Almanya İmparatoru II. Wılhelm'in Osmanlı Devleti'ni ziyaretleri
Tezin Türü: Yüksek Lisans
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Gazi Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2019
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: CEVAT ŞİMŞEK
Danışman: TOGAY SEÇKİN BİRBUDAK
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:XIX. yüzyıl gerek Avrupa ve gerekse Osmanlı tarihi açısından bir dönüm noktası olmuştur. Bu dönemde Bismarck, 1871 yılında savaşlarla kurduğu İmparatorluğu barış ile korumak ve sağlam bir zemine oturtmayı amaçlayan bir politika izlemiştir. 1888 yılında II. Wilhelm'in tahta çıkmasıyla genç imparator ile yaşlı şansölye arasında amansız bir üstünlük mücadelesi başlamıştır. Alman siyasetinin hâkimi olan Bismarck'ın temel hedefi Avrupa barışını korunmaktan yanayken II. Wilhelm ise Almanya'nın artık kalıplarını kırarak, kıtanın dışında sömürgeciliğe dayanan bir dış politika takip etmesi gerektiğine inanıyordu. Ancak sömürge yarışında geç kalan Almanya için, gerek dünya üzerinde sömürge olmaya elverişli alanın az kalması, gerekse edindiği sömürgeleri destekleyecek donanma gücünün olmayışı, Almanya'yı ilk etapta Doğu'nun az gelişmiş, fakat zengin kaynaklara sahip geleneksel imparatorluklarına yöneltmiştir. Bu hedef doğrultusunda, Osmanlı Devleti'nin hem Almanya'nın istediği özelliklere sahip olması, hem de Almanya'nın dostluğunu isteyen bir konumda bulunması, Osmanlı Devleti'ni Almanya için en uygun yayılma alanı haline getirmiştir. 1877-1878 Osmanlı-Rus savaşının ardından İngiltere'de Osmanlı'nın toprak bütünlüğünü koruma politikasından vaz geçince Osmanlı Devleti Avrupalı büyük güçler karşısında yalnız kalmıştı, Almanya bu fırsatı değerlendirerek Osmanlı yanlısı görünen ve bu vesileyle Osmanlı Devleti'nin kaynaklarından barışçı yollarla faydalanmayı amaçlayan bir politika izlemeye başlamıştır. Bu noktada çalışmamızın ana konusunu oluşturan Kaiser II. Wilhelm tarafından 1889, 1898 ve 1917 yıllarında Osmanlı topraklarına ziyaretler gerçekleştirilmiştir. Bu ziyaretler Türk-Alman İlişkilerinin gelişmesine katkı sağlamıştır. Ziyaretlerden birincisi ve üçüncüsü sadece İstanbul ve çevresiyle sınırlıyken ikincisi Hıristiyanlar, Museviler ve Müslümanlar için kutsal kabul edilen Kudüs ve civarını da kapsamaktadır.