Deneysel olarak beyin omurilik sıvısı (BOS) kaçağı oluşturulan sıçanlarda fenitoin sodyum kullanımının duramater iyileşmesi üzerine etkileri
Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Gazi Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Cerrahi Tıp Bilimleri, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2007
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: ERTAN ERGÜN
Danışman: GÖKHAN KURT
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Travma veya cerrahi sonrası olusan duramater kapanma defektleri, hastaların morbidite ve mortaliteleri üzerinde fatal sonuçlanabilecek kadar ciddi öneme sahiptir. Su ana kadar yapılan birçok arastırma ve uygulamalara rağmen tam bir tedavi yöntemi bulunamamıstır. Çalısmamızda, birçok doku üzerinde yara iyilesmesi üzerine olumlu etkileri daha önce yapılan arastırmalarda ispatlanmıs olan fenitoin'in defektif duramater üzerine olan etkilerini arastırdık. Çalısmada ağırlıkları 200±20 gr. arasında değisen toplam 36 adet Wistar cinsi erkek rat kullanıldı. Ratlar, her grupta 12 rat bulunacak sekilde kontrol, lokal fenitoin ve sistemik fenitoin grubu olmak üzere 3 gruba ayrıldı. Bütün gruplarda, interskapuler bölgeye 2 seviye laminektomi uygulandı. Ardından dural insizyon yapıldı ve BOS gelisi izlendi. Kontrol grubunda duramater üzerine kan pıhtısı ile yama yapıldı. Lokal fenitoin grubunda duramater üzerine 30 mg/kg lokal fenitoin uygulandı. Sistemik fenitoin grubunda operasyon bitiminde 30 mg/kg fenitoin intraperitoneal yolla verildi. Her gruptan 6 rat 1. haftanın sonunda, 6 rat da 6. haftanın sonunda sakrifiye edildi. Laminektomi bölgeleri en blok çıkarıldı. Hematoksilen-Eosin ve Masson Trikrom boyalarıyla histopatolojik inceleme yapıldı. Sonuçlar Özısık ve arkadaslarının kriterlerine göre değerlendirildi. Kollajen, neovaskülarizasyon ve granülasyon doku düzeyleri mikroskobik olarak incelendi. ?statiksel olarak Kruskal Wallis testi ile değerlendirildiğinde 1. haftada ve 6. haftada arttığı gibi 1.hafta ile 6. hafta arasında da tüm gruplarda anlamlı derecede artıs olduğu tespit edildi. Gruplar birbirleriyle karsılastırıldığında ise en iyi sonuçların sistemik fenitoin grubunda elde edildiği ve anlamlı olduğu görüldü. Gruplar Wilcoxon Testi ile kendi içlerinde 1. hafta ve 6. hafta karsılastırıldığında, kontrol grubunun 1. haftası ile 6. haftasında ki granülasyon doku miktarları arasında fark yoktu. Aynı sekilde lokal grupta kollajen miktarları ve granülasyon doku miktarları arasında da 1. hafta ile 6. hafta arasında anlamlı fark bulunmadı. Sistemik grup içindeki kriterlere bakıldığında ise 1. hafta ile 6. hafta arasında anlamlı derecede artıs saptandı. Wilcoxon testi sonucunda da en fazla artıs sistemik grupta görüldü. Çalısmamızda lokal ve sistemik fenitoin kullanımının duramater iyilesmesi üzerine istatistiksel olarak olumlu etki gösterdiği, bu etkinin sistemik fenitoin grubunda çok daha fazla ve istatiksel olarak anlamlı olduğu görüldü. Sonuçta çesitli yara iyilesme mekanizmaları üzerinden etkili olduğunu bildiğimiz fenitoinin bu çalısma ile duramater rejenerasyonunda pozitif yönde etkin olduğunu göstermis olduk. Fakat fenitoinin yara iyilesmesinde klinik kullanıma girebilmesi için birçok çalısmaya daha ihtiyaç olduğunu düsünmekteyiz.