BENİGN BİLİER OBSTRÜKSİYONLARDA PERKÜTAN TEDAVİ GİRİŞİMLERİ (K.GÜREL, 2001)


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Gazi Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Dahili Tıp Bilimleri, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2001

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: KAMİL GÜREL

Danışman: Erhan Turgut Ilgıt

Özet:

89 ÖZET Amaç: Etiolojisinde en sık iatrojenik striktürler, hepatikoenterostomi darlıkları gibi operasyona bağlı nedenler ve rezidü-tekrarlayan safra yolları taşları olan benign bilier obstrüksiyonların tedavisinde girişimsel radyolojik yöntemlerin etkinliğinin değerlendirilmesi Gereç ve Yöntem: Altı yıllık bir periyodda, Radyolojik değerlendirme sonucu benign bilier obstrüksiyon tanısı alan 26 olgudaki 29 lezyonda [iatrojenik striktür (n=9), hepatikoenterostomi darlığı (n=6), koiedokolitiazis (n=14)] obstrüksiyon nedenini ortadan kaldırmak amacı ile perkütan girişim [transhepatik (n=23), trans T-tüp (n=3)] uygulanmıştır. Girişimlerde balon dilatasyon (n=13), metalik stent yerleştirilmesi (n=2), balon sfinkteroplasti ve taş itilmesi (n=ll), darlık balon dilatasyonu sonrası taş itilmesi (n=l) ve başarısız endoskopik sfinkterotomiye rehberlik (n=2) yer almaktadır. Bulgular: Laparoskopik kolesistektomi sonrasında iki düzeyde benign bilier obstrüksiyon gelişen bir olgudaki bir darlık dışında tüm striktür olgularında balon dilatasyon ve/veya stent yerleştirilmesi başarı ile gerçekleştirildi ve bilirubin değerlerinin normal/normale yakın değerlere inmesi sağlandı. İki olguda birden çok segmentte dilatasyon yapıldı. Bir olguda hepatikoenterostomi düzeyindeki darlık dilatasyonundan sonra darlık proksimalindeki taşın jejenuma düşmesi sağlandı. Koiedokolitiazis tanısı alan 14 olgudan geri kalan 13'ünün ikisinde perkütan girişim ile yerleştirilen kılavuz tel üzerinden endoskopik sfinkterotomi yapılması sağlandı, 10 olguda balon sfinkteroplasti sonrası balon kateter ile taşların duodenuma itilmesi gerçekleştirildi, 3 cm taşı olan bir olguda ise taşın çapını küçültmek ve duodenuma düşürmek mümkün olmadı. Girişimler esnasında bir olguda transplevral kateter yerleştirilmesine bağlı bilöz plevral efüzyon ve sonrasında sepsis gelişmesi dışında diğer hastalarda majör komplikasyonla karşılaşılmadı. Sonuç: Esas olarak operasyona bağlı gelişen benign bilier striktürlerin tedavisinin operasyon olmadan başarı ile sağlanabilmesine karşılık, uzun dönem patensileri cerrahiden daha iyi değildir. Bu nedenle şimdilik cerrahinin yüksek risk taşıdığı hastalarda ve cerrah/hastanın perkütan yöntemleri tercih ettikleri hastalarda uygulanmalıdır. Benign bilier darlıkların metalik endoprotez ile tedavisi uzun dönemde başarılı olmayıp, tedavi edici cerrahiyi de zorlaştırabilmektedir. Metalik stent kullanımını önermiyoruz. 0,5-3 cm arasında çaplı koledok taşı olan hastalarda balon ile sfinkter dilatasyonu sonrasında taşların duodenuma itilmesi, koledokolitotomiyle taş çıkarılması ve endoskopik sfinkterotomiye göre daha az invazif bir yöntem olup, bu yöntemlerden önce uygulanması gereken ve safra akım fizyolojisini koruyan başarılı bir tedavi yöntemidir.