Nazal polipoziste ORMDL3 (orosomucoid like 3) gen ekspresyon düzeylerinin ve genetik polimorfizmlerin araştırılması


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Gazi Üniversitesi, Tıp Fakültesi, KULAK BURUN BOĞAZ VE BAŞ-BOYUN CERRAHİSİ ANABİLİM DALI, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2019

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: AYÇA AYDIN

Danışman: YUSUF KIZIL

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Nazal polipozis, nazal kavite ve paranazal sinüs mukozasının kronik inflamasyonu sonucunda gelişen, çoğunlukla lateral nazal duvardan kaynaklanan benign mukozal çıkıntılarla karakterize bir hastalıktır. Toplumdaki nazal polip prevalansı %1-4 arasında değişmektedir. Nazal polipozis; sık görülen, günümüzde hem medikal hem cerrahi yöntemlerle tedavi edilmeye çalışılan ve tedavisi sırasında güçlüklerle karşılaşılan, sıklıkla nükslerin görüldüğü ve sosyal yaşamı etkileyen bir hastalıktır. Etiyolojisi multifaktöriyeldir, hastalığın ortaya çıkışında çevresel ve genetik faktörler rol oynamaktadır. Bu çalışmada; etyopatogenezi net olarak aydınlatılamamış olan nazal polipozisin genetik altyapısı ve astımla olan güçlü ilişkisi göz önünde bulundurularak, astım gelişmesinde rolü kanıtlanmış olan ORMDL3 geni nazal polipoziste incelenmiştir. Bu amaçla; Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Kulak Burun Boğaz Hastalıkları polikliniğine başvuran 25 nazal polipozisli hasta ve 29 sağlıklı kişi kontrol grubu olarak çalışmaya dahil edilmiştir. Alınan nazal polip ve alt konka örneklerinde ORMDL3 genine ait tek gen nükleotid polimorfizmleri, ORMDL3 mRNA ekspresyon düzeyleri incelenmiş ve immünhistokimyasal yöntemle ORMDL3 protein tayini yapılmıştır. RS8076131, RS12603332, RS17608925, RS3169572 ve RS17608925 DNA sekanslarında genotipleme yapılmış, iki grup karşılaştırıldığında RS8076131, RS12603332, RS17608925 ve RS3169572 bölgelerinde anlamlı sayılabilecek nükleotid değişimi saptanmamıştır. Sadece RS17608925 bölgesinde görülen TT CT (T:timin; C:sitozin) değişiminin anlamlı olarak kabul edilebileceği düşünülmüştür. (p=0,05) ORMDL3 mRNA ekspresyon seviyeleri açısından, polip örnekleri ile aynı gruptan alınan alt konka örnekleri ve kontrol grubundan alınan alınan konka örnekleri arasında istatistiksel olarak anlamlı fark saptanmıştır. (p<0,05) Polip dokusunda ORMDL3 geninin mRNA düzeyinde hem aynı hastaların alt konkasına göre, hem de sağlıklı kontrol grubuna göre daha fazla ifadelendiği görülmüştür. Konka grupları arasında ise mRNA ekspresyonu açısından fark görülmemiştir. ORMDL3 geninin dokularda protein düzeyinde ifadelenmesini incelemek amacıyla immünhistokimyasal çalışma yapılmıştır. Anti-ORMDL3 antikoru ile yapılan bu çalışmada, dokular arası boyanma şiddetini kantitatif olarak belirleyebilmek amacıyla bir büyük mikroskobik büyütme alanında (BBA) (400x) en yoğun boyanan intraepitelyal inflamatuar hücre sayısı, bir BBA' da stromada en yoğun boyanan inflamatuar hücre sayısı ve bütün alandaki inflamatuar hücre sayısının yüzdesi her bir örnek hesaplanmış ve dokular arası karşılaştırma bu parametrelere göre yapılmıştır. Polip örnekleri ile aynı gruptan alınan konka örnekleri ve kontrol grubundan alınan konka örnekleri arasında intraepitelyal inflamatuar hücre sayısı ve stromal inflamatuar hücre sayısı açısından istatistiksel olarak anlamlı fark saptanmıştır. (p<0,05) Konka grupları arasında bu iki IHKsal parametre açısından fark saptanmamıştır. Epitelyal boyanma açısından üç grup arasında anlamlı fark izlenmemiştir. Astım varlığının polip dokuları arasında anti- ORMDL3 ile boyanma açısından fark yaratmadığı görülmüştür. Polip dokularında IHKsal parametreler ile mRNA ekspresyon durumu arasında istatistiksel olarak anlamlı fark saptanmamıştır. Bu veriye dayanarak, polip dokularında ORMDL3 geninin mRNA ve protein olarak ifadelenmesi arasında korelasyon olmadığı yorumu yapılmıştır. Sonuç olarak; tek gen nükleotid polimorfizmi gösterilememesine rağmen, ORMDL3 geninin nazal polipoziste mRNA ve protein düzeyinde ekspresyonunun arttığı gösterilmiştir. Bilindiği kadarıyla ORMDL3 geni nazal polipoziste ilk defa çalışılmıştır. ORMDL3 geninin astımda olduğu gibi, nazal polipozis etyopatogenezinde etkili olabileği düşünülmektedir, ancak çalışma daha büyük hasta popülasyonlarında tekrarlanmalıdır.