Tip 2 diabetes mellituslu hastalarda homosistein düzeylerinin diabet komplikasyonları ve transplantasyonla ilişkisi
Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Gazi Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Dahili Tıp Bilimleri, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2001
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: ALEV ALTINOVA (EROĞLU)
Danışman: İLHAN YETKİN
Özet:VI. ÖZET: Diabette ateroskleroz gelişiminin hipertansiyon, obezite, hiperlipidemi, düşük HDL kolesterol düzeyi ve sigara gibi risk faktörlerinin varlığına bağlı olduğu bilinmektedir. Son yıllarda üzerinde durulan bir diğer ateroskleroz risk faktörü de homosisteindir. Hem klinik hem deneysel çalışmalar orta derecede plazma total homosistein seviyesindeki artışın vasküler hastalıklar için bağımsız bir risk faktörü olduğunu düşündürmektedir. Çalışmamızda Türk popülasyonundaki diabetik makrovasküler ve mikrovasküler komplikasyonlarda HS düzeylerini, aterosklerotik hastalıkta HHS ve aile öyküsü birlikteliğini araştırdık. Bunun yanısıra taradığımız literatürlerde diyabetli olup transplantasyon yapılmış hastaların HS düzeyleri üzerine bir çalışmaya rastlamadık ve posttransplant hastalarda HS düzeylerindeki değişimi araştırmayı planladık. 123'ü DM tanısıyla takip edilen hasta ve 3 l'i SK olmak üzere toplam 154 olguda plazma HS düzeyi, biyokimyasal parametreler, vitamin B12 ve folik asit düzeyleri incelendi. Çalışmamızda plazma HS düzeyinin; Erkeklerde kadınlardan 1. 1 kat yüksek olduğunu, Yaşlanmakla beraber arttığım, Diabet yaşıyla ilişkili olarak artmadığım, Sigara ve hipertansiyon ile bağlantısı olmadığım, AKŞ, PPKŞ, lipidler gibi metabolik parametrelerin iyi ya da bozuk olmasından etkilenmediğini, Alınan tedavi ile ilişkisi olmadığım, HbAıc düzeyi ile ilişkisi olmadığım, Kan üre azotu ve kreatinin ile pozitif bir ilişkisi olduğunu, 54Diabetiklerde SK'e göre yüksek olduğunu, Komplikasyonsuz diabetiklerde SK'e göre fark göstermediğini fakat nefropati ve KAH olan diabetiklerde yüksek olduğunu, Makrovasküler hastalık ve mikrovasküler hastalıkta fark göstermediğini, Transplantasyon yapılan diabetiklerde kontrole göre yüksek olduğunu ve nefropati, KAH gibi komplikasyonlardaki yükseklik ile benzer olduğunu, Hem nefropatisi hem KAH'ı olan diabetiklerde en yüksek değere ulaştığını, Vasküler hastalıkta kontrole göre yüksek olduğunu, Hastaların proteinüri miktarları veya lezyonlu koroner damar sayısı ve EF ile ilişkisinin olmadığını, KAH bulunanlarda, KAH'nın erken ortaya çıkışı ile ilişkisi olmadığını ve ailede KAH öyküsü bulunmasıyla ilişkisi olmadığım, Ailede DM öyküsü bulunmasıyla ilişkisi olmadığını, Tüm diabetikler göz önüne alındığında, HHS'si olan hastalarda komplikasyon oranının ve ailede KAH öyküsü oranının yüksek olduğunu, Aterosklerozu olan diabetiklerde, olmayanlara göre 1.38 kat yüksek olduğunu saptadık. Sonuç olarak HHS'nin diabet komplikasyonlanmn gelişimi ve ateroskleroz için önemli bir risk faktörü olduğunu saptadık. HHS nedeninin genetik faktörlere dayandığım, çevresel faktörlerin buna katkı sağladığını düşünmekteyiz. Bu konuda lokal vasküler etkenlerle(NO, adezyon molekülleri gibi) plazmadaki HS etkileşimlerimn de önemli rolü olabileceğini düşünüyoruz. Bunun yanısıra çalışmamızda DM' da renal transplantasyon uygulanmasına rağmen ateroskleroz açısından vasküler risk taşıdıklarını göstermiş bulunuyoruz. 55