Perikondrium ve periost greftlerinin kıkırdak oluşturma kapasitelerinin karşılaştırılması ve okside selülozun rejenerasyona etkileri


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Gazi Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Cerrahi Tıp Bilimleri, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2003

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: ALPER SARI

Danışman: OSMAN LATİFOĞLU

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Kıkırdak eksikliklerinin onarılmasında en sık kullanılan ve altın standart olarak kabul edilen seçenek otojen kıkırdak greftlerinin kullanılmalarıdır. Ancak, vücutta kıkırdak grefti alınabilecek alanlar kısıtlıdır. Perikondrium ve periostun osteokondrojenik kapasiteleri ise uzun yıllardır bilinmektedir. Bu dokuların greft olarak kullanımları ile değişik koşullar altında, değişik miktar ve kalitede kıkırdak dokusu elde etmenin mümkün olduğu da bazı çalışmalar ile gösterilmiştir. Çalışmamızda 1,4 x 2,4 cm boyutlu kulak perikondrium (Grup 1) ve kafatası periost (Grup 2) greftleri kendi üzerlerine katlanıp, kenarlarından dikilerek kapalı cep haline getirilmeleri sonrasında içlerine otojen kan enjeksiyonu yapılarak, karında kas fasyası altı plana nakledilmişlerdir. Ayrıca, 0,8 x 0,8 cm boyutlu okside rejenere selüloz (Şurgicel ®), sırasıyla yine aynı özellikte hazırlanmış perikondrium (Grup 3) ve periost (Grup 4) greftlerinin içine yerleştirilip, bunlar da aynı işlemler sonrasında aynı doku planına nakledilmişlerdir. 6 haftalık takip sonrasında greftler çıkartılmış, hacimleri su taşırma yöntemi ile, ağırlıkları hassas terazi ile ve içlerinde oluşan kıkırdak dokusu ve olgunluğu da histolojik çalışmalar ile değerlendirilmiştir. İstatistiksel olarak grupların hacim ölçümleri arasında anlamlı fark olmamasına ve ağırlık ölçümlerinde okside selüloz içeren grupların daha ağır olarak bulunmalarına karşın, histolojik çalışmalar ile perikondrium greftlerinin, periost greftlerine göre daha fazla miktarda ve daha olgun kıkırdak içerdikleri tespit edilmiştir. Okside selüloz ise kıkırdaklaşmayı bozmamakla birlikte, arttırıcı etkiye de sahip olamamış, yalnızca ortamda fibröz dokunun daha yaygın görülmesine neden olmuştur. Ayrıca histomorfometrik çalışmalar ile yapılan hacim ölçümleri de göstermiştir ki, su taşırma yöntemiyle ölçülen greft hacim değerleri, greftlerin içinde gelişen olgun kıkırdak hacmini yansıtmamaktadır.