantılı olarak mitotik indeksin düştüğü ve bu azalışın sağlıklı bireylerden daha fazla olduğu saptanmıştır. En düşük mitotik indeks DFO'lu hasta grubunda gözlenmiştir.TM'lü hastalarda 10 yaşından sonra KKD ve MN frekansının arttığı gözlenmiştir. En yüksek KKD değeri, DFO ve DFO+DFP kombine tedavi alan gruplarda bulunmuştur. Deferasiroks ve DFO+DFP kombine tedavi alan olgularda MN frekansı yüksek bulunmuştur. DFO tedavisi alan hastalarda ise MN frekansı düşük bulunmuştur. TM'lü hastaların replikasyon indeksi (RI) ve nükleer bölünme indeksi (NBI) değerleri kontrole göre düşük bulunmuştur fakat anlamlı düzeyde değildir. Primer DNA hasarı yaşa göre değerlendirildiğinde 0-10 yaş ve 20 yaş üzerinde arttığı tespit edilmiş; 10-20 yaş arasında kayda değer bir artış görülmemiştir. İlaçlara göre değerlendirildiğinde primer DNA hasarının kontrole göre anlamlı şekilde artmış olduğu belirlenmiştir. Bu artışta kullanılan ilaçların etkisi incelendiğinde, tüm ilaçlarda hasarın arttığı ancak DFO+DFP kombine uygulamasının diğer tedavilere göre primer DNA hasarını biraz daha fazla artırdığı belirlenmiştir.Sonuç olarak; talasemi majörlü hastalarda yaşın artması ile paralel artan kan transfüzyon sayıları organlarda demir artışına neden olmaktadır. Bunun sonucunda oksidatif strese bağlı genotoksik hasar artmıştır. Demir bağlayıcı ilaçların olası genotoksik etkilerini karşılaştırmayı ex vivo olarak incelendi. İleride yapılacak in vitro çalışmalarla da bu sonuçlar desteklenebilir. Çalışmada elde edilen sonuçların, klinik yönlendirme ve demir bağlayıcı ilaç tedavi protokollerinin belirlenmesinde faydalı olacağı düşünülmektedir.