Streptozosin ile diyabet oluşturulan farelerde sevofluran ve fullerenol C60'ın alt ekstremite iskemi reperfüzyon hasarında kalp ve akciğer üzerine etkisi


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Gazi Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Cerrahi Tıp Bilimleri, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2023

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: ENDER ÖRNEK

Danışman: Metin Alkan

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Amaç: Bu çalışmada streptozotosin ile diyabet oluşturulan farelerde sevofluran ve Fullerenol C₆₀'ın alt ekstremite iskemi reperfüzyon hasarında kalp ve akciğer üzerine etkisinin araştırılması amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntem: 46 adet farede altı tanesi hariç diğerlerine tek doz intraperitoneal streptozosin uygulanarak diyabet oluşturulmuştur. Ardından fareler 6 gruba ayrılmıştır. Gruplar kontrol (n=6), diyabet-kontrol (n=8), diyabet-iskemi (n=8), diyabet-iskemi-fullerenol C₆₀ (n=8), diyabet-iskemi-sevofluran (n=8) ve diyabet-iskemi-fullerenol C₆₀-sevofluran (n=8) olarak belirlenmiştir. Kontrol grubu ve diyabet-kontrol grubundaki farelere orta hat laparotomi yapılmış, 120 dakika sonunda fareler sakrifiye edilmiştir. Diyabet-iskemi grubundaki farelere orta hat laparotomi yapıldıktan sonra 120 dakika alt ekstremite iskemisi oluşturulmuş, ardından 120 dakika reperfüzyon yapılarak fareler sakrifiye edilmiştir. Diyabet-iskemi-fullerenol C₆₀ grubunda işlem öncesi farelere intraperitoneal olarak 100 μg/kg fullerenol C₆₀ uygulanmıştır. 30 dakika beklenerek orta hat laparotomi yapıldıktan sonra 120 dakika alt ekstremite iskemisi oluşturulmuş, ardından 120 dakika reperfüzyon yapılarak fareler sakrifiye edilmiştir. Diyabet-iskemi-sevofluran grubundaki farelere orta hat laparotomi yapıldıktan sonra 120 dakika alt ekstremite iskemisi oluşturulmuş, ardından 120 dakika reperfüzyon yapılarak fareler sakrifiye edilmiştir. İskemi ve reperfüzyon süresince bu gruptaki farelere belirli oranda sevofluran ve oksijen verilmiştir. Diyabet-iskemi-fullerenol C₆₀-sevofluran grubunda işlem öncesi farelere intraperitoneal olarak 100 μg/kg fullerenol C₆₀ uygulanmıştır. 30 dakika beklenerek orta hat laparotomi yapıldıktan sonra 120 dakika alt ekstremite iskemisi oluşturulmuş, ardından 120 dakika reperfüzyon yapılarak fareler sakrifiye edilmiştir. Bu gruptaki farelere de iskemi ve reperfüzyon süresince belirli oranda sevofluran ve oksijen verilmiştir. Sakrifiye edilen tüm farelerin akciğer ve kalpleri alınarak dokularda biyokimyasal ve histolojik değerlendirme yapılmıştır. Bulgular: Kalp doku örneklerinin histolojik incelemesinde nekroz ve eozinofil sayısının iskemi reperfüzyon uygulanan gruplarda kontrol grubuna göre arttığı, DİR'e göre ise DİR-S, FUL-DİR ve FUL-DİR-S gruplarında anlamlı olarak azaldığı gösterilmiştir. Benzer şekilde ödem ve polimorfonükleer lökosit infiltrasyonunun iskemi reperfüzyon hasarı uygulanan gruplarda arttığı gösterilmiştir. DİR grubuna kıyasla FUL-DİR grubunda polimorfonükleer lökosit sayıları, FUL-DİR ve FUL-DİR-S gruplarında ise ödemin anlamlı olarak azaldığı tespit edilmiştir. Çizgilenme kaybı ve mikroskobik