Koroner arter hastalığında kanda oksidatif stres parametreleri ve selenyum düzeylerinin klinik bulgularla ilişkisi


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Gazi Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Temel Tıp Bilimleri, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2010

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: UĞUR ERÇİN

Danışman: Ayşe Bilgihan

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Oksidatif stres, oksidanlar ve antioksidanlar arasında oksidanlar lehine bir dengesizlik olması durumu olarak tanımlanır. Bu durum zararlı biyokimyasal reaksiyonlara sebep olur ve insanlarda aterosklerozis ve buna bağlı vasküler hastalıklar, mutagenezis ve kanser, nörodejenerasyon, immünolojik bozukluklar ve hatta yaşlanma sürecinin hızlanmasını da içeren çok çeşitli kronik hastalıkların görülmesine önemli düzeyde katkıda bulunur.Serbest oksijen radikallerinin yol açtığı oksidatif hasar, protein, lipid ve nükleik asit gibi biyomolekülleri etkilediğinden; oksidatif stresin gösterilmesinde, bu biyomoleküllerin oksidatif ürünlerine yönelik testler kullanılmaktadır.Antioksidan sistemde öncelikle enzim sistemleri etkilidir. Bunlardan en önemlileri Süperoksit dismutaz, Glutatyon redüktaz, Glutatyon peroksidaz, Katalaz gibi enzimlerdir.Selenyum canlılarda etkisini selenoproteinler üzerinden göstermektedir. Antioksidan korunmada, fertilitede, kas gelişmesi ve fonksiyonlarında, tiroid hormon metabolizmasında ve immün fonksiyonlarda görev alırlar.Arteriyel ateroskleroz etyopatogenezi halen tam olarak bilinmemekle beraber, koroner ateroskleroz ve komplikasyonları patogenezinde, antioksidan savunma ve reaktif oksijen türleri üretimi arasındaki dengenin bozulmasından dolayı ortaya çıkan oksidatif stresin hayati bir rol oynadığını gösteren kanıtlar vardır.Uzun bir süredir kardiyovasküler hastalıkların önlenmesi ile selenyum ilişkilendirilmektedir. İnsanlarda ve deneysel olarak hayvanlarda selenyum ile kadiyomiyopatinin ilişkisi gösterilmiştir. Ancak, aterosklerotik kalp hastalığı ile selenyum ilişkisi henüz tartışmalıdır.Biz bu çalışmamızda; Koroner arter hastalığı şüphesiyle koroner anjiografi yapılan hastaları, bir stenoz skorlaması olan Gensini skorlama sistemi ile hastalığın derecesine göre üç gruba ayırdık. Gensini skoru 0-4 arasında olan hastaları kontrol grubu(Grup-I) olarak aldık. Gensini skoru 5-35 arasında olan hastaları Grup-II ve Gensini skoru >35 olan hastaları da Grup-III olarak adlandırdık.Çalışmamız sonucunda koroner arter hastalığı derecesi ile AOPP ve MDA düzeyleri arasında bir ilişki belirledik. Koroner arter hastalığının derecesi arttıkça bu parametrelerin düzeylerinde de artma gözlenmiş olup bu parametrelerin koroner arter hastalığında prognoz göstergesi olarak kullanılabileceği düşünülmüştür.Çalışmamızda antioksidan parametreler arasında yer alan, GSH-Px, GSH-R aktivitesi ve GSH düzeyleri ile koroner arter hastalığı derecesi arasında ters ilişki gözlenmiştir. Elde ettiğimiz bu sonuç bize bu parametrelerin koroner arter hastalığı derecesinin ilerlemesini önlemede önemli katkıları olabileceği fikrini vermiştir.Çalışmamızda yer alan parametrelerden GSH-R ile GSH-Px arasında güçlü pozitif korelasyon, GSH-R ile AOPP arasında zayıf negatif korelasyon, GSH-Px ile AOPP arasında da güçlü negatif korelasyon olduğu gözlenmiştir.Yine antioksidan parametreler arasında yer alan ve çalışmamızda yer verdiğimiz selenyum düzeyleri ile koroner arter hastalığı derecesi arasında bir ilişkiye rastlamadık. Literatürde de bu konu ile ilgili bir fikir birliğine rastlanılmamıştır. Selenyum ile koroner arter hastalığı arasında bir ilişki olup olmadığını ortaya koyabilmek için daha çok sayıda geniş katılımlı çalışmalara ihtiyaç olduğu sonucuna varılmıştır.