Ayak bileği kırıklarının cerrahi sonrası en az 2 yıllık takiplerinde plantar basınç, denge ve fonksiyonel durumunun değerlendirilmesi


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Gazi Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Cerrahi Tıp Bilimleri, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2024

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: HAYATİ HÜROL TÜRKOĞLU

Danışman: ERDİNÇ ESEN

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Giriş: Ayak bileği kırıkları günlük rutinde en sık görülen kırıklardan biri olup kırık insidansı yaklaşık %9'dur.Malleol kırıkları ayak bileği kırıklarının yaklaşık üçte ikisini oluşturur. Ayak bileği kırıkları en çok yaşlı osteoporotik kadın hastalarda görülmekle birlikte son dönemde genç erkek hastalarda da görülme sıklığı artmıştır. Ayak bileği kırıkları için farklı sınıflandırmalar tanımlanmıştır. Bu sınıflandırmalardan, kırığın mekanizmasını temel alan Lauge-Hansen, lateral malleolün kırılma seviyesini temel alan Weber/AO en sık kullanılanlardır. Tedavide temel hedef, anatomik redüksiyonu sağlayarak ağrısız, fonksiyonel ve dengeli bir ayak bileği elde etmektir. Stabil kırıklar konservatif takip edilebilirken, instabil kırıklara cerrahi gerekmektedir. Ayak çok sayıda bağında katıldığı kompleks bir eklemdir. Bu nedenle yaralanmalarında bağlarda hasar görebilmektedir. Sindesmoz ve deltoıd bağ hasarı sıklıkla ayak bileği yaralanmalarına eşlik etmektedir. Bu iki bağın stabilizasyonu ayak bileğinin anatomik yapısı için son derece önemlidir. Kırıklar sonrası bağlar, eklem kapsülü ve buna bağlı olarak da mekanoreseptörler zarar görebilir ve hastalarda proprioseptif değişimlere yol açabilir. Proprioseptif kayıp hem denge hem de plantar basınçta bozulmaya neden olabilir. Yürüttüğümüz çalışmada malleolar kırık cerrahisi sonrası en az 2 yıldır takip edilen hastaların, cerrahiye bağlı plantar basınç değişimlerini, dengelerini, fonksiyonel durumlarını ve ağrılarının değerlendirmeyi amaçlıyoruz. Gereçler ve Yöntem: Çalışmamızda, Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Kliniği'nde 2018-2022 yılları arasında 'trimalleolar kırık' tanısıyla opere edilen hastalar retrospektif olarak değerlendirildi. Yaptığımız güç analizi sonucunda çalışma için 19 hastanın yeterli olduğu görüldü Biz çalışmamızı güçlendirmek adına 28 hasta ile tamamladık. Dahil edilen hastalara, AOFAS, IdFAI (Fonksiyonel Ayak Bileği İnstabilite Testi) ve Tampa Kinezyofobi anketlerinin yanı sıra, ameliyat sonrası denge kaybı ve plantar basınç değişimini değerlendirmek amacıyla denge testi ve pedobarografik testler uygulandı. Hastaların opere edilen ve sağlam ayakları arasındaki istatistiksel farklar ortaya kondu. Bu verilere Shapiro-Wilk testi, Kruskal-Wallis testi, Mann-Whithey U testi, testi ve Wilcoxon signed-rank testleri uygulandı. P <0.05 değeri anlamlı olarak tanımlandı Bulgular: Çalışmaya 19'u erkek, 9'u kadın yaş ortalaması 41.82 olan 28 hasta dahil edildi. Hastaların 12'si sağ ,16'sı sol trimalleolar kırık nedeniyle opere edilmişti. Ortalama takip süresi 37 hafta olarak görüldü. Katılımcıların, AOFAS, IdFAI, ve kinezyofobi skorları ile denge ve cinsiyet arasında ayrıca opere edilen ayakları ile sağlam ayaklarının denge testi arasında anlamlı bağlantı görülmemiştir. Hastaların opere ve sağlam ayakları arasındaki pedobarografik testlerde medial ardayak maksimum gücü, toplam zirve basınca ulaşma süresi, 2. Parmak ve 1-2-5. Metatars başı temas süresi arasında anlamlı değişiklikler bulundu. Opere edilen ayakların medial ardayak gücü sağlam tarafa göre anlamlı şekilde daha yüksek (p<0.05), 2. Parmak ve 1-2-5. metatars başı temas süresinin daha kısa olduğu gözlendi. Hastaların ortalama tibiofibuler örtüşme miktarı 6.85 mm olarak ölçüldü. Bu ölçülen değerler ile plantar basınç analizi arasında anlamlı veriler görüldü (p<0.05). Tibiofibuler örtüşme miktarı arttıkça opere ayakta medial ardayak maksimum gücü, zirve basıncı ve güç zaman integralinin, 1-2-3. metatars başlarında gücün ve temas süresinin ayrıca toplam basınç ve toplam basınç-zaman integralinin arttığı ancak 3-4-5. parmaklarda zirve basınç, basın-zaman ve güç-zaman integrallerinin azaldığı gözlendi. AOFAS ve kinezyofobi skorları ile plantar basınç analizleri arasında da anlamlı ilişkiler görüldü. AOFAS ile opere ayak 2. Parmak maksimum güç ve zirve basınç arasında pozitif açıdan anlamlı bağlantı bulundu (p<0.05). Kinezyofobi ile opere ayak arasında düşük anlamlı bağlantı görülürken, sağlam ayak ile arasında bir çok parametrede yüksek anlamlı bağlantı görüldü (p<0.05). Kinezyofobisi artan hastaların, sağlam ayakta medial ve aletral ardayak maksimum güçlerinin, basınç-zaman integrallerinin ve zirve basınçlarının arttığı görüldü. Sonuç: Trimalleolar kırık sonrası cerrahi operasyon geçiren hastaların uzun dönem takiplerinde, tibiofibuler örtüşme miktarı arttıkça yere daha iyi bastıkları, kinezyofobi ile sağlam ayağa yüklenme oranlarının doğru orantılı olduğunu, opere olan ayak ve sağlam ayak arasında hareket kısıtlılığına ve kinezyofobiye bağlı olarak plantar basınç değişiklikleri olduğunu gözlemledik.