Orta-şiddetli akne vulgaris hastalarında oral isotretinoin ile çinko ve oral isotretinoin kombinasyonunun etki, yan etki ve oksidatif stres göstergeleri yönünden karşılaştırılması
Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Gazi Üniversitesi, Tıp Fakültesi, DERİ VE ZÜHREVİ HASTALIKLAR ANABİLİM DALI, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2022
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: AYŞEGÜL SATILMIŞ KAYA
Danışman: NİLSEL İLTER
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Akne vulgaris, toplumda sık görülen, pilosebase birimin kronik inflamatuar bir hastalığı olup, orta ve şiddetli aknenin tedavisinde isotretinoin en etkili seçeneklerden birisidir. İsotretinoinin yarattığı oksidatif stres ile ilgili gün geçtikçe daha fazla çalışma yayınlanmaktadır. Çalışmamızın amacı çinkonun düşük doz isotretinoine ek kullanımının tek başına düşük doz isotretinoin kullanımı ile oksidatif stres, yan etki, kan parametreleri ve akne şiddeti üzerindeki etkilerini karşılaştırmaktır. Çalışmaya 85 hasta dahil edilmiş olup; 41 hastaya 0,3-0,5 mg/kg/gün isotretinoin ve 220 mg/gün çinko sülfat ve 44 hastaya yalnızca 0,3-0,5 mg/kg/gün isotretinoin verilerek hastalar 12 hafta süreyle izlenmiştir. Tedavi başlangıcında ve 12. haftada oksidatif stres belirteçleri olan 8-OHdG, MDA, GPx ve GSH seviyeleri ölçülmüş; bunun yanı sıra akne şiddeti ve rutin kan parametreleri incelenmiştir. Ek olarak hastaların yaşadığı deri kuruluğu, myalji, karın ağrısı, diyare ve konstipasyon şikayetleri sorgulanmış ve hastaların Vizüel Analog Skala ile 10 üzerinden yan etki şiddetini değerlendirmeleri istenmiştir. Çalışmamızın sonucuna göre 12 haftalık takipte GPx, GSH, MDA seviyelerinde gruplarda başlangıca göre istatistiksel farklılık gözlenmezken, 8-OHdG seviyesinde her iki grupta da anlamlı yükseklik saptanmıştır. Bu yükseklik, oransal olarak isotretinoin alan grupta kombinasyon grubuna göre belirgin olarak daha fazladır. Çalışmamızda kombinasyon alan grupta 12. haftada ölçülen ALT seviyesinde, yalnızca isotretinoin alan gruba göre istatistiksel olarak anlamlı bir düşüklük gözlenmiştir. Ek olarak ALT, AST ve GGT seviyelerinde; 12. haftada başlangıca göre klinik olarak anlamlı yükseklik saptanan hasta sayısının oransal olarak yalnızca isotretinoin alan grupta daha fazla olduğu görülmüştür. Çalışmamızda her iki grupta da hastaların tamamına yakınında deri kuruluğu görülmüş olup kserozis şiddeti açısından isotretinoin alan grupla kombinasyon grubu arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılık görülmemiştir. Kas ağrısı, karın ağrısı, konstipasyon sıklığı ve şiddeti açısından yine gruplar arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılık saptanmamıştır. Diyare görülen hasta sayısı az olduğundan gruplar arasında istatistiksel olarak karşılaştırma yapılamamıştır. Çalışmamızda her iki grupta da tespit edilen 8-OHdG seviyesi yüksekliği, isotretinoinin düşük dozlarının dahi DNA hasarına neden olabildiğini düşündürmüştür. Gözlenen yan etkilerin bir kısmı, isotretinoinin hücreler üzerinde yarattığı oksidatif stres sonucu gelişiyor olabilir. İsotretinoine ek olarak verilen güçlü antioksidan etkili çinkonun, oksidatif stresi azaltarak özellikle karaciğer hücreleri üzerinde koruyucu rol oynayabileceğini düşünmekteyiz. Çalışmamız isotretinoine ek olarak çinkonun verildiği ve oksidatif stresin araştırıldığı ilk 'Faz 3' insan çalışmasıdır.