Bir grup türk çocuğunda süt azı dişlerinde görülen infraoklüzyonun radyolojik olarak değerlendirilmesi
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Gazi Üniversitesi, Diş Hekimliği Fakültesi, Klinik Bilimler, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2024
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: ECEM ELİF ÇEGE
Danışman: NEŞE AKAL
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:İnfraoklüzyon, dişlerin oklüzal yüzeylerinin komşu dişlerin oklüzal yüzeyinin altında olduğu durumu tanımlamak için kullanılan bir terimdir. İnfraoklüzyonun erken teşhisi ve tedavisi, gelecekteki sorunlar ve maloklüzyonların önlenmesi açısından önemlidir. Sunulan tez çalışmasında, süt azı dişlerinde görülen infraoklüzyonun prevalansı, yaşa, cinsiyete ve lokalizyonuna göre dağılımı ile infraoklüzyonla birlikte görülen dental anomalileri tespit etmek, infraoklüzyona eşlik eden radyografik bulguları ve bu dişlere uygulanan tedavileri değerlendirmek amaçlanmıştır. Ocak 2019-Aralık 2022 tarihleri arasındaki dönemde, Gazi Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Çocuk Diş Hekimliği Kliniği'ne diş tedavileri için başvuran, 7-11 yaş arası çocuklardan alınan toplam 8452 adet panoramik radyografi infraoklüzyon görülen süt azı dişleri açısından retrospektif olarak incelenmiştir. İnfraoklüzyon prevalansı %3,6 olarak bulunmuş, cinsiyet ile infraoklüzyon arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki olmadığı tespit edilmiştir (p>0,05). İnfraoklüzyon en sık 9 yaşında ve mandibular ikinci süt azı dişlerinde saptanmıştır. İnfraoklüzyon görülen süt azı dişleri, Brearley ve McKibben tarafından tanımlanan sınıflandırma sistemine göre sınıflandırılmış, çoğunluğu hafif derecede (%49,5), sonra sırasıyla orta (%29,8) ve şiddetli (%20,7) olarak bulunmuştur. Daimi diş germi bulunma durumu ile infraoklüzyon şiddeti arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki olmadığı tespit edilmiştir (p>0,05). Dens invaginatus ve hipodonti sıklıkla infraoklüzyon ile birlikte izlenmiş, bunu süpernümere dişler ve taurodontizm takip etmiştir. Komşu dişte devrilme, karşıt dişte uzama ve daimi dişte sürme problemleri gibi radyografik bulgular ile infraoklüzyon şiddeti arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki olduğu bulunmuştur (p<0,05). İnfraoklüzyon şiddeti arttıkça eşlik eden radyografik bulgular açısından belirgin değişiklikler gözlemlenmiştir. Ayrıca infraoklüzyon şiddeti arttıkça restoratif tedavi oranının düştüğü ve çekim oranının arttığı tespit edilmiş, infraoklüzyon şiddeti ile uygulanan tedavi arasındaki ilişki değerlendirildiğinde istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki olduğu bulunmuştur (p<0,05). Sonuçlar incelendiğinde; infraoklüzyon süt azı dişlerinde sık görülmemekle birlikte, bu durumun tespit edildiği hastalarda daimi diş germi varlığının radyografik olarak incelenmesi ve diğer dişlerin de infraoklüzyon ve dental anomaliler açısından dikkatle izlenmesi gerektiği bulgulanmıştır.