Patolojik lupus nefriti tanılı vakaların ISN/RPS 2018 klasifikasyonuna göre yeniden değerlendirilmesi ve yeni sınıflamanın klinik açıdan validasyonunun değerlendirilmesi


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Gazi Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Dahili Tıp Bilimleri, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2023

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: FERDA NEDİRLİ

Danışman: GALİP GÜZ

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Giriş: Lupus nefriti (LN), sistemik lupus eritematozusun (SLE) sık görülen ve önemli bir tutulumu olup hasta morbidite ve mortalitesi açısından olumsuz sonuçları olmaktadır. Renal biyopsi LN'de tanının doğrulanması, uygun tedavi rejimi ve süresinin belirlenmesi açısından halen altın standart olarak önerilmektedir. Biyopsinin değerlendirilmesinde yaygın olarak kullanılan sınıflama 2003 ISN/RPN sınıflamasıdır. Sınıflama 2018 yılında revize edilmiştir. Ancak yeni sınıflamanın kabul görebilmesi için klinik olarak validasyonun değerlendirilmesi gerekmektedir. Amaç: Renal biyopsi ile kliniğimizde LN tanısı alan hastaların tanı anındaki laboratuvar, klinik ve histopatolojik özellikleri değerlendirilerek renal sağkalım açısından prognoza etkisinin belirlenmesi ve hastaların histopatolojik değerlendirmesinin 2003- 2018 ISN/RPN sınıflamalarına göre yapılarak her iki sınıflamanın da renal sağkalım açısından etkinliklerinin karşılaştırılması çalışmamızın temel amacıdır. Gereç ve Yöntem: Gazi Üniversitesi nefroloji bilim dalı tarafından 2008-2021 yılları arasında biyopsi yapılarak lupus nefriti tanısı alan hastalardan uzun dönem renal takibi olan vakalar çalışmaya dahil edilmiştir. Sistemik lupus eritematozus tanısı olup renal biyopsisi lupus nefriti ile uyumlu olmayan hastalar, lupus nefriti tanılı ancak takip süresince belirlenmiş renal sonlanım noktalarına ulaşmamış veya 6 aydan kısa takibi olan vakalar ile daha önce lupus nefritine yönelik indüksiyon tedavisi almış olan vakalar çalışmaya dahil edilmemiştir. Hastalar retrospektif olarak değerlendirilmiştir. Biyopsi anındaki laboratuvar, klinik ve histopatolojik özellikleri değerlendirilerek, bunların renal sağkalım açısından önemi araştırılmıştır. Bulgular: Çalışmaya 46 hasta dahil edildi. Hastaların %23'ü Sınıf III, %30'u sınıf IV, %15'i Sınıf V, %26'sı ise Sınıf III/IV+V idi. Hastalar ortalama takip süresi 64,04±36,93 ay idi ve bu süreçte hastaların 7 tanesi renal sonlanım noktasına (tüm nedenlere bağlı ölüm, GFR'de %30 azalma ya da SDBY gelişmesi) ulaştı. Bu hastaların sistolik kan basıncı (p=0,008), biyopsi anındaki kreatinin değeri (p=0,045) anlamlı olarak daha yüksek bulundu. Renal sonlanım noktasına ulaşan hastaların GFR'si anlamlı olarak daha az bulundu(p=0,028). Bu hastalarda biyopsi anında ABH görülme oranı daha yüksekti. Patolojik olarak her 2 sınıflamaya göre interstisyel inflamasyon görülme oranı renal sonlanım noktasına ulaşanlarda daha fazla idi(p=0,042, p=0,033). Her 2 sınıflamanın aktivite ve kroniklik indeksleri ile renal sonlanım noktası arasında anlamlı bir ilişki gösterilememiştir. Sonuç: SLE hastalarının renal tutulum açısından yakın takip edilmesi önemlidir. Hastaların kreatinin yüksekliği , ABH kliniği gelişmeden tanı ve tedavi alması renal sağkalım açısından değerlidir. Ayrıca LN olan hastalarda kan basıncı kontrolü sağlanması da uzun dönem renal fonksiyonlar açısından koruyucudur. Patolojik olarak interstisyel inflamasyon varlığı ile renal sağkalım açısından anlamlı bir ilişki olduğu gösterilmiştir. Tübülointertisyel değerlendirmeye verdiği önem açısından 2018 sınıflamasının kullanılmasının tedavi ve prognoz açısından daha doğru yönlendirme yapacağını düşünüyoruz.