Çocuk hastalarda besinlerle alerji deri testleri sırasında ortaya çıkan reaksiyonların değerlendirilmesi
Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Gazi Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Dahili Tıp Bilimleri, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2022
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: GİZEM KARKIN
Danışman: Hacer İlbilge Ertoy Karagöl
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Giriş ve Amaç: Erken tip besin alerjisinden şüphelenildiğinde standardize ekstrelerle yapılan deri prik testi (DPT), standardize ekstrenin olmadığı durumlarda ise direkt şüpheli besin ile yapılan prik-to-prik testi alerji kliniklerinde uygulanan birinci basamak testlerdir. Bu testlerin genel olarak güvenli testler olduğu düşünülse de alerji deri testleri sırasında ürtikerden anafilaksiye kadar geniş bir aralıkta teste bağlı reaksiyon geliştiği bildirilen olgu raporları bulunmaktadır. Deri testlerine bağlı reaksiyon gelişiminin değerlendirildiği çalışmalar ise oldukça sınırlı sayıdadır. Bu çalışmalarda ise ya venom, ilaç, besin, aeroalerjen gibi klinikte uygulanan bütün deri testlerine bağlı reaksiyonlar değerlendirilmiş ya da erişkin ve çocuk bütün hastalar çalışmaya dahil edilmiştir. Bazılarında da prik-intradermal test şeklinde test yöntemine göre ayrım yapılmamıştır. Çalışmamızda ise farklı olarak sadece çocuk hastalarda yalnızca besinlerle prik/prik-to-prik test sırasında ortaya çıkan reaksiyonların değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Yöntem: Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Çocuk Alerji Kliniğinde 1 Ocak 2010-1 Ocak 2020 yılları arasında, besinlerle deri prik/prik-to-prik test uygulanan 0-18 yaş arasındaki hastaların dosya kayıtları kullanılarak retrospektif bir çalışma yapılmıştır. Elde edilen veriler SPSS Statistics 22 programına girilerek analiz edilmiştir. Deri prik/prik-to-prik testi sırasında ortaya çıkan reaksiyonlar lokal ve sistemik reaksiyon şeklinde kategorize edilmiştir. Lokal reaksiyon; DPT uygulanan alanda ağrı, hassasiyet, kaşıntı, kızarıklık şeklinde tanımlanmıştır. Sistemik reaksiyon (SR); tüm vücutta yaygın kaşıntı, flaşing, ürtiker, anjioödem, gözlerde kaşınma-sulanma-kızarıklık, burun akıntısı kaşıntısı, tıkanıklık, hapşırık, mide bulantısı, karın ağrısı, kusma, hipotansiyon, taşikardi, desaturasyon, nefes darlığı, göğüste baskı hissi, boğulma hissi, öksürük, hışıltı, baş dönmesi şeklinde tanımlanmıştır. Bu objektif ve subjektif bulgulara göre ortaya çıkan SR anafilaksi kriterlerini karşılıyorsa anafilaksi olarak değerlendirilmiştir. Bulgular: Çalışmaya dahil edilen 1852 hastanın %57'si erkek olup ortanca yaş 31 aydır (1-210 ay). Besinlerle deri testi için en sık üç endikasyon sırasıyla atopik dermatit (AD), besinle ürtiker/anjioödem ve besin proteini ilişkili enterokolit sendromudur. Atopik dermatit için besinle test yapılan hastaların test sırasında üçte birinin (%31,6) aktif dermatiti olduğu görülmüştür. Test yapılan hastaların %20'sinin eşlik eden alerjik hastalığı olduğu, test endikasyonu dışında en sık eşlik eden alerjik hastalığın AD olduğu (%9,8) görülmüştür. Test sırasında; eşlik eden AD'i olan hastaların %5,5'inin aktif lezyonu olduğu, astımı olan hastaların %70'inin tam kontrollü olduğu, alerjik riniti olan hastaların %82,5'nin asemptomatik olduğu görülmüştür. Besinlerle prik/prik-to-prik yapılan hastaların üçte ikisine (%60,5) eş zamanlı diğer alerjenlerle DPT uygulanmıştır. Çalışma süresince hastalara toplam 8452 adet prik ve prik-to-prik test uygulanmıştır (sırasıyla 7833 ve 619 adet). En sık prik test yapılan üç besin sırasıyla yumurta beyazı, inek sütü ve yumurta sarısı iken, prik-to-prik test yapılan en sık üç besin sırasıyla ceviz, kırmızı mercimek ve antep fıstığıdır. Hastaların izleminde %11,2'sine aynı ya da farklı besinlerle tekrar prik ve/veya prik-to-prik test uygulandığı görülmüştür. Tekrar testlerin %70'i sorumlu besine karşı tolerans gelişiminin değerlendirilmesi amacıyla yapılmıştır. Test yapılan hastaların %0,16'sında (n=3) sistemik reaksiyon (SR), %0,05'inde anafilaksi (n=1) geliştiği görülmüştür. Sorumlu besinlerin 2 hastada baklagil, bir hastada balık olduğu ve her üç hastada da SR'un prik-to-prik test sonrası ortaya çıktığı tespit edilmiştir. Balıkla SR gelişen hastada ilk testte, diğer iki hastada sorumlu besin/besinlerle tekrar yapılan prik-to-prik test sırasında SR gelişmiştir. Hastaların hiç birinde prik teste bağlı SR görülmemiştir. Sonuç: Çalışmamızda 10 yıllık sürede tek merkezde, sadece besinlerle deri testine bağlı SR gelişimi değerlendirilmiş ve besinlerle hem SR hem de anafilaksi oranı oldukça düşük bulunmuştur. Çalışmamızda SR'ların tamamı prik-to-prik test sırasında meydana gelmiştir. Dolayısıyla erken tip besin alerjilerinin tanısında birinci basamak testler olan DPT'leri oldukça güvenli testlerdir. Ancak yine de test öncesi SR görülme ihtimali özellikle prik-to-prik test uygulanacak hastalarda göz önüne alınmalıdır. Atopik dermatiti olan, yaşı küçük olan ve eş zamanlı çok sayıda test uygulanan hastalarda SR gelişme olasılığı akılda tutulmalıdır.