Rüptüre aort anevrizmalarında endovasküler onarım ve açık cerrahi onarıma toplu bakış
Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Gazi Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Cerrahi Tıp Bilimleri, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2023
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: BURHANETTİN TOK
Danışman: HİKMET SELÇUK GEDİK, SERCAN TAK
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Giriş: Bu çalışmanın amacı; rüptüre olmuş aort anevrizmalı hastalarda uyguladığımız, açık cerrahi onarım (anevrizmektomi+tüp greft interpozisyonu) ve Endovasküler Aortik Onarım (EVAR) işlemlerini; gelişen mortalite, postoperatif komplikasyonlar ve yapılan ek girişimler açısından karşılaştırarak literatüre katkı sağlamaktır. Yöntemler: Çalışmada retrospektif olarak EVAR ve açık cerrahi onarım uygulanan hastalar değerlendirilmiştir. Herhangi bir dışlama kriteri bulunmamaktadır. Açık cerrahi onarım uygulanan hastalar bir grubu EVAR yapılan hastalar diğer grubu oluşturmaktadır. Hasta gruplarında, preoperatif Bilgisayarlı Tomografi bulguları, demografik veriler, biyokimyasal değerler, vakaya giriş klinikleri, eşlik eden komorbid faktörler ile postoperatif yoğun bakımda ve hastanede kalış süreleri, kan transfüzyonu miktarları, mortalite oranları, uygulanan prosedürler sonrasında ek girişimler, gelişen komplikasyonlar değerlendirilmiştir. Çalışma, hastaların 6 aylık takipleri baz alınarak erken dönem sonuçlar açısından değerlendirme yapılmıştır. Bulgular: Açık cerrahi onarım yapılan 20 hasta ve EVAR yapılan 23 hasta çalışmaya dahil edilmiştir. Tüm hastaların yüzde 85 kadarı farklı derecelerde sigara içicisidir ve tanı alan hastaların yaş ortalaması 68'dir. Bilgisayarlı Tomografide anevrizma çapları ortalama 1.grupta 71mm, 2.grupta 69 mm' dir. Tüm hastalar acil şartlarda opere edilmiştir. Açık cerrahi grupta 7 hasta, EVAR grubunda 3 hasta intraoperatif ve postoperatif erken dönemde exitus olmuştur. Açık cerrahi grupta mortalite görülen 5 hasta kardiyojenik şokta veya hipotansif olarak oprasyona alınmıştır. EVAR grubunda ex olan 3 hastanın ikisi endoleak veya rüptür nedenliyle yeniden girişim ihtiyacı olan hastalardı. Bir hasta EVAR sonrası devam eden hemodinamik şok nedeniyle acil koşullarda açık cerrahi onarıma alınmış ve intraoperatif kaybedilmiştir. Preoperatif ve taburcluk hemoglobin değerleri açısından açık cerrahi grupta istatistiksel olarak anlamlı bir düşüklük saptanmıştır. Kan transfüzyonu ihtiyacı açık cerrahi grupta daha fazla olmuştur. Böbrek fonksiyon değerleri değerlendirildiğinde preoperatif yüksek kreatinin ile postoperatif mortalite oranları arasında anlamlı bir ilişki vardır ancak gruplar arasında böbrek ve karaciğer değerleri açısından anlamlı istatistiksel fark bulunmamıştır. Literatürün aksine postopertaif yoğun bakım ve hastanede kalış süreleri açısından gruplar arasında istatistiksel olarak bir fark bulunmamıştır. Sonuç: Uygulanan yöntemden bağımsız olarak rüptür; yüksek mortalite ile seyredebilen bir anevrizma komplikasyonudur. Tanı konduktan sonra mümkünse malperfüzyon bulguları gelişmeden, yüksek kan transfüzyonu ihtiyacı doğmadan acil tedavisi planlanmalıdır. Tedavide asıl amaç rüptüre olan segmente acil müdahale ederek ekstravazasyonu engellemektir. Endovasküler yöntemler aort patolojilerinde teknolojinin de ilerlemesiyle sıkça tercih edilen bir tedavi yöntemi haline gelmiştir. Postoperatif cerrahi komplikasyon ve hastanede kalış süresi göz önüne alındığında cerrahi açıdan ciddi risk taşıyan stabil hasta grubunda güvenle tercih edilebilirken, ciddi uzun dönem komplikasyonları ve yeniden girişim ihtiyacı oranı göz önünde alındığında aynı faydayı rüptür gibi acil durumlarda ortaya koyamamaktadır. Anahtar kelimeler; Aort anevrizması, rüptür, EVAR, açık cerrahi onarım