Türk çocuklarının orofasiyal disfonksiyon profilinin not-S (nordic orofacial test-screening) uygulaması ile değerlendirilmesi


Tezin Yürütüldüğü Kurum: Gazi Üniversitesi, Diş Hekimliği Fakültesi, Klinik Bilimler, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2019

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: ARZU ŞÜKRAN DEMİRKIRAN

Danışman: ALEV ALAÇAM

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

yanında sosyal etkileşimin temelini oluşturan konuşmayı ve yüz ifadelerini de etkilemektedir. Bu disfonksiyonların doğru tanımlanması multidisipliner tedavilerin daha sağlıklı yürütülmesini sağlar. Nordik Orofasiyal Tarama Testi (NOT-S) kapsamlı bir ön görüşme ve klinik muayeneden oluşan yeni bir tarama yöntemidir. Bu çalışmada NOT-S Türkçe uyarlamasının geçerlilik ve güvenilirliğinin belirlenmesi ile Türk çocuklarında orofasiyal disfonksiyon profilinin değerlendirilmesi amaçlanmaktadır. Nordik Orofasiyal Tarama Testi İngilizce uyarlamasının Türkçeye kültürel uyumlanması standart protokol uygulanarak yapıldı. NOT-S geçerliliğinin ve güvenilirliğinin değerlendirilmesi için, rastgele seçilen 35 çocuğa test-tekrar test uygulaması gerçekleştirildi. Türkçeye uyarlanan NOT-S protokolü 8-14 (10,7±1,9) yaşları arasındaki 504 katılımcıya uygulandı. Katılımcıların dişlenme durumları ve oklüzyon özellikleri kaydedildi. NOT-S tarama testinin geçerliliğinin ve güvenilirliğinin önemli derecede uyumlu olduğu görüldü. Katılımcılarda yaş, cinsiyet ve dişlenme dönemi açısından anamnez, klinik muayene ve toplam NOT-S puanlarında istatistiksel olarak anlamlı farklılık saptanmadı. Maloklüzyon varlığında NOT-S puanlarının istatistiksel olarak anlamlı derecede daha yüksek olduğu görüldü (p<0,001). Dudak ısırma alışkanlığı olanların %40,4'ünde, tırnak yeme alışkanlığı olanların %31,2'sinde ve parmak emme alışkanlığı olanların %22,2'sinde maloklüzyon varlığı tespit edildi. NOT-S'in Türkçe uyarlamasının geçerliliği ve güvenilirliği kabul edildi. NOT-S ile yapılan değerlendirmede, Türk çocuklarında maloklüzyonların belirgin şekilde orofasiyal disfonksiyonlarla bağlantılı olduğu ve maloklüzyon görülen çocuklarda kötü alışkanlıkların daha yüksek oranda olduğu saptandı.