kanama bulgularında gruplar arasında anlamlı bir farklılık saptanmamıştır. Toplam hasar skorunda ise DİR-S, FUL-DİR ve FUL-DİR-S gruplarında DİR'e göre anlamlı azalma gösterilmiştir. Akciğer doku örneklerinin histolojik incelemesinde alveolar hemoraji, vasküler konjesyon ve polimorfonükleer lökosit infiltrasyonu bulgularının iskemi reperfüzyon ile arttığı gösterilmiştir. DİR grubuna kıyasla DİR-S, FUL-DİR ve FUL-DİR-S gruplarında bu bulguların anlamlı derecede azaldığı tespit edilmiştir. İskemi ile artan alveolar duvar ödeminin de FUL-DİR ve FUL-DİR-S gruplarında DİR'e göre belirgin derecede azaldığı gösterilmiştir. Benzer şekilde akciğer hasar skorunun iskemi ile artığı, DİR-S, FUL-DİR ve FUL-DİR-S gruplarında ise DİR'e göre anlamlı derecede azaldığı gözlemlenmiştir. Kalp dokusu örneklerinin biyokimyasal değerlendirmesinde TAS düzeyi DİR grubunda kontrol ve D gruplarına göre anlamlı düşük olarak bulunmuştur. Ayrıca DİR grubunda D grubuna göre de TAS düzeyi anlamlı olarak düşük saptanmıştır. TOS düzeyleri ise DİR grubunda kontrol ve D gruplarına göre anlamlı artmış olarak bulunmuştur. Ayrıca FUL-DİR ve FUL-DİR-S gruplarında DİR grubuna göre TOS düzeyi anlamlı azalmış olarak saptanmıştır. OSİ düzeyi kıyaslandığında DİR ve DİR-S gruplarında K grubuna göre anlamlı artış görülmüştür. Ayrıca DİR-S, FUL-DİR ve FUL-DİR-S gruplarında DİR grubuna göre OSİ anlamlı azalmış olarak saptanmıştır. PON-1 enzim aktivitesi DİR, DİR-S, FUL-DİR ve FUL-DİR-S gruplarında K grubuna göre anlamlı artmış olarak bulunmuştur. Benzer olarak PON-1 enzim aktivitesi DİR, DİR-S, ve FUL-DİR-S gruplarında K grubuna göre anlamlı artmış olarak izlenmiştir. Ayrıca DİR-S, FUL-DİR ve FUL-DİR-S gruplarında DİR grubuna göre PON-1 enzim aktivitesi düzeyinin anlamlı olarak azaldığı tespit edilmiştir. Akciğer doku örneklerinin biyokimyasal değerlendirmesinde TAS düzeyi DİR, DİR-S ve FUL-DİR-S gruplarında K grubuna göre anlamlı düşük olarak bulunmuştur. Benzer şekilde TAS düzeyi DİR ve DİR-S gruplarında D grubuna göre anlamlı düşük olarak saptanmıştır. Ayrıca DİR grubunda FUL-DİR ve FUL-DİR-S gruplarına göre TAS düzeyi anlamlı olarak yüksek izlenmiştir. TOS düzeyi kıyaslandığında DİR ve DİR-S gruplarında K grubuna göre anlamlı artış gözlenmiştir. TOS düzeyi DİR grubunda D grubuna göre anlamlı artmış olarak izlenmiştir. Ayrıca DİR-S, FUL-DİR ve FUL-DİR-S gruplarında DİR grubuna göre TOS düzeyinde anlamlı azalma saptanmıştır. Gruplar akciğer dokusu OSİ düzeyleri DİR, DİR-S ve FUL-DİR-S gruplarında K grubuna göre anlamlı artmış olarak bulunmuştur. Benzer şekilde OSİ düzeyi DİR grubunda D grubuna göre anlamlı artmış olarak saptanmıştır. Ayrıca DİR-S, FUL-DİR ve FUL-DİR-S gruplarında DİR grubuna göre OSİ'de anlamlı olarak azalma izlenmiştir. Akciğer dokusunda PON-1 enzim aktivitesi DİR grubunda K ve D gruplarına göre anlamlı artmış olarak bulunmuştur. Ayrıca DİR-S, FUL-DİR ve FUL-DİR-S gruplarında DİR grubuna göre PON-1 enzim aktivitesi düzeyinin anlamlı olarak azaldığı tespit edilmiştir. Sonuç: Alt ekstremite iskemi reperfüzyon hasarına bağlı akciğer ve kalpte oluşan uzak organ hasarı, sevofluran ve fullerenol C₆₀ molekülleri ile önemli ölçüde azaltılabilmektedir.