Malik Aksel`in sanatında ulusal üslup ve kimlik arayışı
Tezin Türü: Yüksek Lisans
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Gazi Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 1997
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: HÜSEYİN MACAR
Danışman: SEMA BİLİCİ
Özet:ÖZET 18. Yüzyıl, toplumsal hayatımızda köklü değişikliklerin yaşandığı tarihsel bir süreci içerir. Bu yüzyılda, ülkenin kültürel yapılanması tamamen Batı'nın tekeline terkedilmiş, yukardan aşağı devlet eliyle sürdürülen bir çabayla, Batılı yaşam biçimi resmi devlet politikasına dönüşmüştür. Geleneksel resim sanatımız olan minyatür, zamanla kitap süsleme görevinden uzaklaşarak duvar resmine dönüşmüştür. 18. Yüzyılın son çeyreğinde, I. Abdülhamid ve III. Selim zamanında İstanbul ve Anadolu mimarisinde süsleyici bir görev üstlenen duvar resimleri, başlangıcında Türk Resim Sanatı açısından ümit verici bir gelişmeyi simgelerken, aydınlarla bütünleşemediğinden sönüp gitmiştir. Bu bağlamda, çağın ihtiyaçlarına cevap veremeyen minyatür ve onun devamı olan duvar resimleri; yerini tamamen Batı görüş ve tekniğine bırakmıştır. 19. Yüzyıldan itibaren kimi asker ressamlarımız tarafından uygulanan Batı tekniğindeki resim anlayışı, Çağdaş Türk Resim Sanatı'nda kesin bir dönüşümü simgeler. 1908 yılında ilan edilen II. Meşrutiyetin sağlamış olduğu imkanlarla Avrupa'ya giden Çallı Kuşağı (1910) ve bunu izleyen "Müstakiller'' grubu (1928) Çağdaş Türk Resim Sanatı'nın gelişimi için umut kaynağı olmuşlardır. Çallı kuşağının yarı empresyonist anlayışına karşılık "Müstakiller" grubu farklı üslupsal çıkışlarıyla dikkatleri çekmiştir. Bu grupta yer alan sanatçıların her birisi, Batı'da cereyan eden kimi sanat akımlarına göre eserler vermişlerdir.tu 1930'lu yıllar Çağdaş Reseim Sanatımızın gelişimi açısından önemli bir süreci içerir. Bu dönem, İstanbul peyzajlarının ve akademik kalıpların aşılmaya çalışıldığı Cumhuriyet Türkiyesi'nin sanat politikasını yansıtır. Ancak, kökü yarım asırdan gerilere gitmeyen Batı tekniği ve Sanat akımlarının gerçeğine uyarlanması beraberinde tartışmaları getirmiştir. Kimi sanatçılarımız Batının sanat akımları yöresel temalarla birleştirerek Çağdaş Türk Resmine ulaşılabileceğini savunurken, kimileri de Batı sanat akımlarına rağbet etmemiş, bireysel üsluplarına sadık kalarak yerel temalarla yola çıkmışlardır. İşte Malik AKSEL, 1930 kuşağı ressamlarımız arasında yer alan, sanatında ulusallığı ön planda tutan bir sanatçımızdır. O, yazar, araştırmacı, eğitimci ve ressam yönleriyle ulusal bir sanat yaratmayı hedeflemiştir. Kendi bireysel üslubundan ayrılmayan sanatçı, sanatın ihtiyaçtan kaynaklandığını savunmuş, Türk toplumun ihtiyaç ve zevklerine cevap vermeyen sanat anlayışlarım yadsımıştır. Çağdaş Türk Resim Sanatı'nın kaynağını Türk toplumunun yaşam biçiminde aramış, eserlerinde yerel temalara yer vermiştir. O, çok yönlü kişiliğini geleneksel kaynaklarımızda odaklaştırarak çağdaş resmimize yönelmiştir. Bu tezde sanatçının ulusal sanata yönelik çalışmaları ele alınmış, sanatçının düşünceleriyle uygulamaları arasında paralellik kurulmaya çalışılmıştır. Sanatçının savunmuş olduğu fikir ve görüşlerinin resimleriyle de uyum halinde olduğu sonucuna gidilmiştir.