Prostat kanserinde mikrodamar yoğunluğu, Ki-67 ve p53 ekspresyonu ile klinikopatolojik parametreler ve hasta prognozu arasındaki ilişki
Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Gazi Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Cerrahi Tıp Bilimleri, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2006
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: CENK ACAR
Danışman: TEVFİK SİNAN SÖZEN
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:ÖZETBu çalışmanın amacı, lokalize prostat kanseri nedeniyle radikal retropubikprostatektomi(RRP) uygulanan hastalarda, klinikopatolojik parametrelerle berabermikrodamar yoğunluğu (MDY), Ki-67 pozitifliği ve p53 mutasyon varlığının prognostikdeğerini araştırmaktır.Kliniğimizde, lokalize prostat kanseri nedeniyle sadece RRP uygulanan hastalardanklinik ve patolojik verilerine ulaşılabilen 69 hastanın patoloji örnekleri retrospektif olarakdeğerlendirildi. X200 büyütmede her bir Faktör VIII, CD31, CD105 pozitif hücre kümelerininen yoğun olduğu alan MDY sayımı için seçildi. p53 nükleer aktivitesi gösteren tümörhücreleri %5'den daha fazla ise pozitif olarak kabul edildi. Nükleer Ki-67 boyanma yüzdesinegatif, %1-10 arası ve %10'dan fazla olarak gruplandırıldı.Hastaların ortalama takip süresi 37 (17-106) aydı. 17 (%24,6) hastada takiplerisırasında progresyon saptandı. Progresyon gösteren hastaların patolojik evre dağılımıprogresyon göstermeyenlere göre daha ileriydi(p=0,01). Transizyonel zon PSA dansitesinin(TZPSAD) progresyon göstermeyen hastalarda gösterenlere oranla istatistiksel olarak anlamlıderecede düşük değerlere sahip olduğu saptandı(p=0.01). Çok değişkenli cox regresyonanalizine göre patolojik evre, Gleason skoru ve TZPSAD'nin progresyonsuz sağkalım içinbağımsız birer risk faktörü oldukları saptandı. Kaplan-Meier analizinde ise, yüksek patolojikevre (pT3) ve yüksek gleason skorunun (GS 8-10) hastalarda progresyona kadar geçen süreyiistatistiksel olarak anlamlı derecede kısalttığı gözlendi (p=0.003,p<0.001,sırasıyla).Sonuç olarak, RRP sonrası progresyonun önceden belirlenmesinde MDY, Ki-67boyanma yüzdesi ve p53 protein ekspresyonun, patolojik evre ve GS gibi prognostikbelirteçlerle karşılaştırıldığında ek bir katkı sağlamadığı görülmüştür.