Primer koruma amacıyla implante edilebilir kardiyoverter defibrilatör implantasyonu yapılan hastaların terapi ihtiyacı açısından değerlendirilmesi


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Gazi Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Dahili Tıp Bilimleri, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2025

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: PELİN ABATAŞ SEÇKİN

Danışman: HÜSEYİN MURAT ÖZDEMİR, SERKAN ÜNLÜ, BURAK SEZENÖZ

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Giriş-Amaç: Kalp yetersizliği(KY) yüksek morbidite ve mortalite ile seyreden yaygın bir klinik tablodur. Ani kardiyak ölüm, bu hasta grubunda önde gelen ölüm nedenlerinden biridir. Primer koruma amacıyla implante edilen kardiyoverter defibrilatör (ICD)/Kardiyak Resenkronizasyon Tedavi (CRT-D) cihazları, ventriküler aritmilere bağlı ölümleri azaltmada etkili bir tedavi seçeneğidir. Ancak ICD/CRT-D takılan tüm hastalar cihazdan eşit düzeyde fayda görmemektedir. Bu durum uygun hasta seçiminin önemini ortaya koymaktadır.Bu tez çalışmasında birincil koruma amacıyla ICD/CRT-D implantasyonu yapılan hastalarda cihazdan uygun tedavi alanlar ve almayanlar arasındaki klinik ve demografik özelliklerin karşılaştırılması, uygun tedavi öngördürücülerinin araştırılması ve bu bağlamda görece yeni bir sitokin olan GDF-15'in yerinin irdelenmesi amaçlanmıştır. Yöntem: Retrospektif olarak planlanan bu çalışmaya ≥18 yaş üzerinde düşük ejeksiyon fraksiyonu olan primer koruma endikasyonu ile ICD/CRT-D takılan KY hastaları dahil edilmiştir. Toplam hasta sayısı 115 olup, hastalar takip sürecinde uygun ICD/CRT-D terapisi alanlar(n=50) ve almayanlar(n=65) olmak üzere iki gruba ayrılmış; klinik, laboratuvar (GDF 15) ve ekokardiyografik görüntüleme verileri karşılaştırılmıştır. İstatistiksel analizlerde parametrik ve nonparametrik testler ile lojistik regresyon kullanılmıştır. Bulgular: Çalışmaya dâhil edilen hastaların çoğunluğu erkek cinsiyette ve iskemik etiyoloji ön plandadır. Uygun ICD/CRT-D terapisi (ATP ve/veya şok) alan hastalar ile almayanlar karşılaştırıldığında, sol ventrikül diyastol sonu çap (SVDSÇ) ve GDF--15 düzeyleri uygun terapi alan grupta anlamlı olarak daha yüksek bulundu (p<0.05). Ancak şok alma ile hastaneye başvuran hasta alt grubu çıkarıldığında, SVDSÇ'deki bu fark istatistiksel anlamlılığını kaybetti. Buna karşılık GDF--15 düzeyleri, hem tüm hasta popülasyonunda hem de alt grup analizlerinde anlamlı olarak yüksek kalmaya devam etti. Çok değişkenli regresyon analizinde yalnızca GDF--15 düzeyi, uygun ICD terapileri ile bağımsız şekilde ilişkili bulundu (p<0.05). Sonuç: Primer koruma amacıyla ICD/CRT-D takılan hastalarda, GDF--15 düzeyi ile uygun ICD terapileri arasında güçlü ve bağımsız bir ilişki saptanmıştır. Sol ventrikül diyastol sonu çapı ise, tüm hasta popülasyonunda anlamlı olmakla birlikte, yalnızca şok alma ile hastaneye başvuran hastalar dışlandığında bu anlamlılık ortadan kalkmıştır. Bu durum SVDSÇ 'nin bazı hasta alt gruplarında prognostik değerinin sınırlı olabileceğini düşündürmektedir. Buna karşın GDF--15 düzeyinin her analizde anlamlı kalması, bu biyobelirtecin ICD/CRT-D implantasyonu planlanan hastalarda risk sınıflamasında daha güvenilir bir parametre olabileceğini göstermektedir. Elde edilen bulgular, cihaz implantasyonu öncesi daha hassas ve bireyselleştirilmiş hasta seçim stratejilerinin geliştirilmesine katkı sağlayabilir. Anahtar Kelimeler : Kalp yetersizliği, İmplante edilebilir kardiyoverter defibrilatör (ICD), Primer koruma, GDF-15, Sol ventrikül diyastol sonu çap, Sol ventrikül disfonksiyonu, Fibrozis, Ventriküler Aritmi, Ani kardiyak ölüm, Uygun/uyguz şok terapileri