Karotis Arter Plaklarında Ateroskleroz Göstergelerinin Araştırılması: Ultrasonografik Vektör Akım,Duvar Akım Gerilimi ve Sertlik Katsayısı Analizleri


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Gazi Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Dahili Tıp Bilimleri, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2025

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: NEZİH YAYLI

Danışman: Atiye Cenay Karabörk Kılıç

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

İnme dünya çapında ikinci en yaygın ölüm sebebi ve aynı zamanda en sık ikinci morbidite nedenidir. İnmenin yaklaşık %90'ı iskemi nedenli olup, iskemik inmenin %20'si büyük damar aterosklerozu kaynaklıdır. Aterosklerotik karotis arter hastalığı (AKAH) semptomatik seyrettiğinde yüksek morbidite ve mortalite oranlarına yol açması ve genellikle asemptomatik seyretmesi nedeniyle erken teşhisinin ve teşhis sonrası takibinin titizlikle yapılması gereken bir hastalıktır. Çalışmamızda, Mayıs 2024 ile Temmuz 2024 tarihleri arasında, 18 yaşından büyük, aterosklerotik karotis arter hastalığı olan 90 gönüllü hasta karotis Doppler ultrasonografi ve yeni ultrasonografi parametreleri olan Vektör akım görüntüleme (VFI) ve Radyofrekans temelli kantitatif damar sertliği analizi (RVQS) teknikleri ile değerlendirilmiştir. Çalışmamızla aterosklerotik plak düzeyindeki kompleks hemodinamik değişiklikleri değerlendirerek; bu hemodinamik parametrelerin, darlık düzeyi ve plak lokalizasyonlarına göre değişimlerini ortaya koymayı amaçladık. Aterosklerotik plaklar ekopaternlerine göre 5 grupta sınıflandırılmış olup plak uzunlu ve kalınlıkları da ölçülmüştür. Lezyonlar, Doppler US değerlendirmede SRU konsensusuna göre 3 darlık grubuna (<%50, %50-69 ve ≥%70) ayrılmıştır. 2. ve 3. darlık grupları DSA, BTA ve MRA görüntüleme ile NASCET yöntemi kullanılarak doğrulanmıştır. Ardından plak düzeyinde ölçülen hemodinamik parametreler olan WSS, TUR, TAT, HC, PWV analiz edilmiştir. Ayrıca hastaların demografik verileri de detaylandırılmış ve kaydedilmiştir. Ardından bu hemodinamik değişikliklerin darlık derecesine ve plak düzeylerine göre değişimleri araştırılmıştır. Lüminal hemodinamik akım parametreleri WSS, TUR ve TAT ile değerlendirilirken; HC ve PWV değerleri, plak ve proksimal arter segmentinde arter sertliğinin detaylı analizini sağlamıştır. Bu yönüyle, çalışmamız hem damar lümeninde hem de damar duvarında meydana gelen hemodinamik değişiklikleri yeni ultrasonografi parametrelerini kullanarak kapsamlı bir şekilde değerlendiren ilk çalışma olma niteliği taşımaktadır. Plak tepe düzeyi ve distal kesiminde ölçülen WSS, TUR ve TAT parametreleri ile, plak ve CCA düzeyinden ölçülen sertlik parametrelerinin (HC ve PWV) darlık derecesine göre istatistiksel olarak anlamlı farklılıklar gösterdiğini saptadık (p<0,05 ile p<0,001 arasında) . ≥ %70 darlık tespiti için WSS mean ve TUR parametrelerinin yüksek duyarlılık ve özgüllüğe sahip olduğunu tespit ettik (sırasıyla duyarlılık %96,8 ve %80,6, özgüllük %94,7 ve %74,6). Ayrıca, ≥%70 darlık öngörüsünde diğer karotis arter darlığı risk faktörleri (hiperlipidemi, sigara kullanımı, PAH) ile VFI ve RVQS parametrelerinin birlikte değerlendirildiği lojistik regresyon analizinde, WSS ve TUR parametrelerinin bağımsız risk faktörleri olduğunu gösterdik (sırasıyla p<0,001 ve p<0,05 ). Plak konumuna göre hemodinamik parametrelerin değişkenliğini analiz ettiğimizde, plak tepe düzeyinde en yüksek WSS max ve mean değerlerinin ölçüldüğü, plak distal kesiminde ise plak proksimal kesimine kıyasla TUR ve TAT değerlerinde belirgin bir artışın gözlemlendiğini tespit ettik (p<0,001). VFI parametreleri arasındaki ilişkileri değerlendirdiğimizde; plak proksimal kesiminde proaterojenik süreçleri destekler nitelikte, WSS ve TAT değerleri ile negatif ilişki saptadık (r=-0,21, p<0,044). Plak tepe düzeyi ve plak distal kesimde ise WSS ve türbülans parametreleri arasında plak rüptür riskini işaret eden pozitif bir ilişki gözlemledik (p<0,05 ile p<0,001 arasında). Plak düzeyinde ölçülen PWV ve HC değerlerinin darlık derecesi ile pozitif yönde ilişkili olduğu belirledik, (p<0,05 ile p<0,001 arasında) ancak bu parametrelerin %70 üzeri darlık tespitinde duyarlılık ve özgüllüğünün sınırlı olduğunu gözlemledik. Plak ve CCA düzeyinde; darlık derecesi ile birlikte artan arteriyel sertliğin, damar duvarının elastikiyet kaybına yol açarak remodeling sürecine katkıda bulunduğunu gösterdik. Plak tipleri ile WSS mean değeri arasında negatif yönde ilişki gösterdik (r=-0,237, p=0,024). Bu bulgu WSS mean değerlerinin kırılgan plak tesbitinde kullanılabileceğini göstermektedir. Ayrıca WSS mean değerleri ile iskemik inme arasında istatistiksel olarak anlamlı, pozitif yönde ilişki bulduk (r=0,225, p=0,033). Bu ilişkiyi inme için diğer risk faktörleri olan parametreleri de dahil ederek yaptığımız lojistik regresyon analizi ile test ettiğimizde, WSS mean parametresini, inme için bağımsız değişken olarak tespit ettik (p=0,005). Bu çalışma, hemodinamik parametrelerin AKAH ve KAD değerlendirilmesindeki rolünü netleştiren ve WSS ile TUR parametrelerinin, darlık öngörüsünde Doppler ultrasonografinin tanısal doğruluğunu artırmada potansiyel katkılarını vurgulayan özgün bir yaklaşım sunmaktadır. Geniş hasta popülasyonlarında yapılacak ileri çalışmalarla bu parametrelerin klinik uygulamadaki etkinliğinin daha da pekiştirilebileceği düşünülmektedir. Anahtar kelimeler; Aterosklerotik karotis arter hastalığı, karotis arter darlığı, Vector Flow Imaging, Radio-Frequency Vessel Quantitative stiffness, Wall Shear Stress