Metabolik disfonksiyonla ilişkili steatotik karaciğer hastalığının (masld), noninvaziv skorlar, serum biyobelirteçleri ve ultrasonografiye dayalı kantitatif karaciğer yağ ölçümü ile değerlendirilmesi


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Gazi Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Temel Tıp Bilimleri, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2025

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: LEYLA IBRAHIMKHANLI

Danışman: Kübranur Ünal

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Metabolik Disfonksiyonla İlişkili Steatotik Karaciğer Hastalığının (MASLD), Noninvaziv Skorlar, Serum Biyobelirteçleri ve Ultrasonografiye Dayalı Kantitatif Karaciğer Yağ Ölçümü ile Değerlendirilmesi Bu çalışmanın amacı, Metabolik Disfonksiyonla İlişkili Steatotik Karaciğer Hastalığı (MASLD) olan bireyler ile kontrollerde serum biyobelirteçleri (TIMP-1, PIIINP, HA, FGF-21) , kinürenin yolu metabolitleri, noninvaziv skorlar (ELF, FIB-4, NFS, APRI, FLI), ultrasonografik parametreler (hepatosteatoz derecesi, USFF (%)) , BİA ve antropometrik ölçümlerin düzeylerini karşılaştırmak ve bu göstergelerin MASLD'yi öngörmedeki tanısal performanslarını değerlendirmektir. Ek olarak disglisemi varlığının bu göstergeler üzerindeki etkisi incelenmiştir. Çalışmaya 20–69 yaş aralığında prediyabet/yeni tanı tip 2 DM ile normoglisemik gönüllüler dâhil edildi. USG'de hepatosteatoz derecesi ≥1 olan ve en az bir kardiyometabolik risk faktörü bulunan bireyler MASLD olarak tanımlandı. Toplam 90 katılımcı (MASLD n=62, kontrol n=28) çalışmaya alındı; her bir grup glisemik duruma göre disglisemik ve normoglisemik alt gruplara ayrıldı. Açlık kan örneklerinden biyobelirteçler ve kinürenin yolu metabolitleri ölçüldü, noninvaziv skorlar hesaplandı; ultrasonografik veriler, BİA göstergeleri ve antropometri kaydedildi. Tüm veriler uygun istatistiksel yöntemlerle analiz edildi. USFF (%), MASLD tanısını öngörmede çok iyi performans göstermiştir (AUC=0,919). USFF (%) ile USG'de nitel olarak değerlendirilen hepatosteatoz derecesi arasında güçlü bir korelasyon bulunması (r=0,625, p<0,001), MASLD'de bu kantitatif ölçümün (USFF) tercih edilebileceğini desteklemektedir. Noninvaziv skorlar içinde FLI'nin yüksek tanısal performansı sergilemesi (AUC=0,854) ve ultrasonografik parametrelerle, antropometrik ölçümler ve BİA parametreleri pozitif korelasyon göstermesi;FLI'nın santral/visseral adiposite yükünü yakından yansıttığını düşündürmektedir. TIMP-1 (ng/mL) ve HA (ng/mL) düzeyleri MASLD grubunda kontrol grubuna kıyasla anlamlı olarak daha yüksek olup fark özellikle disglisemik MASLD'de belirginleşmiştir. Beklenenin aksine, TIMP-1/HA ile ne disglisemi/lipid göstergeleri ne de ultrasonografik parametreler arasında anlamlı korelasyon saptanmamıştır. Nitekim, çalışmamızda değerlendirilen fibrozisle ilişkili kabul edilen diğer biyobelirteçler (FGF-21(ng/mL), PIIINP(ng/mL)) ile non-invaziv fibrozis skorlarından NFS dışındakiler (ELF, FIB-4, APRI) MASLD ile anlamlı ilişki göstermemiştir. Bulgularımız, kohortumuzda ileri fibrozisin yaygın olmadığını; aksine steatoz ağırlıklı ve düşük fibrozis yüküne sahip bir fenotipi işaret etmektedir. MASLD taramasında steatoz açısından FLI ile ilk değerlendirme yapılması ve USFF (%) ile doğrulama/izlem yaklaşımı çalışmamız tarafından desteklenmektedir. Ayrıca BİA parametrelerinden gövde yağ kütlesi ve vücut yağ kütlesinin; MASLD'de tanısal değerlendirmeye anlamlı katkı sunduğu ve gelecekte kardiyometabolik risk sınıflamasında kullanılmaya aday göstergeler olabileceği düşünülmektedir.