Heinrich Heine'nin "Almansor" Adlı Trajedisinin Kültürlerarasılık Yönüyle Analizi
Tezin Türü: Doktora
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Gazi Üniversitesi, Gazi Eğitim Fakültesi, Yabancı Diller Eğitimi, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2024
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: Mehmet Selim YARGIN
Danışman: Özlem Fırtına
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:19. yüzyıl Alman edebiyatının önemli yazarlarından biri olan Heinrich Heine (1797-1856) Yahudî kökenli bir aileden gelmesi ve sonradan yazarlık mesleğini pürüzsüz sürdürebilmek amacıyla Hristiyanlık dinine geçmesi gibi, farklı dinlere, inançlara yakınlık duyması ile de öne çıkmaktadır. Hayatının bir kısmını vatanı Almanya'da ve geri kalan kısmını da Fransa'da geçirmesi de yazarın kültürlerarasılık yönüne işaret etmektedir. Şair olarak başarılı olan Heine'nin tüm eserleri arasında günümüze dek hak ettiği ilgiyi görememiş olan "Almansor" adlı trajedisi bu çalışmada kültürlerarasılık yönüyle analiz edilmektedir. Heine, bu trajik eserinde, aslında aynı tarzda yaşamak isteyen insanların, ön yargılardan, kasıtlı veya kasıtsız olarak ortaya atılan yanlış olan bilgilerin doğrulukları iyice araştırılmadan gerçek olarak kabullenmelerinden dolayı, hem kendilerini ve hem de istikballeri olan çocuklarını yanlış yollara hatta felaketlere nasıl sürüklediklerini çok ibretli bir tarzda, konuyu tarihi verilerle donatarak, mükemmel bir şekilde kaleme almıştır. Heine bu trajik eserinde, kültürlerarasılık bağlamında, çok kültürlü bir hayatın ve birlikte yaşamanın tolerans, anlayış, hoşgörü, hatta tahammül sınırları içinde, empati yapmak suretiyle, mümkün olduğunu ifade etmektedir. Heine problemin bir kültürler çatışması veya bir inançlar çatışması olmadığını, bilakis dinî değerlerin şahsi menfaatler için bazı kötü niyetli insanlar tarafından kötüye kullanıldığını, içeride asabiyet, taht ve kabile kavgaları, dışarıda ise, özellikle ön yargılardan kaynaklandığını açık bir şekilde dile getirmektedir. Günümüze dek bu eser üzerine yapılmış bilimsel çalışmaların yok denecek kadar az olması nedeniyle, bu çalışma ile bu alanda bir ilk gerçekleşmektedir. Özellikle Türkiye'deki üniversitelerde bu konuya ilişkin hiçbir araştırma olmaması nedeniyle, bu tez ile büyük bir boşluğun doldurulması beklenmektedir.