Gram negatif ve Staphylococcus aureus kan dolaşım enfeksiyonlarının mortalite ve risk faktörleri açısından karşılaştırılması
Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Gazi Üniversitesi, Tıp Fakültesi, ENFEKSİYON HASTALIKLARI VE KLİNİK MİKROBİYOLOJİ ANABİLİM DALI, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2026
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: HAMID HABIBI
Danışman: ESİN ŞENOL
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Kan dolaşım enfeksiyonları (KDE), yüksek mortalite ve morbidite oranlarıyla seyreden, erken tanı ve uygun tedavi gerektiren ciddi klinik tablolardır. Bu enfeksiyonlarda en sık etkenler arasında Staphylococcus aureus ve Gram negatif bakteriler (GNB) yer almakta olup, iki grup etken epidemiyolojik, klinik ve prognostik açıdan farklı özellikler göstermektedir. Ancak etken türünün mortalite üzerindeki bağımsız etkisi ve bu enfeksiyonlara ilişkin risk faktörleri arasındaki farklılıklar literatürde tam olarak ortaya konulamamıştır. Bu tez çalışmasında, GNB ve S. aureus kaynaklı KDE'lerde mortalite oranlarının karşılaştırılması ve mortaliteyle ilişkili klinik ve mikrobiyolojik risk faktörlerinin değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Elde edilen bulguların, KDE'ye bağlı mortalitenin azaltılmasına yönelik tanı, tedavi ve enfeksiyon kontrol stratejilerinin geliştirilmesine katkı sağlaması hedeflenmektedir. Bu tek merkezli, retrospektif ve eşleştirilmiş kesitsel çalışma, Haziran 2018–Aralık 2023 tarihleri arasında Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi'nde yürütülmüştür. Kan kültürlerinde S. aureus veya Gram negatif bakteri izole edilen, 18 yaş ve üzeri toplam 1052 hasta dâhil edilmiştir. Olguların 279'u (%26,5) S. aureus KDE, 773'ü (%73,5) GN-KDE olarak saptanmıştır. GN-KDE grubunda yoğun bakım yatış yüzdesi (%44,4 vs. %28,3; p<0,001) ve Pitt bakteremi skoru [2 vs. 1; p<0,001] anlamlı olarak daha yüksek bulunmuştur. SA-KDE olgularında diyabetes mellitus, hipertansiyon, kronik böbrek hastalığı, kalp hastalığı ve serebrovasküler hastalıklar daha sık izlenmiştir (p<0,05). Persistan enfeksiyon yüzdesi SA-KDE'de %21,9, GN-KDE'de %15,4 olarak bulunmuştur (p<0,001). Çok değişkenli lojistik regresyon analizinde yüksek Charlson Komorbidite İndeksi (aOR: 1,13; %95 GA: 1,06–1,20), artmış Pitt bakteremi skoru (aOR: 1,72; %95 GA: 1,58–1,87), santral venöz kateter varlığı (aOR: 1,82; %95 GA: 1,26–2,61), hastane kaynaklı enfeksiyon (aOR: 1,95; %95 GA: 1,31–2,91) ve uygun tedaviye kadar geçen süre (aOR: 1,12; %95 GA: 1,01–1,24) mortaliteyle bağımsız olarak ilişkili bulunmuştur. Eşleştirilmiş alt grup analizinde, 30 günlük mortalite yüzdeleri SA-KDE'de %13,8, GN-KDE'de %18,8 olup istatistiksel olarak anlamlı fark bulunmamıştır (p=0,33). Sonuç olarak, GN-KDE olguları daha ağır klinik tabloyla seyretmesine rağmen, SA-KDE olgularında persistan enfeksiyon sıklığı daha yüksek bulunmuştur. Etken türü mortalite üzerinde bağımsız bir belirleyici değildir. Mortalite üzerinde klinik şiddet, komorbidite yükü, kaynak kontrolü ve uygun tedaviye erken başlanması en önemli prognostik faktörler olarak saptanmıştır. Bu bulgular, KDE yönetiminde etken odaklı yaklaşımlardan ziyade hasta merkezli, hızlı ve multidisipliner tedavi stratejilerinin önemini vurgulamaktadır.